Erzincan’ın geçmişine ışık tutan şer‘iyye sicilleri, yalnızca büyük siyasi olayları veya devlet kararlarını değil, dönemin sıradan insanlarının günlük hayatına ilişkin ayrıntıları da günümüze ulaştırıyor. Bu kayıtlardan birinde yer alan altın anlaşmazlığı ise dönemin ekonomik hayatı, kadınların ziynet eşyaları ve Osmanlı mahkeme usulü açısından dikkat çekici ayrıntılar barındırıyor.
Erzincan’ın Mecidiye-i Sağir Mahallesi sakinlerinden Seher Hatun’a ait olduğu belirtilen bir gerdanlık üzerinden yaşanan anlaşmazlık, şer‘iyye mahkemesine taşındı. Sicil kaydında gerdanlığın içerisinde 3 adet beşibiryerde ile 12 adet kulplu lira bulunduğu belirtiliyor.
Altınların kaybolması üzerine Seher Hatun, söz konusu ziynetlerin Ali Çavuş’un eşi Vesile, kızı Kadriye ile oğulları Lütfü ve Sadettin tarafından alındığını ve aralarında bölüştürüldüğünü ileri sürdü. Davacı taraf, altınların kendisine iade edilmesini talep ederken, dava sürecinde kendisini temsil etmesi için Ömer Lütfü Efendi’yi dava vekili olarak tayin etti.
Altınların miktarı dikkat çekiyor
Kayıtta geçen altın türleri, olayın yalnızca aile içi bir anlaşmazlık olmadığını, aynı zamanda dönemin maddi kültürüne ilişkin önemli bir ayrıntı sunduğunu gösteriyor.
Osmanlı’da ziynet altını basımı 1898 yılında düzenli bir sistem içerisinde başlatılmış, çeyrek, yarım, tam, iki buçukluk ve beşibiryerde gibi farklı türlerde ziynet altınları piyasaya sürülmüştü. Akademik bir çalışmaya göre 1898-1921 yılları arasında toplam 1 milyon 128 bin 428 liralık ziynet altını piyasaya çıkarıldı. Çalışma, beşibiryerde altının da dönemin hem ziynet hem de ekonomik hayatında yer alan önemli altın türlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.
Başka bir akademik kaynakta verilen sikke değerlerine göre beşibiryerde altın 500 kuruş, Osmanlı lirası ise 100 kuruş değerindeydi. Bu nominal değerler esas alındığında, kayıtta belirtilen 3 beşibiryerde ile 12 liranın toplam yüz değeri 2 bin 700 kuruşa, yani 27 liraya karşılık geliyordu. Ancak gerdanlıktaki altınların kulplu oluşu ve ziynet niteliği nedeniyle gerçek piyasa değerinin yalnızca nominal sikke değerinden ibaret olmadığı da göz önünde bulundurulmalı.
Davalılar suçlamayı reddetti
Dava mahkemeye taşındığında, Seher Hatun’un iddiaları karşı tarafça kabul edilmedi. Vesile, Kadriye, Lütfü ve Sadettin kendilerine yöneltilen suçlamaları inkâr etti.
Bunun üzerine mahkeme, iddianın ispatlanması amacıyla tanıkların dinlenmesine karar verdi. Davanın sonraki aşamasında Seher Hatun’un vekili Ömer Lütfi Efendi ile davalılar mahkemede hazır bulundu. Davacı taraf önceki iddiasını tekrarlarken, mahkeme bu kez davalılara yemin teklifinde bulundu.
Davalıların yemini kabul ederek yemin etmelerinin ardından mahkemenin davalılar lehine karar verdiği ve dava masraflarının Seher Hatun’a yükletildiği kayda geçti.
Bu sonuç, dönemin mahkeme işleyişine ilişkin önemli bir ayrıntıyı da ortaya koyuyor. Osmanlı yargılama hukukunda genel prensip, iddia sahibinin iddiasını delille ispatlaması, inkâr eden tarafın ise yemin etmesi şeklindeydi. Mecelle'nin 76. maddesinde de bu ilke “Beyyine müddeî için ve yemin münkir üzerinedir” şeklinde ifade edilmişti. Akademik hukuk çalışmalarında da davacının iddiasını ispatlayamadığı durumda davalıya yemin teklif edilebildiği ve davalının yemin etmesi halinde davanın reddedilebildiği belirtiliyor.
