Yalnızbağ yerleşkesinde yapılan ek binanın açılışına son Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, Çelebi Havacılık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Canan Çelebioğlu, Milletvekili Süleyman Karaman, Belediye Başkanı Bekir Aksun, Erzincan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, il protokolü, davetliler ve öğrenciler katıldı.
Çiçeklerle karşılanan Yıldırım daha sonra tören alanına geçildi. Program Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.
Açılış konuşması yapan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, üniversite gelişimi hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Rektör Levent, “Üniversitemiz, son yıllarda eğitim kalitesini yükselten, araştırma kapasitesini güçlendiren ve uluslararası görünürlüğünü artıran kararlı bir gelişim süreci içindedir; Program akreditasyonunda 24 programla Ülkemizin ilk 20 üniversitesi arasına girme başarısını gösterdi.Akademik yayın performansında Üniversitemiz küresel ölçekte akademik performans, araştırma kapasitesi ve uluslararasılaşma kriterlerini temel alan QS (Quacquarelli Symonds) tarafından yayınlanan QS (World University Rankings)Avrupa 2026 listesine ilk kez girme başarısını göstererek Avrupa’nın en iyileri arasında yer aldı. QS Europe University Rankings 2026 sonuçlarına göre, üniversitemiz Avrupa’da yer alan yaklaşık 4 bin üniversite arasında 901+ bandında yer alma başarısı gösterdi. Ayrıca Western Asia alt bölgesinde 131. sıradayız. Bu iki sonuç, üniversitemizin hem Avrupa ölçeğinde hem de alt bölgesel ölçekte tanınırlığını güçlendiren bir adım.
Ayrıca üniversitemiz, Dünyanın saygın yükseköğretim derecelendirme kuruluşlarından biri olan Times Higher Education (THE) tarafından açıklanan 2026 Yılı Dünya Üniversite Sıralaması (World University Rankings) sonuçlarında Fen Bilimleri alanında Türkiye genelinde 17.sırada yer alma başarısı gösterdi.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nin listede yer alması, üniversitenin akademik gelişimini sürdürdüğünü ve uluslararası yükseköğretim arenasındaki görünürlüğünü artırmaya devam ettiğini gösterirken; alan bazlı değerlendirmelerde ise Tıp alanında 1001+ bandında, Mühendislik alanında 1251+ bandında ve Fizik bilimleri alanında 801+ bandında yer alması, EBYÜ’nün farklı disiplinlerde yürüttüğü akademik çalışmaların uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koymaktadır. Genel çerçeveden bakıldığında ise Dünyadaki 30 bine yakın Üniversite içinde Üniversitemizin 1500 bandında yer aldığımızı görüyoruz.” Dedi.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Ali Cavit Çelebioğlu Sivil Havacılık Yüksekokulu ek binası yapımını üstlenen Çelebi Havacılık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Canan Çelebioğlu ise şu ifadeleri kullandı,
“İşte, 16 yıl önce ilk hizmet binasının açılışı yapılan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Ali Cavit Çelebioğlu Sivil Havacılık Yüksekokulu, kurum olarak üstte sıraladığım anlayışın anlamlı yansımalarından biri olmuştu.
2010 yılında attığımız ilk adım, bugün, ikinci binanın açılışıyla birlikte çok daha güçlü bir yapıya kavuşuyor.
Bu yolculukta başta Başbakanımız Binali Yıldırım olmak üzere, Ulaştırma Bakanlığımıza, üniversitemizin kıymetli yönetimine ve akademik kadrosuna gönülden teşekkür ediyorum. Ortaya koyduğumuz bu iş birliği, üniversite - sektör birlikteliğinin kalıcı ve değer üreten bir örneğini temsil ediyor.
