Tarihî kaynaklara göre Erzincan'ın en eski isimlerinden biri Eriza olarak kabul ediliyor. Antik dönem coğrafyacısı Strabon'un eserlerinde geçen Eriza adının, bugünkü Erzincan'ı ifade ettiği değerlendiriliyor. Grek kaynaklarında ise aynı yerleşim için Aziris adının kullanıldığı belirtiliyor.

Roma ve Bizans dönemlerinde şehrin adı farklı telaffuzlarla kayıtlara geçti. Ermeni kaynaklarında Erez, Erzng ve Erznga; Bizans kayıtlarında Aringam, Arsingan ve Erzingan isimleri kullanıldı. Arap tarihçileri ise şehri Erzencân adıyla eserlerine kaydetti.

1071 Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'da Türk hâkimiyetinin başlamasıyla birlikte şehir için Erzingân ve Ezirgân isimleri kullanılmaya başlandı. Zaman içerisinde telaffuz değişiklikleri yaşandı ve bugünkü Erzincan adı yerleşti.

Araştırmacılar, yalnızca bir ismin değişmediğini; bu değişimin, şehrin tarih boyunca Hititlerden Urartulara, Perslerden Romalılara, Bizans'tan Mengüceklilere, Akkoyunlulardan Osmanlı Devleti'ne kadar birçok medeniyetin etkisi altında kalmasının da bir yansıması olduğunu belirtiyor.

Bugün kullanılan "Erzincan" adı, yaklaşık iki bin yıllık tarihî bir yolculuğun son halkasını oluşturuyor. Kentin ismi bile, Anadolu'nun en eski yerleşimlerinden birinin zengin geçmişini yansıtan yaşayan bir tarih belgesi niteliği taşıyor.

Erzincan'ın Bilinen İlk Sahipleri Kimdi? 5 Bin Yıllık Tarih Yeniden Yazılıyor

Bugün bereketli ovası, dağları ve tarihî yapılarıyla tanınan Erzincan'ın geçmişi yalnızca Selçuklulara ya da Osmanlılara uzanmıyor. Arkeolojik bulgular ve tarihî kaynaklar, bu topraklarda insan yaşamının yaklaşık beş bin yıl öncesine, devlet örgütlenmelerinin ise dört bin yıl öncesine kadar gittiğini gösteriyor.

Bugün Erzincan'da gezerken gördüğümüz her dağın, ovanın ve höyüğün altında onlarca medeniyetin izleri bulunuyor. Peki bu topraklarda ilk kimler yaşadı?

Erzincan'ın Tarihi Yazılı Kaynaklardan Daha Eski

Araştırmacılara göre Erzincan Ovası, Anadolu'nun en eski yerleşim alanlarından biri.

Altıntepe, Karaz, Pulur ve çevrede yapılan arkeolojik çalışmalar, bölgede MÖ 3000'li yıllardan itibaren yerleşim bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu dönem, Anadolu'da Tunç Çağı'nın yaşandığı yıllara denk geliyor.

Bunun en önemli nedeni ise Erzincan'ın coğrafi konumu.

Karasu Nehri'nin suladığı verimli ova, kuzey-güney ve doğu-batı yönünde uzanan doğal geçitlerin kesişme noktasında bulunuyordu. Bu özellik, bölgeyi hem tarım hem de ticaret açısından cazip hale getiriyordu.

İlk Yazılı İzler Asur Kaynaklarında

Erzincan'ın adı bugün kullandığımız şekliyle olmasa da ilk kez Asur kaynaklarında karşımıza çıkıyor.

Bu metinlerde bölge "Suhma" veya "Zuhma" adıyla anılıyor. Bu isim doğrudan bugünkü Erzincan şehrini değil, daha geniş bir coğrafyayı ifade ediyor. Buna rağmen tarihçiler, bu kayıtların Erzincan yöresine ait bilinen en eski yazılı bilgiler arasında yer aldığı konusunda görüş birliği içinde.

Hayaşa Krallığı Erzincan'da mı Kuruldu?

Erzincan tarihinin en merak edilen konularından biri de Hayaşa (Azzi-Hayaşa) meselesi.

Hitit tabletlerinde adı geçen Hayaşa Krallığı'nın sınırları konusunda farklı görüşler bulunuyor. Ancak birçok araştırmacı, Erzincan ile Erzurum arasındaki bölgenin bu krallığın merkez alanlarından biri olduğunu değerlendiriyor.

Hayaşalılar hakkında elimizde çok fazla bilgi bulunmuyor.

Bunun nedeni, bu devletin kendi yazılı belgelerinin günümüze ulaşmaması.

Bugün bildiklerimizin büyük bölümü, onlarla savaşan Hititlerin bıraktığı tabletlerden öğreniliyor.

Bu da Erzincan tarihinin hâlâ çözülmeyi bekleyen önemli sırlarından biri olarak görülüyor.

Hititler Erzincan'a Neden Geldi?

MÖ 14. yüzyıldan itibaren Hititler, Erzincan ve çevresini kontrol altına almak için birçok askerî sefer düzenledi.

Sebep oldukça açıktı.

Erzincan;

  • Kafkasya'ya açılan yolların üzerinde bulunuyordu.
  • Bakır ve maden yataklarına yakındı.
  • Fırat Havzası'nın en stratejik noktalarından biriydi.

Bu nedenle bölge, yalnızca askerî değil ekonomik açıdan da büyük önem taşıyordu.

Urartular Altıntepe'yi Bir Sınır Kalesine Dönüştürdü

Hititlerin ardından bölge, Urartu Krallığı'nın egemenliğine girdi.

Urartu Kralı II. Argişti döneminde Erzincan'ın yaklaşık 15-20 kilometre doğusunda bulunan Altıntepe, güçlü bir askerî ve idari merkez haline getirildi. Bugün yapılan kazılarda ortaya çıkarılan tapınaklar, saray kalıntıları, depo binaları ve surlar, Altıntepe'nin yalnızca bir kale değil, aynı zamanda önemli bir yönetim merkezi olduğunu gösteriyor.

Altıntepe'de bulunan duvar resimleri, mühürler, bronz eserler ve mimari kalıntılar, Urartu uygarlığının Doğu Anadolu'daki en önemli merkezlerinden birinin Erzincan'da bulunduğunu kanıtlıyor.

Erzincan Neden Sürekli El Değiştirdi?

Tarih boyunca Erzincan'ın neredeyse her büyük devlet tarafından ele geçirilmek istenmesinin temel nedeni coğrafyasıydı.

Kent;

  • Doğu Anadolu'yu Karadeniz'e bağlayan yolların,
  • İran'dan Anadolu içlerine uzanan güzergâhların,
  • Fırat Havzası'nın

en kritik kavşaklarından birinde bulunuyordu.

Bu nedenle Erzincan; Urartular, Medler, Persler, Helenistik krallıklar, Romalılar, Bizanslılar ve daha sonra Türk devletleri arasında defalarca el değiştirdi.

Bugün Hâlâ Toprağın Altında Büyük Bir Tarih Yatıyor

Arkeologlara göre Erzincan'da bugüne kadar gün yüzüne çıkarılan kalıntılar, bölgenin tarihî zenginliğinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor.

Özellikle Altıntepe başta olmak üzere Erzincan Ovası ve çevresindeki birçok höyükte yapılacak yeni bilimsel kazıların, Anadolu tarihine ilişkin önemli bilinmeyenleri aydınlatması bekleniyor.

Binlerce yıllık geçmişiyle Erzincan, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, Anadolu'nun en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapan şehirlerden biri olmasıyla da dikkat çekiyor.

Muhabir: Haber Merkezi - SK