Erzincan’ın tarihî geçmişi yalnızca kent merkezindeki yapılarla sınırlı değil. Köylerin eski adları, çevrelerindeki yerleşim kalıntıları, ziyaret alanları ve kuşaktan kuşağa aktarılan anlatılar da bölgenin kültürel hafızasını oluşturuyor. Binkoç, eski adıyla Cırzını, bu açıdan araştırılmaya değer yerleşimlerden biri.
Tahir Erdoğan Şahin’in Erzincan’ın tarihî coğrafyasına ilişkin çalışmalarında ele alınan bölge, hem eski yerleşim izleri hem de Seydi Sultan çevresinde şekillenen sözlü kültür anlatılarıyla öne çıkıyor. Akademik yayınlar da Binkoç’un eski adını doğrularken, Erzincan ve çevresinin arkeolojik ve kültürel mirasının daha geniş bir coğrafya içinde incelenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Binkoç’un eski adı Cırzını, akademik kaynaklarda da geçiyor
Binkoç’un eski adı yalnızca yerel anlatılarda değil, farklı kaynaklarda da kayıtlı. Getty Research Institute’un Thesaurus of Geographic Names veri tabanında Binkoç yerleşimi Erzincan altında listeleniyor ve Cırzını, yerleşimin alternatif adı olarak gösteriliyor.
Bu kayıt, iki ad arasındaki bağlantıyı destekliyor. Bununla birlikte, Cırzını adının kökenine ilişkin dilsel açıklamalar ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Bir yer adının eski biçimini tespit etmek ile adın hangi dilden geldiğini kesin olarak belirlemek aynı şey değil.
Munzur Dağları ile Fırat arasındaki tarihî coğrafya
Tahir Erdoğan Şahin ve Gülay Sarıçimen’in 2021 yılında AKRA Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nde yayımlanan “Erzincan ve Çevresi Araştırmaları-1” başlıklı makalesi, Erzincan ve çevresini Azzi/Hayaşa bölgesi çerçevesinde ele alıyor. Araştırmada kuzeyde Şebinkarahisar ve Bayburt’tan güneyde Eğin ve Bingöl’e uzanan coğrafyanın tarihî, kültürel ve arkeolojik açıdan kendine özgü bir bütünlük taşıdığı belirtiliyor.
Araştırmacılar, bölgede geçmişten günümüze ulaşan çok sayıda arkeolojik verinin henüz yeterince tespit edilmediğini veya yayımlanmadığını da vurguluyor. Bu değerlendirme, Binkoç ve çevresindeki eski yerleşim izlerinin araştırılmasının neden önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Külliyatta aktarılan bilgilere göre Binkoç yakınlarında İlk Çağ’a ait bir yerleşim bulunuyor. Yüzey buluntularının Hayaşa’dan Bizans dönemine kadar uzanan bir tarihî devamlılığa işaret ettiği değerlendiriliyor. Ancak yüzey buluntularından hareketle kesintisiz yerleşim bulunduğunu kesinleştirmek için ayrıntılı arkeolojik inceleme ve tarihlendirme verileri gerekiyor. Bu nedenle söz konusu devamlılık, mevcut kaynakta yer alan bir değerlendirme olarak ele alınmalı.
Osmanlı döneminde Cırzını’nın nüfusu ve ekonomik yapısı
Külliyatta yer verilen tarihî bilgilere göre Cırzını’nın XVI. yüzyıldaki nüfusu yaklaşık 30–50 hane arasında değişiyordu. Köyde Müslüman ve Hıristiyan toplulukların yaşadığı, yerleşimin yıllık gelirinin ise yaklaşık 12 bin akçe olduğu aktarılıyor.
Bu rakamlar, Osmanlı dönemindeki köy yaşamının nüfus ve ekonomi bakımından incelenmesine imkân veriyor. Ancak söz konusu verilerin hangi tahrir defterine ve hangi tarihe dayandığı, ilgili arşiv kaydı görülmeden kesinleştirilemez.
Bu tür bilgilerin doğrulanması için İsmet Miroğlu’nun Kemah Sancağı ve Erzincan Kazası (1520–1566) adlı çalışması ile Osmanlı tahrir defterlerinin karşılaştırılması yararlı olacaktır. Şahin ve Sarıçimen’in makalesinin kaynakçasında da Miroğlu’nun bu çalışmasına yer veriliyor.
Seydi Sultan ve ardıç ağaçlarına dönüşen askerler
Binkoç’un tarihî hafızasında dikkat çeken unsurlardan biri de Cırzını-Ardıçlık mevkiiyle ilişkilendirilen Seydi Sultan anlatısı.
“Ardıçlık Mevkii Efsanesi” başlığıyla aktarılan halk anlatısında, Seydi Sultan’ın savaş sırasında başı gövdesinden ayrılmasına rağmen mücadelesini sürdürdüğü, ardından kılıcını yere sapladığı yerde hayatını kaybettiği anlatılıyor. Efsaneye göre askerleri ardıç ağaçlarına dönüşüyor. Bu ağaçların Fırat üzerindeki bir köprünün yapımında kullanıldığı, köprü tamamlandığında yıkıldığı ve ardıçların kesilmemesi yönünde bir uyarı bırakıldığı da rivayet ediliyor.
Bu anlatı, tarihî bir savaşın veya olağanüstü olayın kanıtı olarak değil, yerel sözlü kültürün ve ziyaret geleneğinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Seydi Sultan’ın adı akademik çalışmalarda da geçiyor. “Eski Türk İnanış ve Pratiklerindeki Dağ Kültünün Erzincan’daki İzleri” başlıklı araştırmada Acepşir Gazi (Sultan Seydi) ziyaret yeri, Erzincan merkez ilçesine bağlı Binkoç’un eski adı Cırzını olan köyünün yakınındaki dağ geçidiyle ilişkilendiriliyor.
Ayrıca Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi tarafından yayımlanan bir sempozyum bildirileri kitabında yer alan “Erzincan’da Bulunan İki Alevi Ziyaretgâhı: Kırklar Makamı ve Sultan Seydi” başlıklı çalışma, Sultan Seydi çevresindeki inançları ve anlatıları ele alıyor. Araştırmada Binkoç sakinlerinden derlenen sözlü kaynaklara da yer verilmesi, bu geleneğin yerel hafızada yaşadığını gösteriyor.
Binkoç’un geçmişi araştırılmayı bekliyor
Binkoç, eski adı Cırzını ile yalnızca bir yer adı değişikliğinin değil, Erzincan’ın tarihî ve kültürel katmanlarının da izlerini taşıyor. Eski yerleşim kalıntıları, Osmanlı dönemine ilişkin nüfus ve gelir kayıtları ile Seydi Sultan çevresinde şekillenen sözlü anlatılar, bölgenin farklı yönlerden araştırılması gerektiğini gösteriyor.
Tahir Erdoğan Şahin’in Erzincan Külliyatı’nda aktarılan bilgilerin arkeolojik saha araştırmaları, Osmanlı arşiv belgeleri ve sözlü tarih çalışmalarıyla desteklenmesi, Binkoç’un geçmişinin daha ayrıntılı biçimde ortaya konulmasına katkı sağlayabilir.





