Erzincan

Erzincan'da Bir Minderde Başlayan Yolculuk: Özbek İdali’nin Bitmeyen İnancı

1983’te karateyle tanışan Özbek İdali, zorlu imkânlardan Yeşilçam setlerine, minderden antrenörlüğe uzanan hayatını bugün Erzincan’ın gençlerine adıyor.

Abone Ol

1983 yılında bir spor salonunda değil, imkânsızlıkların ortasında bir minderin üzerinde başladı Özbek İdali’nin hikâyesi. O yıllarda bugünkü gibi modern tesisler, donanımlı salonlar yoktu. Ancak olan bir şey vardı: İnanç. Kazım Aktan’ın rehberliğinde karateyle tanışan İdali, “Başaracağız” diyerek çıktığı bu yolda teri, emeği ve sabrı yol arkadaşı yaptı.

Zamanla sporculuk ve müsabıklık dönemlerinden geçen Özbek İdali, minderde kazandığı madalyaların ötesinde, sporun insana kattığı karakteri benimsedi. Ona göre karate yalnızca bir savunma sanatı değil; olgunlaşmanın, disiplinin ve hayata karşı duruşun sembolüydü. Kuşaklar sadece belde taşınan bir işaret değil, aynı zamanda karakterin ve yaşam biçiminin yansımasıydı.

Bu yolculuk yalnızca sporla sınırlı kalmadı. 1999 yılında çekilen Gülün Bittiği Yer adlı sinema filmiyle Yeşilçam’a uzanan bir anı da hayatına eklendi. Cüneyt Arkın’la aynı projede yer alan Özbek İdali, sinema setlerinde de karate bilgisini paylaşma fırsatı buldu. Ardından, tamamen kendi imkânlarıyla hayata geçirilen Gizemli Silahşör filmi geldi. Çekimleri Erzincan’da başlayan film, Yeşilçam’da noktalandı. Aksiyon ağırlıklı filmde, oyunculara kısa süreli karate dersleri verilmesi de İdali’nin unutamadığı anılar arasında yer aldı.

Yıllar geçti, alkışlar sustu, madalyalar vitrinlere kaldırıldı. Ancak Özbek İdali için spor hiçbir zaman bitmedi. Bugün Değer Erzincan Spor Kulüpleri’nde ve Değer Erzincan Projesi kapsamında antrenör olarak görev yapan İdali, artık minderde kendi adına değil, geleceğin şampiyonları için mücadele ediyor. Erzincan’ın en ücra köşelerine kadar spor branşlarının ulaştırılmasını amaçlayan proje kapsamında gençlerle birebir ilgileniyor.

Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’nun sosyal medya hesabından paylaştığı videoda konuşan Özbek İdali, gençlere şu sözlerle seslendi:
“Bir işi severek yaparsanız, çalışmış sayılmazsınız. Savunma sanatı hizmeti veren salonları boş bırakmasınlar. Bunu bir spor adamı ve antrenör olarak söylüyorum.”

Bugün Özbek İdali, kazandıklarını cebinde değil, yüreğinde taşıyor. Mindere her çıktığında değil belki ama her baktığında, her öğüt verdiğinde, her gençte yeniden başlıyor onun hikâyesi.

Editör Notu:

Bu hikâye, sporun yalnızca başarı ve madalya olmadığını; inanç, emek ve topluma dokunma meselesi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Özbek İdali’nin yaşamı, Erzincan’da spora gönül veren gençler için sessiz ama güçlü bir yol haritası sunuyor.