Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Deprem Teknolojileri Enstitüsü ev sahipliğinde 14-16 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen 29. Aktif Tektonik Araştırma Grubu Çalıştayı’nın ardından hazırlanan raporda, yer bilimleri verilerinin bütünleşik bir ulusal araştırma altyapısında toplanması ve deprem öncüllerine yönelik çok parametreli araştırmaların yürütülmesi önerildi. Raporda ayrıca Erzincan’da kurulan sismik gözlem ağına, farklı bölgelerdeki aktif fay araştırmalarına ve çalıştay kapsamında gerçekleştirilen teknik arazi incelemelerine ilişkin bilgilere yer verildi.

DEPREM TEKNOLOJİLERİ ENSTİTÜSÜ- HOCALAR-1-1

Çok Parametreli Deprem Araştırmaları Ele Alındı

Raporda yer verilen “Kısa Dönem Deprem Tahmini: Çok Parametreli Yer Sistemi Yaklaşımı” başlıklı sunumda, litosfer, hidrosfer, atmosfer ve iyonosfer arasındaki etkileşimlerin birlikte incelenmesine yönelik araştırma yaklaşımı aktarıldı. Bu kapsamda farklı yer sistemlerine ilişkin gözlem verilerinin bütünleşik biçimde değerlendirilmesi üzerinde duruldu.

Sunumda iyonosferik toplam elektron içeriği, atmosferik kimyasal potansiyel, sıcaklık, basınç ve bağıl nem değişimleri, radon ve diğer gaz anomalileri, termal kızılötesi ışınımlar, yüzey sıcaklığı anomalileri, jeomanyetik ve elektromanyetik alan değişimleri gibi parametreler sıralandı. Bunların yanı sıra GNSS/GPS ve InSAR ölçümleriyle belirlenen yüzey deformasyonları, mikrosismik hareketlilik, faylardaki deformasyon ve kayma süreçleri, yer altı suyu seviyeleri ve hidrojeokimyasal değişimler de araştırma kapsamında değerlendirilen veriler arasında yer aldı.

Raporda, farklı tektonik ve jeolojik ortamlarda sürekli ve eş zamanlı gözlemler yapılması, elde edilen verilerin zamansal ve mekânsal ilişkilerinin incelenmesi gerektiği belirtildi. İstatistiksel modellerin, fizik tabanlı yaklaşımların ve yapay zekâ ile makine öğrenmesi yöntemlerinin bu verilerin değerlendirilmesinde kullanılabileceği aktarıldı.

Ayrıca belirlenen anomalilerin meteorolojik, hidrolojik, jeomanyetik, güneş kaynaklı ve diğer doğal değişimlerden ayrıştırılması; araştırma yaklaşımlarının geçmiş veriler üzerinden ve ileriye dönük bağımsız testlerle sınanması gerektiği ifade edildi.

29. Atag Çalıştayı Erzincan’da 52 Bilimsel Sunumla Tamamlandı

Ulusal Yerbilimleri Veri Altyapısı Önerildi

Çalıştay raporunda, kamu kurumları, üniversiteler ve araştırma kuruluşları tarafından üretilen yer bilimleri verilerinin ortak standartlar çerçevesinde toplanması ve paylaşılması önerildi.

Bu kapsamda “Ulusal Yerbilimleri Veri Merkezi” ile “Türkiye Deprem Önkestirim Merkezi” yapılarının bütünleşik bir ulusal araştırma altyapısı olarak oluşturulması önerisine yer verildi. Raporda “Türkiye Yerbilimleri Veri ve Deprem Önkestirim Merkezi” olarak ifade edilen altyapının; verilerin kalite kontrolünden geçirilmesi, uzun süreli arşivlenmesi ve bilimsel erişime açılması gibi işlevleri kapsaması öngörüldü. Mevcut gözlem ağlarını tamamlayacak bu yapıyla kurumlar arasında veri paylaşımı ve birlikte çalışabilirliğin sağlanması da hedeflenen başlıklar arasında sıralandı.

