Erzincan’ın köylerinde geçmişten günümüze ulaşan taş yapılar, mimari özelliklerinin yanı sıra üzerlerindeki sembollerle de dikkat çekiyor. İliç ilçesine bağlı Küçük Armudan ve Tuğut köylerindeki bazı konutlarda bulunan karşılıklı yılan kabartmaları ise bu sembollerin ardındaki inanç dünyasını merak konusu hâline getiriyor.
Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan adlı eserde yer alan araştırmada, iki köydeki tarihî yapılarda birbirine simetrik biçimde yerleştirilmiş yılan figürleri bulunduğu aktarılıyor. Araştırmada bu kabartmaların, kötülükleri uzak tutma ve konutu koruma inancıyla bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor. Anadolu halk kültürünü ele alan akademik çalışmalar da yılanın koruyucu bir varlık olarak kabul edildiği inanışların farklı bölgelerde görüldüğünü ortaya koyuyor.
Küçük Armudan’da İki Yılanın Arasında Dikkat Çeken Bitki Figürü
Araştırmaya göre Küçük Armudan’daki kesme taş bir yapının köşesinde karşılıklı duran iki yılan kabartması bulunuyor. Yılanların başları, aralarında yer alan ve çoban ekmeği, gelin parmağı veya taş eriği olarak adlandırılan bitkiye yönelmiş şekilde tasvir ediliyor.
Kabartmaların yapının ön cephesindeki köşe boyunca uzanması, figürlerin mimariye bilinçli biçimde yerleştirildiğini gösteriyor. Ancak bu tasvirlerin hangi tarihte yapıldığı ve ilk ustalarının hangi düşünceyle hareket ettiği konusunda kesin bir sonuca ulaşmak için daha ayrıntılı arkeolojik incelemelere ihtiyaç bulunuyor.
Yine de figürlerin yalnızca süsleme amacı taşıdığı varsayımı, araştırmada ortaya konulan koruyuculuk yorumunu göz ardı etmeyi gerektirmiyor. Anadolu halk kültüründe yılanın eve, aileye ve yaşam alanına yönelik koruyucu bir güç olarak algılandığına ilişkin akademik çalışmalar, bu kabartmaların sembolik anlamını değerlendirmek için önemli bir çerçeve sunuyor.
Tuğut’taki Kabartmada Çiçek Yerine Nazar Üçgeni
Tuğut köyündeki tarihî konutun köşe taşlarında da birbirine simetrik biçimde yerleştirilmiş iki yılan figürü bulunuyor. Küçük Armudan’daki örnekle benzerlik gösteren kabartma, aralarındaki bir ayrıntıyla farklılaşıyor.
Araştırmada, Küçük Armudan’daki yılanların arasında bitki veya çiçek benzeri bir unsur bulunurken Tuğut’taki örnekte nazar üçgeninin tercih edildiği belirtiliyor.
Bu farklılık, iki yerleşimde benzer bir koruyuculuk düşüncesinin farklı sembollerle ifade edilmiş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Nazar üçgeninin kullanılması, kabartmanın nazardan korunma inancıyla bağlantılı olabileceği yorumunu destekleyen bir ayrıntı olarak değerlendiriliyor.
Bununla birlikte, sembollerin anlamları konusunda kesin konuşmak doğru olmaz. Akademik araştırmalar, yılan figürünün farklı dönem ve topluluklarda çeşitli anlamlar kazandığını gösteriyor. Bu nedenle Erzincan’daki kabartmaların yerel inançlar, yapıların tarihi ve bölgenin kültürel geçmişi birlikte değerlendirilerek incelenmesi gerekiyor.
Akademik Araştırmalar Yılanı Nasıl Yorumluyor?
Erzincan’daki kabartmaların anlamını daha geniş bir çerçevede değerlendirmek için Türk halk kültürü ve sembolizm üzerine yapılmış akademik araştırmalar da dikkat çekiyor.
Esma Şimşek’in 2019 yılında Akra Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nde yayımlanan “Türk Halk Kültüründe Yılan ve ‘Yılan Kale’ Anlatıları Üzerine Değerlendirmeler” başlıklı makalesinde, yılanın halk kültüründe uğur, sağlık, koruyucu ruh, yaşama gücü ve yeniden canlanma gibi anlamlar taşıyabildiği belirtiliyor. Çalışmada nazardan korunma ve halk hekimliğiyle bağlantılı inanışlar da ele alınıyor.
Turan Demir’in 2024 yılında Söylem Filoloji Dergisi’nde yayımlanan “Türk Halk İnanış ve Uygulamalarında Yılanın İşlevine Mitolojik Bir Bakış” başlıklı araştırması da yılanın Türk kültüründe tek yönlü bir sembol olmadığını ortaya koyuyor. Çalışmaya göre yılan, bazı anlatılarda korkulan veya tehlikeli bir varlık olarak görülürken eski inanışlarda ata, koruyucu ruh ya da sağlıkla ilişkilendirilen bir figür olarak da karşımıza çıkıyor.
Filiz Ölmez’in Art-e Sanat Dergisi’nde yayımlanan “Dokumalarda Yılan Motifi” başlıklı makalesinde ise Anadolu ve Türk kültüründeki yılan motifleri ele alınıyor. Araştırmada yılanın bazı bölgelerde sağlık, bolluk, bereket ve mutlulukla ilişkilendirildiği; tehlikeli özelliklerinden duyulan korkunun da korunma amaçlı motiflerin ortaya çıkmasında etkili olabildiği ifade ediliyor.