Şimdi geçmiş yıllara biraz dönecek olursak.. Rahmetli babamız Ali Cavit Çelebioğlu, 1958 yılında Çelebi Hava Servisi’ni Türkiye’nin ilk özel yer hizmetleri şirketi olarak kurduğunda, yanında yalnızca bir merdiven ve beş kişilik bir ekip vardı. Ancak çok güçlü bir inancı vardı: Havacılığın geleceğine, insan kaynağının belirleyici gücüne ve bu ülkenin potansiyeline olan inancı. Bugün geldiğimiz noktada, Çelebi Havacılık olarak 9.000’i aşkın çalışma arkadaşımızla Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında faaliyet gösteren küresel bir yapıya dönüştük. Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Macaristan, Endonezya, Kenya ve Tanzanya’daki operasyonlarımızla 400’den fazla havayolu müşterisine hizmet veriyoruz.
Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz ikinci bina, yalnızca yeni bir altyapıdan ibaret değil. Yüksekokulumuzun lisans ve lisansüstü düzeyde sunduğu geniş akademik programlarla, gençleri havacılığın farklı uzmanlık alanlarına hazırlayan bütüncül bir eğitim yaklaşımını temsil ediyor. Uçak bakım ve onarımdan hava trafik kontrole, pilotajdan havacılık yönetimine uzanan bu yapı, gençlerin mezuniyet sonrası sektöre daha donanımlı, daha bilinçli ve daha güçlü bir başlangıç yapmalarını destekliyor.
Bugün bu yüksekokulda 500’ün üzerinde genç eğitimine devam ediyor. Mezunlarımızın 300’den fazlası hâlihazırda havacılık sektöründe çalışıyor. Bu başarı, eğitimin yalnızca teoride kalmadığını, sahada gerçek bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Bizim için bu tablo çok net bir şeyi ifade ediyor: Eğitimden istihdama uzanan sürdürülebilir bir ekosistem inşa ediyoruz. Bilgiyi, akademiyi ve sahadaki uygulamayı bir araya getiren bu yaklaşımı, uzun vadeli bir stratejik sorumluluk olarak görüyoruz. Ülkemizde kazandığımızı, yine bu ülkenin yarınları için yatırıma dönüştürmeye devam ediyoruz.” Dedi.
Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun ise yatırımlarından dolayı Çelebi Holding yetkililerine teşekkür etti ve ardından yatırım çağrısı yaptı.
Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman ise,
“Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Ali Cavit Çelebioğlu Sivil Havacılık Yüksekokulu, vizyoner bir anlayışın ve güçlü bir iş birliğinin eseridir. Sayın Başbakanımızın Ulaştırma Bakanı olduğu dönemde, 1 Mart 2006 tarihinde Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi kurulmuştur. O günden bu yana verilen desteklerle üniversitemiz gelişmiş Sivil Havacılık Yüksekokulumuz da önemli bir noktaya ulaşmıştır.
Yakın zamanda hava trafik kontrolü ve uçak bölümlerinin açılmasıyla Erzincan, havacılık eğitiminde çok daha güçlü bir merkez hâline gelecektir. Bu eser sadece bir bina değildir. Bu eser, gençlerimizin hayallerine açılan bir kapıdır. Bu eser, Erzincan’dan gökyüzüne uzanan bir vizyonun simgesidir. Sayın Başbakanımıza, Valimize, Belediye Başkanımıza, Çelebioğlu holding yönetim kurulu başkanı sayın Can Çelebioğlu ile Canan Çelebioğlu ve emeği geçen herkese bu üniversiteye ve bu bölüme verdikleri destek için teşekkür ediyorum.” dedi.
Vali Hamza Aydoğdu ise konuşmasında yatırımcı olan Çelebi Holding’e ve emeği geçen herkese tek tek teşekkür etti.
Son olarak konuşan son Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım ise,
On üç Şubat sadece takvimde yazılan bir tarih değil. On üç Şubat Erzincan’ımızın işgalden Ermeni çetelerinden kurtarıldığı en önemli bir gündür.
Bugünü daha da anlamlı yapan bugün Erzincan Binali yıldırım Üniversitesi’nde resmi açılışını yapacağımız Ali Cavit Çeleboğlu Sivil Havacılık Okulu’nun ikinci binasıdır. Aslında otuz bin metrekareye yakın bu mekan birinci bölümüne daha önce başlamıştık. Açılışını resmen yaptık mı hatırlamıyorum. Yapmıştık. O zaman burayı da yapılmasını üstlendiler sağ olsunlar. Çelebi Holding ve bugün inşallah bugün anlamlı bugün de on üç Şubat’ta bu açılışı da gerçekleştiriyoruz. Aslında insanların ölümden sonra bu dünya hayatından sonra onunla beraber anılacak, devam edecek üç önemli işi vardır. Bunlardan bir tanesi sadaka-i cariyedir. Yani burada yapacağınız insanların yararlanacağı bir eser siz bunu garanti ettiniz.
