Erzincan’ın tarihî geçmişi, yalnızca kaleler, savaşlar ve eski yerleşimlerden ibaret değil. Binlerce yıl öncesine uzanan çivi yazılı tabletlerde, bölgenin siyasi ilişkilerini ve dönemin saray yaşamını aydınlatan ilginç insan hikâyeleri de bulunuyor. Bu hikâyelerden biri, Hayaşa yöneticisi Mariya’nın Hattuşa’daki trajik sonuyla ilgili.

Tahir Erdoğan Şahin’in hazırladığı Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan – Tarihî-Edebî Şahsiyetler ve Bilim Adamları adlı eserde “Hayaşalı Ejderin Oğlu ve Hititli Cariye” başlığıyla ele alınan anlatı, Hititlerin diplomatik belgelerinde geçen olaylardan hareketle kurgulanıyor.

Hikâyenin merkezindeki Mariya, Hayaşa Krallığı'nın önemli isimlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Hayaşa, MÖ 2. binyılda Doğu Anadolu’nun siyasi coğrafyasında yer alan ve Hititlerle diplomatik ve askerî ilişkiler kuran bir siyasi oluşumdu. Hayaşa yöneticilerinin isimleri, Hititlerle yapılan antlaşmalar ve kraliyet kayıtları sayesinde günümüze ulaştı.

Mariya’nın adı Hitit antlaşmasında geçiyor

Konunun en dikkat çekici tarihî kaynağı, I. Şuppiluliuma ile Hayaşa yöneticisi Hukkana arasında yapılan antlaşma. Çivi yazılı metinde, Hukkana’ya Hitit sarayındaki kadınlara yaklaşmaması yönünde açık uyarılar yapılıyor.

Antlaşmada, Mariya adlı bir kişinin yaşadığı olay da bu uyarının gerekçesi olarak anlatılıyor. Hitit kralı, geçmişte Mariya’nın bir saray kadınına baktığını, bunu babasının fark ettiğini ve Mariya’nın bu nedenle öldürüldüğünü hatırlatıyor.

Üstelik metinde söz konusu kadının özgür bir kadın ya da cariye olabileceği belirtiliyor. Hukkana’dan saray kadınlarına yaklaşmaması, onlarla ilişki kurmaya kalkışmaması isteniyor.

Bu ayrıntı, dönemin saray kurallarını ve hükümdarların aileleri ile saray çevresindeki kadınlar üzerindeki hassasiyetini ortaya koyuyor. Bir kişinin yalnızca saray kadınına bakması nedeniyle öldürülmesinin antlaşmada siyasi bir uyarı olarak kullanılması ise olayın çarpıcı yönünü oluşturuyor.

Mariya gerçekten Hayaşa yöneticisi miydi?

Akademik araştırmalarda Mariya’nın kimliği ve Hayaşa yönetimindeki yeri de ele alınıyor.

Ermeni Bilimler Akademisi Doğu Bilimleri Enstitüsü araştırmacılarından Aram Kosyan, “The Kings of Hayasa” başlıklı çalışmasında Hayaşa yöneticileri Karanni, Mariya, Hukkana ve Anniya’yı inceliyor. Kosyan’a göre Karanni’nin ardından Hayaşa yönetimine gelen Mariya, Hititlerle bir vasallık antlaşması yaptı. Ancak yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle Hattuşa’da, Hitit Kralı III. Tuthaliya tarafından idam edildi.

Kosyan, Hukkana’nın daha sonra Hayaşa tahtına geçtiğini ve Hitit Kralı I. Şuppiluliuma ile yeni bir antlaşma yaptığını belirtiyor. Bu antlaşma, Hititlerin bölgedeki siyasi hâkimiyetini güçlendirmeye yönelik önemli diplomatik düzenlemeler içeriyordu.

Bununla birlikte Mariya’nın kimliği konusunda bütün araştırmacılar aynı görüşte değil. İstanbul Üniversitesi’nde hazırlanan İrem Şükran Nogay’ın Hitit Krallığı’nda Diplomatik Evlilikler başlıklı yüksek lisans tezinde, kaynaklarda birden fazla Mariya bulunabileceği ve antlaşmada bahsedilen kişiler arasındaki ilişkinin kesin biçimde belirlenemediği ifade ediliyor.

