Sarıgül, Erzincan’ın bir deprem kenti olduğunu hatırlatarak, iktidarın deprem hazırlığı konusunda çelişkili açıklamalarda bulunduğunu belirtti. “Depremi konuşmak siyaset yapmak değildir. Bu hayati bir meseledir” diyen Sarıgül, kamu binalarının dayanıklı olduğunu ifade eden açıklamalarla, Cumhurbaşkanına 10 bin bağımsız bölümün deprem riski taşıdığı bilgisinin çeliştiğini vurguladı.

Sarıgül, iktidara yönelttiği soruları şöyle sıraladı:

"24 yılda Erzincan’daki riskli yapılar neden tespit edilemedi?

Riskli binalar neden güvenli hale getirilmedi?

AFAD, 2021 yılında Erzincan’ın deprem açısından zayıf yönlerini belirledi. Peki bu tespitlerden sonra ne yapıldı?

“Erzincan’daki yapı stokunun yüzde kaçı bugün depreme dayanıklı?”

Erzincan Belediyesi’nin 2020 yılında yapı stokunun %58’inin yenilenmesi gerektiğine dair uyarısından 6 yıl sonra, yapı stoğunun ne kadarının depreme dayanıklı olduğu sorusu cevapsız kaldı.

Yapı Stoğu Değerlendirme Komisyonu bugüne kadar hangi adımları attı?

Erzincan’da acil toplanma alanları yeterli mi? Yeni tali yollar ve çevre yolu için ne yapıldı?

Erzincan’da 4–5 katlı yapılaşmaya izin veriliyor mu? 1992’de ağır hasarlı olup yıkılmayan binalar var mı?"

“Deprem öldürmez, bina öldürür”

Sarıgül, depremlerde can kaybının binaların dayanıksızlığı nedeniyle olduğunu belirterek, örnek olarak Japonya’yı gösterdi: “Japonya’da bizden daha şiddetli depremler oluyor ama insanlar ölmüyor, çünkü binalar depreme dayanıklı yapılıyor.”

Ayrıca Sarıgül, Deprem ve Doğal Afetler Bakanlığı kurulması gerektiğini ifade ederek, devletin yalnızca afet sonrasında değil, afet öncesinde de vatandaşın yanında olması gerektiğini vurguladı.

Muhabir: Seher Özbilir