Yani kıyamete kadar amel defterinize rahmetli merhum babanızın adına yaptırdığınız bu eser sevap yazmaya devam edecek. Allah sizden razı olsun. Aslında hayır hasenat işleri yaratanla kul arasındaki en güzel sırdır. İyilik ve hayır karanlığa yakılan sessiz bir kandil. Bu eserde bunun en güzel temsilcilerinden bir tanesidir. Esasında gerek rektörümüz, gerek valimiz, gerek Canan Hanım, belediye başkanımız üniversite hakkında birçok şeyden bahsettiler. Şehrimize yapılanlardan bahsettiler. Ben fazla zamanınızı almadım. Ben şunu söylemek istiyorum. Canan Hanım konuşurken yirmi yıl öncesine gittim. O yıllarda hava yolu halkın yolu olacak dediğimizde bizimle biraz gülümseyerek alay ederler. Tavırlarından davranışlarından biz bunu kolaylıkla anlardık.
Ve inat da bir Murat dedik. Hava yolunu halkın yolu yaptık. Türkiye’ye bugün iki yüz elli milyona yakın iç ve dış uçuşlarımız var. Biz başladığımızda bu rakam otuz milyon civarındaydı ve bizim o günden bugüne havacılıkta sadece Türkiye sınırlarında kalmadık. Dünyanın en fazla uçuş noktasına sahip olan bir ülke haline geldi. Milli bayrak taşıyıcımız Avrupa’da ilk sırada dünyada ilk on arasında yedinci sıraya yükseldi. İşte hava yolu halkın yolu lafla olmuyor. Yapılan işle oluyor. Bu işi biz tek başımıza başarmadık. Paydaşlarımız da başardı. Yer hizmetleri. Çelebi işte söyledi. Bin dokuz yüz elli sekizde Ali Cavit Çelebioğlu yanında beş arkadaşıyla yola çıkmış. Ve bugün hem Asya’da hem Avrupa’da hem Afrika’da küresel bir markamız haline gelmiş. Hepimizin gurur kaynağı. Jakarta’ya inince genel merdivende çelebi kelimesini görünce gurur duyuyoruz. Biz sadece Türkiye’de insanımıza hizmet vermiyoruz. Dünyanın her tarafında insanların hayatını kolaylaştıracak hizmetleri sunuyoruz. Çelebi holding de tabii Canan Hanım, Can Bey ve diğer arkadaşlar Turgay Bey mesela buranın yapımında epey emekleri var. Onun adını da anmak isterim. O da yönetim kurulu üyesi ve diğer arkadaşlar büyük gayret gösterdi.
