Fırat (Karasu) Nehri’nin yukarı havzasında, kendisiyle aynı adı taşıyan ovanın merkezinde kurulan Erzincan, binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu’nun en eski yerleşim alanlarından biri olarak dikkat çekiyor. Kuzeyde Esence Dağları, güneyde Munzur ve Mercan Dağları, doğuda Karasu-Aras silsilesi ve batıda Kızıldağ ile çevrili olan kent, tarih boyunca hem doğal bir geçiş noktası hem de stratejik bir merkez oldu.

Erzincan adının kökeni, Antik Çağ coğrafyacısı Strabon’un sözünü ettiği “Eriza” kentine kadar uzanıyor. Grek, Bizans, Arap ve Ermeni kaynaklarında farklı adlarla anılan şehir, Türk fetihlerinden sonra bugünkü adını aldı. Yapılan arkeolojik incelemeler, Erzincan ve çevresindeki ilk yerleşimlerin milattan önce üçüncü binyıla kadar uzandığını ortaya koyuyor.

Hititler, Urartular, Persler, Roma ve Bizans dönemleri boyunca el değiştiren Erzincan, özellikle Altıntepe yerleşimiyle Urartu Devleti’nin batı sınırındaki önemli merkezlerinden biri oldu. İslam ordularının bölgeye gelişi 7’nci yüzyıla kadar uzanırken, Türk hâkimiyeti 11’inci yüzyıldan itibaren kalıcı hale geldi.

Soğuk Sular

Malazgirt Zaferi sonrasında kurulan Mengücüklü Beyliği döneminde Erzincan, siyasi ve ekonomik açıdan Anadolu’nun önde gelen şehirleri arasına girdi. Bu dönemde inşa edilen medrese, darüşşifa, kümbet ve türbeler kentin mimari kimliğini şekillendirdi. Anadolu Selçukluları ve ardından Moğol istilasıyla sarsılan şehir, buna rağmen ticaret ve kültür merkezi olma özelliğini korudu.

Osmanlı hâkimiyetiyle birlikte Erzincan uzun süre sakin bir dönem geçirdi. Ancak 19’uncu yüzyılda artan askeri hareketlilik, Rus işgali ve Ermeni isyanları kentin kaderini yeniden etkiledi. Birinci Dünya Savaşı sırasında işgal edilen Erzincan, 1918 yılında kurtarıldı ve Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte il statüsüne kavuştu.

Erzincan tarihi boyunca en ağır bedelleri depremler nedeniyle ödedi. 1939 Erzincan Depremi, binlerce can kaybına yol açarak dünya deprem literatürüne geçti. 1992’de yaşanan deprem ise şehirde büyük yıkıma ve göçe neden oldu. Buna rağmen Erzincan, her defasında yeniden ayağa kalkmayı başardı.

Tarih boyunca tarım, hayvancılık, dokumacılık ve ticaretle öne çıkan Erzincan, günümüzde de bu üretim kültürünün izlerini taşıyor. Kamu yatırımlarıyla şekillenen sanayi yapısı, tarıma dayalı üretimle birlikte varlığını sürdürüyor.

Bugün Erzincan; Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü ilçeleriyle birlikte, geçmişten gelen birikimini geleceğe taşımaya çalışan bir Anadolu kenti olarak öne çıkıyor.

Muhabir: Haber Merkezi - SK