Erzincan’ın deprem gerçeği yalnızca geçmişte yaşanan sarsıntılarla sınırlı değil. Yer kabuğundaki hareket devam ediyor.

Bilimsel verilere göre Arap Levhası, Anadolu’yu kuzeye doğru itiyor. Bu sıkışma Doğu Anadolu’da yükselme yaratıyor. Yapılan jeodezik ölçümler, bölgenin yılda yaklaşık 1 ila 1,5 santimetre yükseldiğini gösteriyor.

Bu artış küçük gibi görünse de jeolojik ölçekte oldukça hızlı kabul ediliyor.

Bu Yükselme Ne Anlama Geliyor?

Yükselme demek, yer kabuğunda enerji birikimi demek. Enerji biriktiğinde ise zaman zaman kırılma yaşanabiliyor.

Erzincan, bu basıncın dağıldığı ana geçiş noktalarından biri olarak biliniyor. Güneyden gelen kuvvet burada ya doğuya doğru aktarılıyor ya da batıya yönelerek başka fay sistemlerine iletiliyor.

Bu nedenle şehir, tektonik açıdan hassas bir konumda bulunuyor.

Yükselme Sadece Risk mi?

Hayır.

Bu hareketler aynı zamanda dağların yükselmesini, vadilerin derinleşmesini ve su kaynaklarının oluşmasını sağladı. Munzur Dağları’nın bugünkü yüksekliğe ulaşmasında da bu süreç etkili oldu.

Yani yükselme hem doğayı şekillendirdi hem de deprem potansiyelini beraberinde getirdi.

Planlama Neden Önemli?

Uzmanlar, yükselme ve fay hareketliliğinin sürdüğü bir bölgede yapılaşma kararlarının jeolojik veriler ışığında alınması gerektiğini vurguluyor.

Özellikle gevşek alüvyon zeminler üzerinde yoğun yapılaşmanın risk oluşturabileceği belirtiliyor.

Kaynak: Prof. Dr. Ali Demirsoy, Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan, Cilt 1

Muhabir: Haber Merkezi - SK