Erzincan’daki Sismik Gözlem Çalışmaları Raporlandı

Raporda, EBYÜ Deprem Teknolojileri Enstitüsü tarafından Erzincan genelinde kurulan 10 istasyondan oluşan EZ Sismik Ağı’na ilişkin bilgilere de yer verildi. Gerçek zamanlı kayıt alan ağın ilk sonuçlarının çalıştay kapsamında sunulduğu belirtildi. Ağın, Erzincan ve yakın çevresindeki depremlerin yanı sıra Türkiye’nin önemli sismik boşluklarından biri olarak değerlendirilen Yedisu Fayı’nın ayrıntılı incelenmesine yönelik çalışmalarda kullanılmasına ilişkin bilgiler paylaşıldı.

Üniversite, Erzincan Valiliği ve İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle kent merkezindeki okullara kurulan 15 ivmeölçer istasyonuna ilişkin ön analiz sonuçları da raporda yer aldı.

29. Aktif Tektonik Araştırma Grubu Çalıştayı-1

Erzincan ve Türkiye’nin Farklı Bölgelerindeki Faylar Değerlendirildi

Çalıştayın bilimsel programında Erzincan ve Marmara bölgelerine yönelik özel oturumlar gerçekleştirildi. Erzincan oturumunda bölgenin tektonostratigrafik özellikleri, Kuzey Anadolu Fayı’nın Refahiye-Karlıova arasındaki güncel deformasyonu, Yedisu Fayı’na ilişkin deprem senaryoları, yerel zemin koşulları ve Doğu Anadolu Bloğu'ndaki aktif faylar üzerine sunumlar yapıldı. 2003 Bingöl depreminin makrosismik özellikleri ve Erzincan’daki yerel zemin özellikleri de oturum başlıkları arasında yer aldı.

Marmara Bölgesi özel oturumunda ise 2025 Sındırgı depremleri, Sakarya Havzası’nın üç boyutlu hız modeli, Edremit Havzası’ndaki jeolojik veriler ve Ana Marmara Fayı için hazırlanan deprem senaryolarına bağlı yer hareketi ve zemin büyütmesi konuları değerlendirildi.

Raporda ayrıca 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından meydana gelen deformasyonlara ilişkin GNSS analizleri, Pazarcık Segmenti’ndeki fay hasar zonunun jeofizik görüntülenmesi, artçı deprem davranışları ve Amik Havzası’ndaki deformasyon çalışmaları hakkında sunumlara yer verildi.

29. Aktif Tektonik Araştırma Grubu Çalıştayı-2

Yedisu Fayı Üzerinde Gözlemler Yapıldı

Çalıştayın üçüncü gününde 40 katılımcının yer aldığı teknik arazi programında, Yedisu Fayı’nın batı kesimindeki üç saha noktası ile Erzincan Ekşisu Mesire Alanı incelendi. Doç. Dr. Cengiz Zabcı ve Doç. Dr. Taylan Sancar eşliğinde gerçekleştirilen incelemelerde bölgenin tektonik özellikleri, morfolojisi, paleosismolojik ve morfotektonik özellikleri hakkında katılımcılara bilgi verildi.

İlk inceleme noktası Tanyeri'nin güneydoğusundaki Avcılar yakınında bulunan hendek alanı oldu. Ardından Ali ve Görtel derelerinin birleştiği noktadaki Balaban-Sarıkaya çevresinde ve Sarıkaya'nın doğusunda incelemeler gerçekleştirildi. Bu alanlarda fay izleri ve yüzey şekilleri incelenirken katılımcılara hendek açma ve analiz süreçleri hakkında bilgi verildi.

Raporda, Yedisu Segmenti’nde 1784 yılından bu yana yüzey kırığı oluşturduğu bilinen bir deprem kaydının bulunmadığı belirtildi.

Atag 29 Raporunda Deprem Araştırmaları İçin Yeni Öneriler 1

Arazi programının son durağı olan Ekşisu Mesire Alanı’nda ise havza morfolojisi, aktif fay sistemleri ve jeotermal süreçler incelendi. Birbirine birkaç metre mesafede farklı özelliklere sahip su kaynaklarının bulunduğu alanda, tektonik yapılar ile yer altı suyu dolaşımı arasındaki ilişki değerlendirildi.

Muhabir: Seher Özbilir