Yeryüzü beyaz bir örtüyle kaplandığında, içimizdeki o çocuksu coşku tek bir harekete dönüşür: Bir avuç karı sıkıştırıp havaya fırlatmak. Bugün basit bir kış eğlencesi olarak gördüğümüz kartopu savaşları, aslında Orta Çağ gravürlerinden Antik Çağ efsanelerine kadar uzanan köklü bir insanlık kültürüdür. 19. yüzyılda Avrupa ve Kuzey Amerika’da sistemli bir oyun haline gelen bu gelenek, zamanla siperlerin kazıldığı, kalelerin inşa edildiği kolektif bir stratejiye dönüştü.
İstanbul’un "Garip" Sabahı: 17 Şubat 1935
Kartopu tarihinin en ilginç sayfası, bundan yaklaşık 90 yıl önce İstanbul'da yazıldı. Şehri felç eden, Marmara Denizi'nin kıyılarını donduran 1935 kışında, yönetim beklenmedik bir karar aldı: Kartopu oynamak yasaklandı!

Neden Yasaklandı? "Buzlu Toplar ve Şikâyetler"
Vakit gazetesinin o dönemki haberine göre, yasak sadece çocukları değil, bu hevese kapılan yetişkinleri de kapsıyordu. Yasağın arkasındaki temel nedenler şunlardı:
-
Ciddi Yaralanmalar: Kar tabakası o kadar yoğundu ki, hazırlanan kartoplarının içi adeta buz kütlesine dönüşüyordu. Bu da kol kırılmalarına ve kafa yaralanmalarına yol açıyordu.
-
Kamu Düzeni: Tramvay hatlarında ve kalabalık caddelerde oynanan oyunlar, ulaşımı ve güvenliği tehlikeye sokuyordu.
-
Cezai İşlem: Polis, kartopu atanlar hakkında zabıt tutuyor, küçüklerin ise velilerine para cezası kesiliyordu.
Gelenek Yasak Dinlemiyor!
İstanbul'da bir dönem "suç" sayılan bu eylem, aslında insanlığın doğayla kurduğu en saf bağlardan biridir. Yasakların üzerinden onlarca yıl geçti; ancak Erzincan’dan İstanbul’a, İstanbul’dan New York’a kadar kışın vurduğu her yerde bu gelenek, sosyalleşmenin ve kış neşesinin simgesi olmaya devam ediyor. Bugün bu oyun, video oyunlarından uluslararası festivallere kadar modern dünyanın her yerinde yaşıyor.
Erzincan gibi kışın "başkenti" sayılan bir şehirde, karla oynamak sadece bir oyun değil, yaşam biçimidir. Cirit sahalarından mahalle aralarına kadar her yer, bu yüzyıllık geleneğin izlerini taşır. Erzincan’ın genlerinde yüzyıllardır "yaşamın bir parçası" olarak varlığını sürdüğünü büyük bir gururla dile getiriyoruz.
Şehrimizin gözbebeği Ergan Dağı Kayak Merkezi, sadece profesyonel kayakçıların değil, geleneksel kızak tutkunlarının da buluşma noktası oluyor. Kayak merkezine ulaşamayanlar ilçe ve köy mahallerinde ağaçlardan hazırlanan kızaklarla olmadı naylonlarla zevklerimizi yaşatmaya devam ediyoruz.






