Yunus Emre Enstitüsü ile Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen Türkçe Yaz Okulu Programı kapsamında 13 farklı ülkeden Erzincan'a gelen öğrenciler, hem Türkçe öğrendi hem de Türk kültürünü yaşayarak deneyimledi. Türk kahvesi, ebru sanatı ve yöresel lezzetlerle tanışan öğrenciler, Erzincan'dan ayrılırken unutamayacakları dostluklar ve hatıralar biriktirdiklerini söyledi.
Erzincan Dünyaya Açılan Kültür Kapısı Oldu
Erzincan, bu kez yalnızca doğal güzellikleriyle değil, farklı coğrafyalardan gelen gençleri buluşturan uluslararası bir kültür programıyla dikkat çekti. Yunus Emre Enstitüsü tarafından Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi iş birliğinde yürütülen Türkçe Yaz Okulu Programı kapsamında 13 ülkeden gelen öğrenciler, Türkçeyi sınıf ortamının dışına taşıyarak günlük yaşamın içinde öğrenme fırsatı yakaladı.
Program boyunca öğrenciler akademik Türkçe eğitimlerinin yanı sıra geleneksel Türk sanatlarını tanıdı, tarihi ve turistik noktaları ziyaret etti, Erzincan'ın kültürel dokusunu yakından deneyimledi.
Türk Kahvesi ve El Sanatlarıyla Kültür Yolculuğu
Yaz okulunun en renkli duraklarından biri ise Usta Öğretici Feray Yeşilyaprak'ın sahibi olduğu Feriday Sanat Evi oldu.
Burada öğrenciler, Türk kahvesinin hazırlanışını ve kültürel önemini öğrenirken, Türk kahvesi fincanlarını kendi hayal güçleriyle süsledi. Etkinliğin sonunda hep birlikte Türk kahvesi içen öğrenciler, unutulmaz bir kültür deneyimi yaşadı.
İlk kez böyle bir organizasyona ev sahipliği yaptıklarını belirten Feray Yeşilyaprak, yabancı öğrencilerin Türk kahvesine büyük ilgi gösterdiğini söyledi.
"Öğrenciler özellikle şekersiz Türk kahvesini tercih etti. Kahvenin tadını çok sevdiler. Buradan ülkelerine döndüklerinde Türk kahvesini ve burada yaşadıkları güzel anıları da beraberlerinde götüreceklerine inanıyorum."
"Erzincan Döneri Favorim Oldu"
Tunus'tan programa katılan Meriam Hammami de Erzincan'ın misafirperverliğinin kendisini çok etkilediğini söyledi.
Türk kahvesi, ebru sanatı ve boyama etkinliklerinin kültürü yakından tanımalarına büyük katkı sunduğunu belirten Hammami, en beğendiği lezzetin ise Erzincan döneri olduğunu ifade etti.
Farklı ülkelerden gelen öğrencilerle kurdukları dostlukların program sonrasında da devam edeceğine inandığını söyleyen Hammami, Erzincan'dan unutulmaz anılarla ayrılacağını dile getirdi.
"Erzincan'da Kendimizi Evimizde Hissettik"
Programa Gürcistan'dan katılan üniversite öğrencisi Mari Papiashvili, Erzincan'da geçirdiği günlerin hayatındaki en özel deneyimlerden biri olduğunu söyledi.
Türk insanının samimiyetinden çok etkilendiğini ifade eden Papiashvili, özellikle Kemaliye gezisinin ve Erzincan'ın doğal güzelliklerinin kendisinde derin izler bıraktığını belirtti.
Türk mutfağına hayran kaldığını dile getiren genç öğrenci, Erzincan tulum peyniri ve dönerinin beklentilerinin çok üzerinde olduğunu söyledi.
Türkiye'de yüksek lisans yapmayı hedeflediğini belirten Papiashvili, sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
"Buradan ayrılırken sadece fotoğraf değil, ömür boyu unutamayacağım dostluklar götüreceğim. Kalbimin bir parçası Erzincan'da kalacak."

Pasta Kesildi, Hatıralar Fotoğraflarla Ölümsüzleştirildi
Kültür ve dostluk dolu etkinlik, öğrencilerin birlikte pasta kesmesiyle sona erdi. Günün anısına çekilen toplu fotoğraflar, Erzincan'da kurulan uluslararası dostlukların en güzel hatırası oldu.
Türkçe Yaz Okulu Programı, yalnızca dil öğretimiyle sınırlı kalmayıp, farklı kültürlerden gençleri aynı sofrada, aynı etkinlikte ve aynı değerler etrafında buluşturarak Erzincan'ın kültürel zenginliğini dünyaya tanıtmaya devam ediyor. Bu buluşma, katılımcılar için unutulmaz bir eğitim deneyiminin yanı sıra ülkelerine taşıyacakları güçlü dostlukların da başlangıcı oldu.





