Erzincan’ın tarihî geçmişi, Hitit metinlerinde adı geçen Hayaşa ile birlikte Anadolu’nun çok daha geniş bir kültür coğrafyasına açılıyor. Bölgenin MÖ 2. binyıldaki siyasi tarihini anlamak için kullanılan Hayaşa adı, bu kez Sümer ve Hurri dünyasında karşımıza çıkan Haya adlı tanrı üzerinden farklı bir araştırmanın konusu oluyor.
Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan – İnançlar, Gelenekler, Dinî Mekânlar adlı çalışmada Haya ile Hayaşa arasındaki olası ilişki, Erzincan’ın eski dönemlerde Mezopotamya ve Kuzey Suriye kültür çevreleriyle bağlantıları bağlamında ele alınıyor. Araştırmada Haya’nın Sümer dünyasındaki konumu, Hurri kültürüyle ilişkileri ve Erzincan çevresindeki arkeolojik buluntular birlikte değerlendiriliyor.
Sümer dünyasında Haya kimdi?
Haya, Sümer dinî dünyasında bilinen bir tanrı. Pennsylvania Üniversitesi'nin ORACC projesinde yer alan Ancient Mesopotamian Gods and Goddesses veri tabanına göre Haya, özellikle yazıcılık sanatlarıyla bağlantılı, aynı zamanda “kapı bekçisi” işleviyle anılan bir tanrıydı.
Haya'nın Nidaba/Nissaba'nın eşi olduğu en azından Eski Babil döneminden itibaren açık biçimde belgeleniyor. Nidaba ise tahıl ve yazıcılıkla ilişkili önemli bir Sümer tanrıçasıydı. Böylece Haya ile Nidaba arasındaki ilişki, tarımsal üretimden hesap tutmaya ve yazıcılığa uzanan Mezopotamya kültürünün gelişimi içerisinde değerlendiriliyor.
Haya'nın kültü Güney Mezopotamya'da Ur, Umma ve Kuara gibi merkezlerde görülüyor. Tanrının adına ilişkin en erken yazılı kayıtların ise MÖ 3. binyıla kadar geriye gittiği belirtiliyor.
Burada önemli bir ayrıntı da bulunuyor: Haya'nın tahıl ile ilişkisi konusunda literatürdeki kanıtların, yazıcılıkla ilişkisine kıyasla daha sınırlı olduğu özellikle vurgulanıyor. ORACC araştırması, tahıl bağlantısının büyük ölçüde etimolojik değerlendirmelere dayandığını ve bunların ihtiyatla ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Peki Hayaşa ile Haya arasında nasıl bir bağlantı var?
Erzincan açısından asıl dikkat çekici nokta burada ortaya çıkıyor.
Hitit kaynaklarında Erzincan ve çevresiyle ilişkilendirilen Hayaşa/Hajaşa adı, MÖ 2. binyıldaki Doğu Anadolu tarihinin önemli unsurlarından biri. Kültür ve Turizm Bakanlığının Kemah sayfasında da Hitit Kralı I. Şuppiluliuma dönemine ait metinlerde Hayaşa Kralı Kranis ile Kummaha/Kemah yöresindeki mücadelelerden söz edildiği aktarılıyor.
Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan çalışmasında ise Haya'nın bölge halkının baş tanrısı olduğu ve Hayaşa adının bu kültürel bağlam içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülüyor. Çalışma, Sümer-Babil dünyası ile Hayaşa coğrafyası arasındaki uzun süreli kültürel ilişkileri de bu çerçevede ele alıyor.
Ancak burada bilimsel bir ayrım yapmak gerekiyor: Haya adlı Sümer tanrısının adı ile Hayaşa yer adının aynı kökten geldiği konusunda akademik literatürde kesinleşmiş bir görüş birliği bulunmuyor.
Nitekim Haya üzerine uzmanlaşmış modern Assiriyoloji çalışmalarında, bu tanrının adının başka Yakın Doğu tanrılarıyla bağlantısı konusunda dahi farklı hipotezlerin bulunduğu ve bazı önerilerin ciddi belirsizlikler taşıdığı belirtiliyor.