Yani havacılığı dünyada bir marka haline getirmek içeriden hava yolunu halkın yolu haline getirmek için el birliğiyle çalıştık. Ve nihayet hayaldi gerçek oldu. Bugün havacılıkta yani başa güreşen ülkelerden biriyiz. Türkiye’de aziz milletimiz de bunu hak ediyor. Bu okulun bu yüksek okulun en önemli özelliği havacılığı sürdürülebilir hale gelmesi ehliyetli havacılara yetiştirmesidir. Çeşitli pilotaj var, uçak bakım, onarımı var, hava trafiği kontrolü var vesaire. Bunlar havacılığın görünmeyen taraflardır. Biz sadece gidiyoruz, uçağa biniyoruz. Varacağımız yere iniyoruz ama bu arada o kadar büyük bir ekosistem var ki onlar sessiz sedasız işlerini yapıyor ve bizi sağ salim, emniyetle varacağımız yere ulaştırıyorlar. Evet. Bugün on üç Şubat’tayız. On üç Şubat hakikaten sadece Erzincan’ın kurtuluşu değildir. On üç Şubat altı yüz yıllık Osmanlı’nın yorgun, argın birçok sıkıntılarla boğuşurken girdiği Birinci Cihan Harbi’nden sonra ittifak yaptığı kuvvetlerle yenildikten sonra Anadolu topraklarını işgal edilmesine karşı çıkan bir şahlanışın bir yürüyüşün sonucudur. O nedir? On dokuz Mayıs Samsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk İstanbul’da Osmanlı Sultanı işgal edilmiş şehim kıpırdayacak hali yok. Özgürlük meşalesini Samsun’dan yakarak Anadolu’yu ayağa kaldırmış ve millet bağımsızlık için, özgürlük için, vatan için, bayrak için şehadeti göze alarak o büyük mücadeleyi vermiş. Bir yandan Sarıkamışlar, bir yandan Çanakkale’de yapılan Doğu ve Batı Cevhesi’ndeki mücadele ne yazık ki sonuç vermemiş ve Kars, Erzurum, Van, Erzincan, işgal edilmiş. Diğer taraftan düşman kuvvetleri Çanakkale’de emsalsiz bir direniş, bir mücadele vermişken topyekun kayıp yaşadığımız için ittifak olduğumuz ülkeler yenildiği için biz de bundan nasibimizi almış ve İstanbul işgal edilmiş işte bu vaziyette yapacak tek şey bu zilletten, bu esaretten kurtulmak. Atatürk’ün Samsun’da başlattığı istiklal mücadelesi bir yandan Doğu’da efendim Bolşevik ihtilaliyle birlikte Rusların çekilmesi başlamış ama düşman su uyur düşman uyumaz. Yıllarca sadakatiyle her türlü kamu hizmeti verilen milleti sadıka Ermeni çeteciler maalesef bu topraklarda büyük kan dökmüşlerdir. Otorite boşluğunu kötüye kullanarak yaşadıkları, doğdukları, büyüdükleri ülkeye ihanet etmişler.
Ve onun üzerine Kazım Karabekir binbaşı Halit Bey bütün doğudan başlayarak buradaki bütün o çeteleri de ortadan kaldırmış ve böylece on üç Şubat’ta Erzincan’ın tekrar düşmandan temizlenmesi sağlamıştır. Diğer yandan tabii ki başlatılan istiklal mücadelesi nihayet zaferle sonuçlanarak bu şekilde tekrar Anadolu toprakları düşman işgalinden kurtulmuş. Esasında biz Türkler tarihin hiçbir döneminde esaret altına girmemişiz. Bağımsızlık Atatürk’ün dediği gibi bizim karakterimizdedir. Tarihimiz bilinen tarihimiz milattan önce üç bin yıllarına Büyük Hun İmparatorluğu’na gider. Daha öncesinde Akalar, İskitler de başladığı ifade edilir. Ve o gün bugün yüz on dokuz tane Türk devleti kurulmuş. Bir Cumhurbaşkanı forsundaki on altı devlette sınırlı değil. Yüz on dokuz tane devlet kurulmuş ama o kurulan devletlerin de başkası tarafından yıkılmasına biz müsaade etmemişiz. Kendimiz kurmuş, kendimiz yıkmış. Böyle de bir milletiz.
Dolayısıyla Nerede? Bir uçu Adriatik’te bir ucu Moğolistan’a uzanan sekiz bin beş yüz kilometre kare tam üç bin yıl hüküm sürmüş bir milletten bahsediyoruz. Türk milletinden bahsediyoruz.
