Erzincan Sivil Toplum Platformu, Filistin, Lübnan ve İran’da şiddetli çatışmaların yaşandığı ve orantısız güç kullanılarak, kadın, yaşlı ve çocuk demeden binlerde insanın katledildiği bir ortamda, insan haklarının ve uluslar arası hukukun hiçe sayıldığı bir dönemde insanlığın vicdan sınavından geçtiği ve mutlaka bu tür olaylara sessiz kalınmaması ve sert tepki gösterilmesi konusunda açıklamalar yapıldı. Ayrıca İsrail’in son dönemde Filistinli mahkumların idam edilmesi ile ilgili karara da sert tepki gösterildi.
Erzincan Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Dönem Başkanı Rıza Tuğrul Karagöz, son dönemlerde savaşlarda yaşanan insan hakları ihlalleri ve mazlumların çektiği açılar ile ilgili yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Son günlerde İsrail zalim yönetiminin aldığı idam ile ilgili kararları ve başta Gazze olmak üzere Filistin topraklarında, Lübnan’da, İran da ve bölgede yürüttüğü cani, saldırgan politikalar; insanlık vicdanını bir kez daha derinden yaralamıştır. Uluslararası hukuku, insan haklarını ve temel insani değerleri hiçe sayan bu saldırılar, artık zulmü dayanılmaz hale getirmiştir.
Gazze’de sivillerin hedef alınması, kadınların, çocukların ve masum insanların yaşam haklarının pervasızca ihlal edilmesi; hastanelerin, ibadethanelerin ve yaşam alanlarının bombalanması artık açıkça yapılan bir savaş suçudur.
İsrail yönetimi, uluslararası hukuku tanımayan yaklaşımıyla bölgede yıllardır kalıcı bir barışın önündeki en büyük engeldir.
Hukukun üstünlüğünden söz eden ancak söz konusu Filistin halkı olduğunda sessizliğe bürünen Batılı ülkelerin çifte standardı ise kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İnsan hakları söylemini yalnızca kendi siyasi çıkarlarına göre kullanan bu anlayış, olmayan evrensel değerlerinin samimiyetini ciddi şekilde sorgulatmaktadır.
ABD başta olmak üzere bazı batılı devletlerin koşulsuz siyasi ve askeri desteği, İsrail’in hukuksuz uygulamalarını cesaretlendirmekte ve bölgede akan kanı ne yazık ki daha da artırmaktadır.
Adaletin, insan haklarının ve özgürlüklerin yalnızca belirli toplumlar için geçerli görülmesi, uluslararası düzenin zaten olmayan inandırıcılığını daha da yok etmektedir.
Haklının yanında olmak, insan olmanın ve vicdan sahibi olmanın gereğidir. Mezhep, kimlik ya da siyasi ayrımlar; mazluma yapılan zulmü görmezden gelmenin bahanesi olamaz. Siyonist ve emperyalist anlayışın ikiyüzlü politikalarıyla gerçekleştirilen saldırı ve insanlık dışı uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça ifade ediyoruz.
Bizler; sivillerin hedef alınmasını, toplu cezalandırma politikalarını, idam kararlarını ve her türlü insan hakları ihlalini en güçlü şekilde kınıyoruz. Filistin halkının onurlu mücadelesini ve temel yaşam haklarını savunmanın insanlık görevi olduğuna inanıyoruz.
Uluslararası toplumu; sessizliği terk etmeye, çifte standarttan vazgeçmeye ve kalıcı barış için somut adımlar atmaya davet ediyoruz. Adaletin olmadığı yerde barışın mümkün olmayacağı açıktır. Zulüm karşısında susmanın tarafsızlık değil, zalimin yanında durmak anlamına geldiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”