Doğu Anadolu’da Erzurum ve Erzincan ovaları arasında yer alan Tercan ilçesi, Türkiye’nin en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde bulunuyor. İlçe ve çevresi, Kuzey Anadolu Fayı’nın etkili olduğu birinci derece deprem bölgesi içerisinde yer alıyor. Jeolojik yapı itibarıyla dislokasyon hattı üzerinde bulunan Tercan Ovası, tarih boyunca birçok yıkıcı sarsıntıya sahne oldu.
Bölgenin güneyinden geçen ve Erzincan Ovası’nı batı-doğu doğrultusunda kat ederek Sansa Boğazı üzerinden Karlıova’ya kadar uzanan Kuzey Anadolu Fayı, Türkiye’nin en önemli tektonik kırık hatlarından biri olarak biliniyor. Tercan Ovası ve çevresinde bu ana faya paralel ya da dik uzanan yerel fay hatları da bulunuyor. Bu durum, sahanın tektonik açıdan son derece hareketli bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre Tercan Ovası’nın oluşum süreci de doğrudan bu tektonik hareketlerle bağlantılı. Miyosen döneminden itibaren meydana gelen yer kabuğu hareketleri sırasında Esence, Otlukbeli ve Kılıçkaya gibi dağ kütleleri yükselirken; fay hatları boyunca çökmeler oluştu ve bugünkü ova şekillendi. Bu süreçte bölgede göller meydana geldi, ardından göl sularının çekilmesiyle birlikte çökeller ve taraça yapıları oluştu. Günümüzde nehir yataklarının 30 ila 60 metre üzerinde yer alan taraçalar, bu jeolojik geçmişin izlerini taşıyor.
Tarihi kayıtlara göre bölgede beş büyük ve yıkıcı deprem meydana geldi. Bunlar arasında en dikkat çekeni 21 Kasım 1939 tarihinde yaşanan Tercan depremi oldu. Aynı yılın Aralık ayında meydana gelen büyük Erzincan depreminin öncül sarsıntısı olarak değerlendirilen bu depremde 12 kişi hayatını kaybetti, 16 kişi yaralandı ve 776 bina tamamen yıkıldı. İlçe merkezinde ve köylerde ciddi hasar meydana geldi.
Deprem riski yalnızca geçmişle sınırlı değil. Bölgenin aktif fay hatları üzerinde bulunması nedeniyle sismik hareketlilik devam ediyor. Uzmanlar, özellikle ova tabanında yer alan yerleşim alanlarında zemin özelliklerinin dikkatle analiz edilmesi gerektiğine işaret ediyor. Alüvyal zemin yapısının bulunduğu bazı kesimlerde sarsıntının etkisinin daha fazla hissedilebileceği belirtiliyor.
Tercan’da yapılaşma büyük ölçüde taş ve kerpiç yapılardan oluşuyor. Kırsal kesimde geleneksel yapı malzemelerinin yaygın olması, olası bir büyük depremde risk faktörünü artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Son yıllarda kamu yatırımlarıyla bazı kamu binaları ve konutlarda güçlendirme çalışmaları yapılmış olsa da, kırsal yerleşimlerde yapı stokunun önemli bir bölümü eski yapılardan oluşuyor.
Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer alan birçok yerleşiminde olduğu gibi Tercan’da da deprem gerçeği gündemdeki yerini koruyor. Coğrafi ve jeolojik özellikler, ilçenin doğal afet riskleri açısından hassas bir konumda bulunduğunu ortaya koyarken, uzmanlar yapı güvenliği ve afet hazırlık planlarının önemine dikkat çekiyor.
Kaynak: Prof. Dr. Hakkı Yazıcı, Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan, Cilt 1





