Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Tercan ilçesi, son yarım yüzyılda yaşadığı nüfus kaybıyla dikkat çekiyor. 1950 yılında 46 bin 151 kişiye ulaşarak tarihî zirvesini gören ilçe nüfusu, aradan geçen yıllarda sürekli gerileyerek 2025 itibarıyla 16 bin 145 kişiye düştü. Bu tablo, yaklaşık yüzde 65’lik bir azalmaya işaret ediyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Erzurum’a bağlı olan, 1938’de Erzincan’a bağlanan Tercan, 20’nci yüzyıl ortalarına kadar bölgenin en önemli yerleşim merkezlerinden biri konumundaydı. 1927 yılında yapılan ilk genel nüfus sayımında 33 bin 852 kişinin yaşadığı ilçede, 1950’ye kadar düzenli bir artış görüldü. Ancak 1954’te Çayırlı’nın, 1990’da ise Otlukbeli’nin ilçe statüsü kazanmasıyla idari sınırlar daraldı ve nüfus kaybı hızlandı.
İdari değişikliklerin yanı sıra, özellikle 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren artan iç göç hareketleri demografik yapıyı köklü biçimde değiştirdi. İlçeden başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyükşehirlere; yurt dışında ise Almanya, Fransa, Hollanda ve İsviçre’ye göçler gerçekleşti. Bu süreçte genç ve çalışma çağındaki nüfusun ilçeden ayrılması, nüfus yapısında yaşlanmaya ve kadın nüfus oranının artmasına yol açtı.
2000 yılında 33 bin 640 olan ilçe nüfusu, 2010’da 20 bin 72’ye, 2015’te 17 bin 318’e ve 2025’de 16 bin 145’a kadar geriledi. Aynı dönemde kilometrekare başına düşen kişi sayısı da 21’den 10’a düştü. Bu oran, Türkiye ortalaması olan 104 kişinin oldukça altında. Erzincan il genelinde ise nüfus yoğunluğu 20 kişi civarında bulunuyor.
Köy yerleşimlerinde de benzer bir tablo göze çarpıyor. İlçede 70 köy ve 121 bağlı yerleşme bulunmasına rağmen, bu yerleşimlerin önemli bir bölümü büyük ölçüde terk edilmiş durumda. Ortalama köy nüfusu 133 kişi seviyesinde kalırken, 33 köyde 50’nin altında nüfus yaşıyor. En kalabalık köy 391 kişilik nüfusuyla Başbudak olurken, bazı köylerde nüfus tek haneye kadar düşmüş durumda.
Uzmanlar, ilçedeki nüfus kaybının temel nedenleri arasında ekonomik çeşitliliğin sınırlı olmasını, tarım ve hayvancılığa dayalı yapının yeterince dönüşememesini ve genç nüfus için istihdam olanaklarının dar kalmasını gösteriyor. İlçenin önemli bir ulaşım hattı üzerinde bulunmasına rağmen, bu avantajın sanayi ve üretim yatırımlarına yeterince yansımadığı belirtiliyor.
Tercan örneği, Doğu Anadolu’daki kırsal çözülmenin somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Yarım asrı aşan göç süreci, sadece nüfus rakamlarını değil; eğitimden ekonomiye, sosyal yapıdan yerleşim düzenine kadar birçok alanı doğrudan etkiliyor. İlçede kalan nüfusun büyük bölümünü orta ve ileri yaş grupları oluştururken, genç nüfus oranındaki azalma geleceğe yönelik planlamalar açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.