Siciller Erzincan’ın günlük hayatını da anlatıyor
Erzincan’a ilişkin akademik çalışmalar, şer‘iyye sicillerinin kentin sosyal ve ekonomik tarihini anlamak açısından önemli bir kaynak olduğunu ortaya koyuyor.
Marmara Üniversitesi'nde Gani Ersoy tarafından hazırlanan yüksek lisans tezinde, 1914-1922 dönemini kapsayan Erzincan şer‘iyye sicilinin ilk bölümünde 215 dava tespit edildiği; kayıtların veraset, mehir, nafaka, vesayet, vekâlet gibi konuların yanında dönemin ekonomik ve sosyal hayatına ilişkin önemli bilgiler sunduğu belirtiliyor.
Mehmet Gayretli'nin 2021 tarihli araştırması da Erzincan merkezine ait sicillerin Milli Kütüphane kayıtlarında bulunan dört defter üzerinden incelendiğini ve bu defterlerin 1914-1926 dönemini kapsadığını ortaya koyuyor. Araştırmada şer‘iyye sicillerinin hukuk yanında kültür, demografi ve ekonomi araştırmaları açısından da önemli veriler sunduğu vurgulanıyor.
Aynı araştırmada, Erzincan'ın 1 numaralı şer‘iyye sicili üzerine Sevil Öztürk tarafından 1998 yılında 640 sayfalık yüksek lisans tezinin hazırlandığı da belirtiliyor. İnönü Üniversitesi arşivinde tez kaydı bulunuyor; ancak eser kapalı erişimde olduğu için tam metnine internet üzerinden ulaşılamıyor.
Bir gerdanlıktan dönemin Erzincan’ına
Seher Hatun’un davası, yalnızca kaybolduğu ileri sürülen altınların akıbetiyle ilgili bir mahkeme kaydı olarak görülmemeli. Kayıt, dönemin insanlarının sahip olduğu ziynetlerin niteliğini, altının aile ekonomisindeki yerini, kadınların malları üzerindeki hak iddialarını ve mahkemelerin bu tür anlaşmazlıkları nasıl ele aldığını aynı anda gösteriyor.
Özellikle bir gerdanlığın içerisinde bulunan altınların tür ve adetleriyle kayda geçirilmesi, şer‘iyye sicillerinin geçmiş toplumların maddi hayatına ilişkin ayrıntıları nasıl koruduğunu ortaya koyuyor.
Bugün yalnızca birkaç satırlık bir mahkeme kaydı olarak karşımıza çıkan bu anlaşmazlık, yaklaşık 110 yıl önce Erzincan’da yaşayan insanların servet anlayışından ziynet kullanımına, aile ilişkilerinden mahkeme usullerine kadar uzanan geniş bir tarihsel pencere açıyor.
Kaynaklar
- Gani Ersoy, 9 Cumâdelûlâ 1332-5 Cumâdelâhire 1340 (5 Nisan 1914-2 Şubat 1922) Tarihli Şer‘iyye Sicili Defterine Göre Erzincan’da Sosyo-Kültürel Hayat, Marmara Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, 2010.
- Mehmet Gayretli, “Erzincan Şer‘iyye Sicillerine Göre Müslim-Gayrimüslim İlişkileri”, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 53, 2021.
- Nihat Fırat – Binali Koçoğlu, “Osmanlının Son Döneminde Erzincan’da Sosyal Hayat (1916-1919)”, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı 21, 2022.
- Faruk Bölükbaşı, “Ziynet Altını 1898-1922”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi.
- Abdullah Demir, Osmanlı Mahkemesi – Medeni Yargılama Hukuku, özellikle yemin ve ispat yükü bölümü.
- Sevil Öztürk, 1 Numaralı Erzincan Şer‘iyye Sicil Defteri H.1332-M.1916 (Transkripsiyon ve Değerlendirme), İnönü Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, 1998.





