Erzincan

Erzincan’ın Altında Deniz Yatan Bir Geçmiş Var

Bilim insanlarına göre Erzincan’ın bulunduğu coğrafya milyonlarca yıl önce denizin altındaydı. Kıtaların hareketiyle yükselen bölge bugün bile her yıl yaklaşık 1,5 santimetre yükselmeye devam ediyor.

Abone Ol

Bugün üzerinde yaşamın sürdüğü Erzincan ve çevresindeki topraklar, milyonlarca yıl önce tamamen denizin altındaydı. Bilimsel araştırmalar, Doğu Anadolu’nun geçmişte Tetis Okyanusu olarak bilinen dev bir deniz sisteminin tabanında yer aldığını ortaya koyuyor. Bu dev okyanus, milyonlarca yıl boyunca geniş bir alanı kaplayarak bugünkü Anadolu’nun büyük bölümünü su altında bırakmıştı.

Yaklaşık 65 milyon yıl önce Dünya’nın kara kütleleri hareket etmeye başladı. Güneyde bulunan kıta parçalarının kuzeye doğru ilerlemesiyle birlikte deniz tabanı büyük bir baskı altında kıvrıldı ve yukarı doğru yükselmeye başladı. Bu büyük jeolojik hareketler sonucunda dünyanın en yüksek dağ sistemlerinden bazıları oluştu. Himalaya ve Alp Dağları bu süreçte ortaya çıkarken, Anadolu coğrafyası da yavaş yavaş denizden yükselerek kara haline geldi.

Bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, o dönemlerde Doğu Anadolu’nun yaklaşık 1500 metre derinlikte bir deniz tabanı olduğunu gösteriyor. Güneyden gelen güçlü tektonik baskı ile bu alan yukarı doğru kalkarak bugünkü yüksek plato yapısını kazandı. Uzmanlara göre bu yükselme süreci tamamen sona ermiş değil. Yapılan ölçümlere göre Doğu Anadolu Bölgesi bugün bile her yıl yaklaşık 1,5 santimetre yükselmeye devam ediyor.

İç Denizden Ova ve Platoya

Jeolojik verilere göre geçmişte Erzincan ve çevresinde geniş bir iç deniz bulunuyordu. Zamanla bu iç deniz çekildi ve kara parçaları ortaya çıkmaya başladı. Yaklaşık 5 milyon yıl önce bölge tamamen kara haline gelerek bugünkü coğrafi görünümünü almaya başladı.

Bu süreçte oluşan büyük kırıklar ve fay hatları, bölgenin bugünkü yapısını belirledi. Erzincan Ovası da bu jeolojik kırıkların etkisiyle ortaya çıkan alanlardan biri olarak biliniyor. Dağlardan gelen toprak, taş ve alüvyonların binlerce yıl boyunca birikmesiyle ova geniş ve verimli bir yapıya kavuştu.

Ancak bu verimli yapı aynı zamanda deprem açısından riskli bir zemini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, alüvyon zemin üzerine kurulan yerleşimlerin deprem etkisini daha fazla hissedebileceğini belirtiyor.

Depremlerle Şekillenen Coğrafya

Erzincan ve çevresi, Türkiye’nin en aktif fay sistemlerinden biri olan Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunuyor. Bu nedenle bölge tarih boyunca büyük depremlerle karşı karşıya kaldı.

1939 yılında meydana gelen ve Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden biri olarak kayıtlara geçen Erzincan depreminde 32 binden fazla kişi hayatını kaybetti. 1992 yılında yaşanan bir başka büyük depremde ise 653 kişi yaşamını yitirdi.

Jeologlar, bölgenin jeolojik yapısının hâlâ hareketli olduğunu ve yer kabuğundaki değişimlerin devam ettiğini ifade ediyor.

Dağların Zirvesinde Denizden İzler

Erzincan çevresindeki yüksek dağların zirvelerinde bulunan deniz kabuğu fosilleri, bu toprakların geçmişte deniz tabanı olduğunun en önemli kanıtları arasında gösteriliyor. Ayrıca bölgede bulunan kalkerli dağlardan çıkan su kaynaklarının mineral açısından zengin olmasının nedeni de bu eski deniz tabanına dayanıyor.

Bilim insanlarına göre Erzincan’ın bulunduğu coğrafya hâlâ şekillenmeye devam ediyor. Milyonlarca yıl süren bu jeolojik süreç, bugün görülen dağları, ovaları ve doğal yapıyı ortaya çıkaran uzun bir doğa hareketinin sonucu olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Prof. Dr. Ali Demirsoy, Dr. Eşref Atabey, Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan, Cilt 1