Bu çalışmalar, Küçük Armudan ve Tuğut’taki kabartmaların yorumlanması açısından önemli bir karşılaştırma zemini oluşturuyor. Ancak söz konusu akademik yayınlar, Erzincan’daki iki yapının kabartmalarının özgün anlamını tek başına kanıtlamıyor; daha çok bu figürlerin hangi kültürel inanışlar çerçevesinde değerlendirilabileceğini gösteriyor.
Yılan Figürü Sağlık ve Şifayla da İlişkilendirildi
Yılanın sembolik anlamları yalnızca evi koruma ve nazardan sakınmayla sınırlı değil. Tarih boyunca farklı kültürlerde yılan, sağlık ve hekimlikle de ilişkilendirildi.
Hayrettin Ordu ve çalışma arkadaşlarının Lokman Hekim Dergisi’nde yayımlanan “Sağlığın Sembolü: Gılgamış Destanı’ndan Asklepios’a Yılan” başlıklı araştırmasında, yılan figürünün antik çağlardan günümüze sağlık, hekimlik, bilgelik ve yaşamla ilişkilendirildiği anlatılıyor. Çalışmada, yılanın deri değiştirmesi nedeniyle yenilenme ve uzun yaşam düşüncesiyle bağlantı kurulduğu da belirtiliyor.
Benzer biçimde, akademik tıp tarihi literatüründe birbirine dolanmış iki yılan figürünün sağlık sembolizmi içindeki yeri inceleniyor. Bununla birlikte, sağlıkla ilişkilendirilen farklı yılan sembollerinin tarihsel kökenlerinin ve anlamlarının birbirinden ayrılması gerekiyor. Erzincan’daki kabartmaların doğrudan bir hekimlik simgesi olarak tasarlandığını söylemek içinse mevcut bilgiler yeterli değil.
Küçük Armudan’ın Tarihî Geçmişi de Merak Uyandırıyor
Araştırmada Küçük Armudan’ın yalnızca yılan kabartmalarıyla değil, bazı konutların içinde ve üzerinde bulunduğu belirtilen arkeolojik unsurlarla da dikkat çektiği aktarılıyor.
Metinde, antik dönemde Hydara adıyla anılan, ejder veya yılanla ilişkilendirilen kentlerden birinin burada bulunmuş olabileceği ihtimali de dile getiriliyor. Ancak bu değerlendirme kesinleşmiş bir tarihî tespit değil, araştırmada ortaya konulan bir olasılık olarak ele alınmalı.
Yerleşimdeki yapıların tarihleri, taş işçiliği, kabartmaların teknik özellikleri ve olası arkeolojik kalıntılar birlikte incelendiğinde, bölgenin geçmişine ilişkin daha ayrıntılı sonuçlara ulaşılabilir. Özellikle yılan figürlerinin hangi dönemde yapıldığının belirlenmesi, sembollerin anlamını yorumlamada önemli bir adım olabilir.
Taşlara İşlenen Semboller Geçmişin İnanç Dünyasını Anlatıyor
Küçük Armudan ve Tuğut’taki karşılıklı yılan kabartmaları, Erzincan’ın kültürel mirasının yalnızca anıtsal yapılar veya yazılı belgelerden ibaret olmadığını gösteriyor. Köylerdeki eski konutların taşlarına işlenen semboller de geçmişte yaşayan insanların korkularına, umutlarına ve korunma arayışlarına ilişkin ipuçları taşıyabiliyor.
Akademik çalışmalar, yılanın Anadolu ve Türk halk kültüründe hem tehlikeyle hem de koruyuculuk, sağlık ve şifayla ilişkilendirildiğini ortaya koyuyor. Erzincan’daki kabartmaların da bu geniş sembolik dünya içinde değerlendirilmesi mümkün.
Yine de en önemli soru cevabını bekliyor: Bu yılanları taşlara işleyen ustalar, evleri kötülüklerden korumayı mı amaçladı, yoksa daha eski bir inanç geleneğini mi sürdürdü? Bu sorunun kesin yanıtı için bölgedeki tarihî yapıların ayrıntılı belgelenmesi ve arkeolojik açıdan incelenmesi gerekiyor.
Haberde Yararlanılan Akademik ve Araştırma Kaynakları
- Erzincan’daki kabartmaların doğrudan ele alındığı kaynak: Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan adlı eserde Küçük Armudan ve Tuğut’taki çift yılan kabartmalarını anlatan bölüm.
- Esma Şimşek (2019): “Türk Halk Kültüründe Yılan ve ‘Yılan Kale’ Anlatıları Üzerine Değerlendirmeler”, Akra Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi.
- Turan Demir (2024): “Türk Halk İnanış ve Uygulamalarında Yılanın İşlevine Mitolojik Bir Bakış”, Söylem Filoloji Dergisi, 9(1), 75-88. DOI: 10.29110/soylemdergi.1431925.
- Filiz Ölmez (2011): “Dokumalarda Yılan Motifi”, Art-e Sanat Dergisi, 3(6), 1-21. DOI: 10.21602/sgsfsd.53981.
- Hayrettin Ordu, Meryem Temiz, Bahar Tunçtan ve Seyhan Şahan Fırat (2014): “Sağlığın Sembolü: Gılgamış Destanı’ndan Asklepios’a Yılan”, Lokman Hekim Dergisi.





