Dünya telaşını kapının ardına bırakıp ruhun derinliklerine yapılan yolculuk olarak bilinen itikâf, Erzincan’da Camii Kebir'de bir kişi, Ergenekon Camii’nde 1 kişi ve Taksim TOKİ Camii’nde ise 1 kişi olmak üzere toplamda 3 kişi, bu bin yıllık geleneği devam ettiriyor.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İslâm Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hadi Sağlam, itikafın ferdi bir inziva olmadığı ve millet adına hak divanında temsil edilmesi için bilinçli bir ibadet ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Sağlam “İtikâf, ferdî bir inziva değil; milletimiz adına Hak divanında tutulan bilinçli bir duruştur. Kur’ân, itikâfı bireyin iç dünyasına hapsedilmiş bir ibadet olarak değil, toplumsal sorumluluk bilinciyle icra edilen bir kulluk hâli olarak zikreder: “وَأَنْتُمْ عَاكِفُونَ فِي الْمَسَاجِدِ” — “Mescitlerde itikâfa çekilmiş olduğunuz hâlde…” (Bakara, 2/187). Ayetteki “âkifûn” ifadesi, geçici bir kapanmayı değil; istikrarlı, kararlı ve bilinçli bir yönelişi anlatır. Bu yöneliş, ferdin kendini kurtarma çabasından önce, toplum adına yüklenilmiş bir temsil sorumluluğudur. İtikâfa giren, kendi diliyle değil; milletin suskunluğuyla konuşur.”
Peygamber (s.a.s.) hayatında ramazan ayındaki itikaf uygulamalarına değinen Prof. Sağlam şu ifadelere yer verdi:
“Sünnet, bu Kur’ânî çerçeveyi tarihsel ve pratik bir zemine oturtur. Resûlullah’ın (s.a.s.) uygulaması açıktır: “كَانَ النَّبِيُّ ﷺ يَعْتَكِفُ الْعَشْرَ الأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ” — “Peygamber (s.a.s.), Ramazan’ın son on gününde itikâfa girerdi” (Buhârî, İ‘tikâf 1; Müslim, İ‘tikâf 2). Bu süreklilik, itikâfın olağanüstü bir tercih değil, Ramazan’ın ruhunu tamamlayan kurumsal bir ibadet olduğunu gösterir. Fıkhî olarak itikâfın mescitte yapılması esastır; ancak zaruret hâllerinde evde niyet edilerek icra edilebilmesi, ibadetin mekânla değil niyet ve maksatla anlam kazandığını ortaya koyar. Burada maksat, duayı yoğunlaştırmak, kalbi tek bir istikamete kilitlemektir.”
İtikafta ‘Kadir Gecesi’ne hazırlık ve buluşma vaktiyle ile ilgili tövbe, dua ile geçirilmesine değinen Sağlam şu ifadelere yer verdi:
“İtikâfın ilmî ve tasavvufî değeri, onun hasat vakti oluşunda düğümlenir. Dua ekilmiş, tövbe başlatılmıştır; itikâf ise kabulün eşiğinde bekleyiştir. Bin aydan hayırlı olan gecenin (Kadir) bu zaman dilimine yerleştirilmesi, itikâfın rastlantısal değil, bilinçli bir hazırlık olduğunu gösterir (Kadr, 97/1–3). Bu hazırlık, ferdî arınmayı aşarak milletin selâmeti, devletin feraseti ve geleceğin istikameti için yapılan bir yakarışa dönüşür. İtikâf, bu yönüyle merhamet ayının berat anıdır: Kul susar, kader konuşur; birey çekilir, millet adına söz alınır. İşte bu yüzden itikâf, bir ibadet olmaktan önce, milletimiz adına Hak divanında tutulmuş ağır ve onurlu bir nöbettir.”
İtikâf Nedir?
Sözlükte "bir yerde beklemek, hapsolmak veya kendini bir şeye adamak" anlamına gelen itikâf; dinî terim olarak, niyet ederek beş vakit namaz kılınan bir camide veya mescitte dış dünyadan bağının kesilmesi gerekiyor. Hz. Muhammed (S.A.V), Medine’ye hicret ettikten sonra vefatına kadar her yıl Ramazan’ın son on gününü itikâfta geçirdiği kaynaklarda geçiyor.
İtikâf Nasıl Yapılır? (Temel Adımlar)
1. Niyet: Her ibadette olduğu gibi itikâfın da temeli niyettir. "Allah rızası için şu camide şu kadar süre itikâf yapmaya niyet ettim" diyerek başlanır.
2. Mekân: Erkekler için cemaatle namaz kılınan bir cami; kadınlar için ise evlerinin namaz kılmak üzere belirledikleri sakin bir odası uygun görülüyor.
3. Zaman: En faziletlisi Ramazan'ın son on günüdür ancak kısa süreli (birkaç saat veya bir gün) nafile itikâf da yapılabilir.
4. Uygulama: İtikâftaki kişi vaktini Kur’an okuyarak, tesbihat, zikir çekerek, tefekkür ederek ve kaza namazları kılarak değerlendirebilir. Zaruri ihtiyaçlar (tuvalet, abdest, yemek) dışında bulunduğu alanı terk edemez.