Tarihimizde mahcup olacağımız başımızın öne eğdirecek hiçbir faaliyetimiz yok. Altı yüz yirmi üç sene Osmanlı üç kıtada hüküm sürmüş ama asla da asla hiçbir etnik kurumu hiçbir inancı hiçbir kimliği dışlamamıştır. Onun için tarihe mal olmuş sözü hatırlamaya çalışıyorum. Kardinal külahı giyeceğime Osmanlı fesini takmayı tercih ederim. Bu söz öylesine söylenmiş bir laf değildir. Avrupa toplumlarında söylenen bir laftır. Bizim kitabımızda sömürmek yoktur. Alınan yerler sahiplerine teslim edilmiş, bildikleri gibi yaşamaları sağlanmış, inançları, özgürlükleri, garanti altına alınmış, vatandaşlık görevlerini yerine getirmeleri istenmiş. Bunun dışında başka bir şey yok. Yani bizim tarihimiz tertemizdir. Hiç bir şekilde sömürü yok. Bir tarihte yurt dışında ihtisas yaparken bir İngiliz hocamız vardı. Sınıfta herkes var. Afrikalılar var. Avrupa’dan öğrenciler var. Biz varız. O uzak doğudan var. Sınıfa giriyorum. O diğer öğrencilere çok ilgi gösteriyor. Bana ilgi göstermiyor adamcağız. Bir gün böyle, iki gün böyle, beş gün böyle dikkatimi çekti. Sonra sınıf boşalınca kafaya koydum ben de. Bir sorayım neymiş? Karın ağrısı ne? Dedim ki hocam dikkat ediyorum da burada işte Nairobi’li geliyor. Efendim Bangladeşli geliyor. Ondan sonra Tacik geliyor. Bunlara öyle şey yapıyorsun sıcak ilgiler gösteriyorsun. Bana görünce yüzünü çeviriyorsun. Sen benim önceden bir şeyimiz var mı yani? Bir husumetimiz var mı? Bir geçmişimiz var mı? Şaşırdı. Yok dedi öyle bir şey yok. Peki niye böyle yapıyorsun dedim. Bak dedi ben sana anlatayım. Bak dedi şimdi o arkadaşlar sınıfa girince bellerine kadar eğilerek yes sir diyorlar. Sen hiç iplemiyorsun. Ama ben biliyorum dedim niye böyle yaptığını. Çünkü sen dünyada iki tane millet var. Esaret altına girmemiş iki millet var. Bir İngilizler, bir de Türkler. Hocam doğru söylüyorsun ama eksik biliyorsun. Nedir o dedi?
Dünyada tek bir millet var. Esaret altına girmemiş kimseyi de sömürge yapmamıştır. Bu sömürgecilik sizin en büyük aydınızdır. Onun için beline kadar eğiliyor bunlar. Seni sevdiğinden değil.
İşte Kuzey Afrika’da yaşananlar. Biz yüzyıllarca idaremizde, Cezayir’de, Tunus’ta, Mısır’da ama elli altmış yılda Fransızcayı resmi dillere haline getirdik. Sömürgecilik budur. Sömürgecilik orada yaşayan insanların sadece malından, mülkünden, servetinden değil, inançlarından, dillerinden, egemenliklerinden de mahrum bırakmaktır.
Bizim inancımızda da bu yoktur. Tarihimizde de bu yoktur. Pırıl pırıl şanlı bir geçmişimiz vardır. Bununla ne kadar övünsek o kadar haklıyız. Değerli konuklar lafı uzatmaya gerek yok. Üniversitemiz görece olarak genç bir üniversite ama yıldan yıla hem içeride hem dışarıda başarısı artmaya devam ediyor. Hocam birtakım istatistikler de verdi.
Anadolu’da bir dünya üniversitesi sloganıyla çalışmalarını sürdürüyor. Üniversitemize her türlü desteği devletimiz veriyor. Valiliğimiz, belediye başkanımız gereken yerel de katkıları sağlıyor.
Sağ olun en anlamlı, en güzel desteği siz verdiniz. Hiç tereddüt etmeden bu işi üstlendiniz. Allah sizden razı olsun. Hayrınızı kabul etsin. Rahmetli Ali Cavit Çelebioğlu onun ruhu şad olsun eminim ki o da buraya yazdığınız onun adını sonsuza kadar yaşatacak bu eserle gurur duyuyordur. Bu duygularla bir kez daha bu güzel mekanı Sivil Havacılık Yüksekokulu’nun birinci ve ikinci binasını üniversitemize kazandırdığınız için Erzincan adına Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi adına şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun." dedi.
konuşmalarının ardından açılış gerçekleştirildi ve sınıflar gezildi.