Bugün Erzincan’ın dağ köylerinde görülen kırmızı benekli alabalıkların geçmişi binlerce yıl öncesine dayanıyor. Bilim insanlarına göre bu balıklar, buzul çağlarında gerçekleşen göçlerin torunları.
Buzul dönemlerinde iklim çok daha soğuktu. Deniz seviyeleri düşmüş, bazı bölgelerde tatlı su yolları oluşmuştu. Kuzeyden gelen alabalık türleri, Akdeniz’in kuzey kıyılarında oluşan tatlı su hatları sayesinde Anadolu’ya kadar yayıldı.
Daha sonra Ege’nin ortasından aktığı düşünülen eski bir nehir sistemi aracılığıyla Anadolu’nun iç kesimlerindeki göllere ve akarsulara ulaştılar.
Sıcaklık Engel Oldu
Buzul dönemi sona erip hava ısınınca alabalıklar serin sulara çekildi. Yüksek dağların kaynak sularına sığınarak burada yaşamaya devam ettiler.
Dağlar arasındaki derin vadiler ve sıcak ovalar doğal bir engel oluşturdu. Bu durum balıkların bir dağdan diğerine geçmesini zorlaştırdı. Böylece her dağdaki alabalık popülasyonu zamanla kendi içinde farklılaştı.
Uzmanlara göre bugün Erzincan’ın hemen hemen her ilçesindeki dağlarda görülen kırmızı alabalıkların genetik yapısı birbirinden bir miktar farklı.
Uzak Doğu Balıkları
Öte yandan Fırat ve Dicle Nehirleri’nde yaşayan balıkların büyük kısmı Uzak Doğu kökenli. Buzul dönemlerinde deniz seviyelerinin değişmesi, bazı deniz yollarını tatlı su geçişine dönüştürdü. Bu sayede Uzak Doğu kökenli balıklar Mezopotamya havzasına kadar ulaşabildi.
Bugün Erzincan’daki balık türlerinin çoğunun (alabalıklar hariç) bu göçlerin sonucu olduğu ifade ediliyor.
Doğal Zenginlik Tehlikede mi?
Uzmanlar, dağ ekosistemlerinin korunmasının önemine dikkat çekiyor. Çünkü bu alabalıklar yalnızca bir balık türü değil; binlerce yıllık evrimsel sürecin canlı tanıkları.
Yüksek dağlardaki soğuk ve temiz su kaynaklarının korunması, bu türlerin geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Kaynak: Prof. Dr. Ali Demirsoy, Dr. Eşref Atabey, Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan, Cilt 1