Bu nedenle Hayaşa yöneticisi Mariya ile antlaşmadaki saray kadını olayının kahramanı olan Mariya’nın aynı kişi olduğu görüşü güçlü bir akademik değerlendirme olmakla birlikte tartışmasız kabul edilmiyor.

Hayaşa ile Hititler arasındaki mücadele yalnızca savaşlardan ibaret değildi

Hukkana Antlaşması, iki siyasi güç arasındaki ilişkilerin yalnızca askerî mücadelelerle yürütülmediğini de gösteriyor. Hititler, Hayaşa üzerindeki nüfuzlarını artırmak için diplomatik anlaşmalardan ve hanedan evliliklerinden yararlanıyordu.

Hitit Kralı I. Şuppiluliuma’nın kız kardeşini Hukkana ile evlendirmesi, bu politikanın önemli örneklerinden biriydi. Arif Kumaş’ın 2026 yılında yayımlanan “I. Šuppiluliuma Dönemi’nde Azzi-Hayaša İlişkilerine Genel Bir Bakış” başlıklı akademik makalesinde de bu evliliğin siyasi amaç taşıdığı ve vasallık ilişkisini hanedan bağlarıyla güçlendirdiği belirtiliyor.

Dolayısıyla Mariya’nın hikâyesi, saray yaşamının özel alanına ilişkin bir olaydan çok daha fazlasını anlatıyor. Saray kadınlarına yönelik yasaklar, kraliyet ailesinin güvenliği, diplomatik ilişkiler ve siyasi otoritenin korunması aynı metinde bir araya geliyor.

Erzincan’ın antik coğrafyasıyla bağlantısı

Bu tarihî hikâyenin Erzincan açısından önem taşıyan yönü ise Hayaşa’nın coğrafi konumuyla ilgili. Hayaşa’nın sınırları ve merkezi konusunda bilim dünyasında farklı görüşler bulunuyor. Bazı araştırmalar Doğu Anadolu’da, Erzurum ile Van Gölü arasındaki bölgeye işaret ederken, Erzincan ve çevresi de Hayaşa-Azzi tarihî coğrafyasıyla ilişkilendirilen alanlar arasında değerlendiriliyor.

Serkan Demirel’in 2017 yılında Archivum Anatolicum dergisinde yayımlanan “Hititçe Çivi Yazılı Metinlerde Geçen Azzi-Hayaša’nın Lokalizasyonuna Katkı” başlıklı çalışması, Hayaşa’nın Doğu Anadolu’daki konumuna ilişkin tartışmaları ele alıyor.

Erzincan üzerine yapılan bazı araştırmalarda ise Arziya adı bugünkü Erzincan ile ilişkilendiriliyor. Ancak Arziya’nın kesin konumu ve Hayaşa ile bağlantısının kapsamı konusunda akademik tartışmalar devam ediyor.

MÖ 14. yüzyıla uzanan Mariya anlatısı, bu nedenle Erzincan’ın antik geçmişine ilişkin araştırmalarda dikkat çekici bir yer tutuyor. Bir tarafta Hitit tabletlerine yansıyan diplomatik gerçekler, diğer tarafta bu kayıtlardan hareketle oluşturulan aşk ve dram anlatısı…

Mariya’nın hikâyesi, binlerce yıl önce Doğu Anadolu coğrafyasında yaşanan siyasi mücadelelerin, saray kurallarının ve insan ilişkilerinin günümüze ulaşan ilginç örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Kaynaklar:

1. Rukiye Akdoğan (2011) – “Huqqana Antlaşması (A Nüshası) Transkripsiyon ve Tercümesi”

2. Tahir Erdoğan Şahin - Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan

3. Aram Kosyan (2016) – “The Kings of Hayasa”

4. İrem Şükran Nogay (2019) – “Hitit Krallığı’nda Diplomatik Evlilikler”

5. Arif Kumaş (2026) – “I. Šuppiluliuma Dönemi’nde Azzi-Hayaša İlişkilerine Genel Bir Bakış”

  • Hitit Journal of Social Sciences, Cilt 19, Sayı 1.

6. Serkan Demirel (2017) – “Hititçe Çivi Yazılı Metinlerde Geçen Azzi-Hayaša’nın Lokalizasyonuna Katkı”

  • Archivum Anatolicum, Cilt 11, Sayı 1, s. 97–110

Muhabir: Saliha Kara