Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Erzincan’da:
-
123 bin büyükbaş
-
774 bin küçükbaş
-
Kanatlı üretimi sınırlı
-
Arıcılık potansiyeli dikkat çekici
Doğu Anadolu ölçeğinde bakıldığında hayvancılık güçlü bir konumda. Küçükbaş varlığı özellikle dikkat çekiyor. Bu, doğru planlama ile et ve süt sanayisi için ciddi bir ham madde gücü demek.
Ama ham madde tek başına zenginlik üretmez.
Bitkisel Üretim: İstikrar Var, Katma Değer Yok
Erzincan’da öne çıkan ürünler:
-
Buğday
-
Arpa
-
Şeker pancarı
-
Yem bitkileri
-
Bağcılık (üzüm)
Ekili alan istikrarlı. Ancak yüksek katma değerli ürün oranı sınırlı. İşlenmeden satılan ürün, şehirde servet üretmez.
Ham üretimle şehir ayakta kalır.
İşlenmiş üretimle şehir büyür.
Tarım Ne Sağlıyor?
Tarım ve hayvancılık:
✔️ İstihdam sağlıyor
✔️ Kırsal nüfusu tutuyor
✔️ Gıda güvenliği üretiyor
Ama yüksek gelir üretmiyor.
Genç bir üniversite mezunu için cazip kazanç modeli oluşmadığında, şehir beyin göçü vermeye devam eder.
Bu noktada romantik değil, gerçekçi olmak lazım.
Asıl Problem: Üretiyoruz Ama Kazanmıyoruz
Erzincan’da üretim var.
Ama:
-
İşleme tesisi sayısı sınırlı
-
Markalaşma zayıf
-
İhracat payı düşük
-
Tarım teknolojisi yatırımı yetersiz
Gençler neden tarımdan uzaklaşıyor?
Çünkü gelir potansiyeli düşük ve gelecek perspektifi net değil.
Potansiyel Nerede?
Eğer Erzincan:
-
Süt ve et işleme tesislerini artırırsa
-
Organik üretimi markalaştırırsa
-
Kooperatifleşmeyi güçlendirirse
-
Tarım teknolojisi yatırımı yaparsa
Tarım ciddi bir ekonomik kaldıraç olabilir.
Hayvancılık ham madde değil, markalı ürün üretirse şehir kazanır.
Peynir, et ürünü, organik bal, paketli üzüm, coğrafi işaretli ürünler…
İşte oyun burada değişir.
Gerçekçi Sonuç
Tarım ve hayvancılık:
✔️ Erzincan’ı ayakta tutar
❌ Ama tek başına 2035’te beklenen demografik daralmayı tersine çeviremez
Sanayi + işleme + marka birleşirse tablo değişir.
Erzincan’ın sorusu artık şu:
Ham üretici mi kalacak, yoksa markalı üretici mi olacak?
Bu karar, önümüzdeki 10 yılı belirleyecek.





