Türkiye’de son dönemde yaşanan okul saldırıları ve gençler arasında artan şiddet olayları, toplumda derin bir endişe yaratmaya devam ediyor. Özellikle Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olayların ardından, çocukların ve gençlerin ruh sağlığı yeniden gündemin en kritik başlıklarından biri haline geldi.

Erzincan’da faaliyet gösteren Çadem Psikoloji’de görev yapan Psikolog Zeynep Yapınca, yaşanan bu olayların yüzeyde görüldüğü gibi ani gelişmeler olmadığını, aksine uzun süredir biriken duygusal süreçlerin sonucu olduğunu vurguladı.

Yapınca, “Toplum genelde yaşanan olaylara anlık tepkiler veriyor. Ancak gençlerin içinde biriken yalnızlık, dışlanmışlık ve değersizlik duyguları zamanla büyüyor. Bu birikim çoğu zaman fark edilmeden ilerliyor ve kritik noktaya ulaştığında ortaya çıkıyor” diyerek tehlikenin görünenden daha derin olduğuna dikkat çekti.

Ergenlik döneminin bu süreçte en kırılgan dönemlerden biri olduğunu belirten Yapınca, gençlerin en temel ihtiyacının kabul görmek olduğunu ifade etti. Ait olamadığını hisseden bir gencin ya içine kapanabileceğini ya da öfke ile tepki verebileceğini söyledi.

Ailelere önemli mesajlar veren Yapınca, çocuklarla kurulan iletişimin niteliğinin belirleyici olduğunu dile getirdi. “Ebeveynler çoğu zaman çözüm üretmeye odaklanıyor. Oysa çocuk için en kıymetli şey anlaşılmaktır. Basit bir ‘Seni anlıyorum’ cümlesi bile güçlü bir bağ kurabilir” dedi.

Uzman psikolog, özellikle ani davranış değişiklikleri, sosyal geri çekilme, yalnız kalma isteği, umutsuzluk ifadeleri ve aşırı duygusal tepkilerin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti. Bu belirtilerin tek başına kesin bir risk anlamına gelmediğini ancak ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Eğitim kurumlarının rolüne de değinen Yapınca, okulların yalnızca akademik başarıya odaklanmasının yetersiz olduğunu ifade etti. Öğretmenlerin öğrencilerin ruhsal durumlarını da gözlemlemesi gerektiğini belirterek, rehberlik servislerinin daha aktif hale getirilmesinin önemine dikkat çekti.

Sosyal medyanın etkisine de değinen Yapınca, şiddet içeriklerinin sürekli görünür olmasının toplumda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini söyledi. Aynı zamanda kullanılan dilin de önemli olduğunu belirterek, sürekli tekrarlanan travmatik içeriklerin toplumsal kaygıyı artırdığına işaret etti.

Çocukların çoğu zaman duygularını sözlerle değil davranışlarıyla ifade ettiğini vurgulayan Yapınca, “Çocuk konuşmaz, davranır. Onun davranışını doğru okumak gerekir” dedi.

Psikolog Zeynep Yapınca, açıklamalarını dikkat çeken şu sözlerle tamamladı:
“Bir çocuğun hayatında kendini gerçekten güvende ve anlaşılmış hissettiği tek bir ilişki bile, birçok olumsuz ihtimali ortadan kaldırabilir.”

Muhabir: Adem Toprakoğlu