AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, Erzincan gazeteciler Cemiyetinde gazetecilerle buluştu.
Acar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi.
"Bugün burada, Erzincan’da sizlerle bir araya gelmekten duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum. Yerelinden ulusalına, bu şehrin sesini, Türkiye’nin gündemini ve kamuoyunun nabzını tutan siz değerli basın mensuplarıyla aynı ortamda bulunmak bizim
için son derece kıymetli. Erzincan; tarihiyle, doğasıyla ve insanıyla müstesna bir şehir. Buraya ilk adımımızı attığımız andan itibaren gördüklerimiz de bu gerçeği bir kez daha ortaya koyuyor. Erzincan; geçmişiyle birlikte bugünü ve yarınıyla da umut veren bir şehir olmayı sürdürüyor. Eskilerin deyimiyle, “Erzincan’ın toprağına ne eksen yetişir.”
Bu söz; bereketli toprakların yanı sıra, çalışkanlığı, dirayeti ve üretkenliğiyle Erzincan insanını da anlatmaktadır. İşte böylesi bir şehirde, emeğin doğru şekilde anlatılması, yaşananların hakkıyla aktarılması da ayrı bir önem taşımaktadır. Bu
sorumluluk ise büyük ölçüde basının omuzlarındadır.

Bu noktada şunu özellikle ifade etmek isterim: Türkiye; bulunduğu coğrafya, üstlendiği rol ve muhatap olduğu meseleler itibarıyla her an değişen, son derece dinamik bir gündeme sahiptir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkça ifade ettiği gibi, “Türkiye ülkelerden bir ülke değildir,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti devletlerden bir devlet değildir.” Ülkemizde gündem, zaman zaman geceden sabaha; hatta saatler içerisinde değişebilmektedir. Bir yanda bölgesel ve küresel sıcak gelişmeler, diğer yanda iç siyasette yaşanan ciddi tartışmalar aynı anda kamuoyunun karşısına çıkmaktadır. Özellikle muhalefetin içine sürüklendiği yolsuzluk iddiaları ve bu başlıklara ilişkin ortaya çıkan yeni bilgiler, gündemin ne kadar hızlı ve yoğun biçimde şekillendiğini açıkça göstermektedir. Böylesi bir tabloda, doğru bilgiyi aktarmak ve bu sorumluluk bilinciyle yürütülen habercilik hayati bir önem taşımaktadır.

Bugün Türkiye’nin taşıdığı yükü doğru okumak gerekir. Biz, ülkemizi uluslararası masalarda temsil eden; kriz bölgelerinde inisiyatif alan, bölgesel ve küresel meselelerde sorumluluk üstlenen bir anlayışla hareket ediyoruz. Gazze’den Somali’ye, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya
uzanan geniş bir coğrafyada Türkiye’nin adı, çözümle, dengeyle ve iradeyle anılmaktadır. Böylesi bir sorumluluk alanında siyaset yapmak; günü kurtaran söylemlerle, iç tartışmalarla ya da dar gündemlerle yürütülebilecek bir iş değildir. Türkiye bugün uluslararası arenada, işlevini büyük ölçüde yitirmiş mekanizmaların üstlenmesi gereken sorumlulukları fiilen yerine getirmektedir. Gerek arabuluculuk süreçlerinde gerekse kriz anlarında, çözümün anahtarı olarak işaret edilen bir Türkiye ve Küresel Lider Recep Tayyip Erdoğan gerçeği bulunmaktadır.
Tabii içeriye dönüp baktığımızda, yerel yönetimlerle dahi baş etmekte zorlanan bir ana muhalefet gerçeği de maalesef karşımızda durmaktadır. Biliyorsunuz; ülkenin başkentine bile su vermekten aciz bir tabloyla karşı karşıyayız. İstanbul’da her gün yaşanan ulaşım
aksaklıklarını, İzmir’de körfezin durumunu ve nicelerini zaten hepiniz yakinen takip ediyorsunuz. Tüm bunlar yaşanırken, utanmadan bizleri eleştirmeyi de ihmal etmiyorlar. Bu tabloya bakınca insanın aklına Mevlânâ’nın, “Kusur arıyorsan, tüm aynalar senin.” sözü geliyor. Suriye
konusunda söz söylüyorlar; çıkıp samimiymiş gibi Gazze üzerinden siyaset yapıyorlar. Deprem bölgelerine ise artık deprem turisti olarak dahi gitmeyi bırakmışken, yolları düştüğünde yine içi boş söylemlerle algı yapıyorlar. Şunun da altını özellikle çizmek istiyorum: Bizim bu ülke için ortaya koyduğumuz icraatlar, üzülerek ifade ediyorum ki, çoğu zaman bu basiretsiz muhalefete rağmen hayata geçirilen işlerdir. Ülkemizin hayrına tek bir konuda dahi bu arkadaşların bir katkısını görmekte zorlanıyoruz. Elbette her türlü yapıcı eleştiriye açığız, buna amenna. Ancak kendi sorumluluk alanlarını, kendi eksiklerini görmezden gelerek sağa sola saldırmayı siyaset zannetmelerine de sessiz
kalmamızı beklemesinler. Millet adına, doğrusu neyse onu söylemeyi ve gereken yerde dur demeyi de çok iyi biliriz.