Dolayısıyla Haya-Hayaşa bağlantısı, kesinleşmiş bir etimoloji değil, araştırılması gereken bir tarihî-kültürel hipotez olarak değerlendirilmesi daha doğru bir yaklaşım.
Erzincan’daki kuş figürleri neden önemli?
Araştırmanın Erzincan açısından en ilgi çekici bölümlerinden biri ise Haya ile kuş sembolizmi arasında kurulan bağlantı.
Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan çalışmasında, Sumercede “haya” kelimesinin bir kuş türüyle ilişkilendirildiği ileri sürülüyor. Aynı araştırmada bu yorumun Erzincan'daki arkeolojik buluntularla desteklenebileceği düşünülüyor.
Bu kapsamda Erzincan Ovası'nda bulunan bezemeli üçgen alınlık taşı özellikle öne çıkarılıyor. Erzincan Müzesi'nde bulunan İlk Çağ'a ait eserde, birbirlerine dönük iki tavus kuşu ve kuşların ağızlarında üzüm salkımını andıran motifler bulunduğu belirtiliyor.
Araştırmada ayrıca Altıntepe'den çıkarılan kuş veya kartal başlı insan figürü de aynı sembolik çerçevede değerlendiriliyor.
Bu buluntuların Haya kültüyle bağlantılı olduğu yorumu ise doğrudan yazılı bir kanıta değil, sembol, dil ve arkeolojik malzeme arasında kurulan araştırmacı yorumuna dayanıyor.
Hayaşa coğrafyasında kuş sembolizmi
Araştırmanın başka bir bölümünde Hayaşa kültür çevresinde kuş figürlerinin dikkat çekici bir yere sahip olduğu belirtiliyor. Özellikle kartal ve tavus kuşu gibi figürlerin bölgenin eski sanat ve inanç dünyasında önemli semboller olarak değerlendirildiği görülüyor.
Bu yaklaşım, Erzincan'ın eski tarihine yalnızca siyasi mücadeleler üzerinden değil, inançlar, semboller ve sanat eserleri üzerinden de bakılabileceğini ortaya koyuyor.
Böylece Erzincan Ovası'ndaki bir alınlık taşı, Altıntepe'deki bir figür veya bölgedeki başka bir arkeolojik buluntu; yalnızca tek başına duran eserler olmaktan çıkıp, araştırmacıların gözünde İlk Çağ insanının dünyayı nasıl anlamlandırdığına ilişkin ipuçlarına dönüşüyor.
Hurri dünyası bağlantısı
Haya'nın Erzincan tarihi açısından önem taşımasının bir başka nedeni de Hurri dünyasıyla olan ilişkisi.
Modern Assiriyoloji çalışmalarında Haya'nın farklı kültür çevrelerinde karşılıklarının araştırıldığı görülüyor. ORACC verilerine göre Haya'nın Hurri tanrılarının karşılıklarının verildiği bazı listelerde bir Hurri tanrısıyla eşleştirildiği, ancak bu tanrının kimliği ve ilişkinin niteliğinin kesin olmadığı belirtiliyor.
Bu durum, Mezopotamya ile Anadolu'nun kuzeydoğusu arasında dinî kavramların ve tanrı adlarının nasıl dolaşmış olabileceği sorusunu gündeme getiriyor.
Ancak bu tür benzerliklerin otomatik olarak doğrudan kültürel aktarım anlamına gelmediği de unutulmamalı. Antik Yakın Doğu'da tanrıların farklı toplumlarda başka isimlerle eşleştirilmesi, bir tanrının başka bir kültürdeki karşılığı olarak kullanılması veya benzer isimlerin bağımsız biçimde ortaya çıkması mümkündü.
Erzincan’ın tarihini anlamak için yeni bir pencere
Haya ve Hayaşa meselesi, Erzincan'ın tarihini yalnızca Hititler veya Urartular üzerinden okumaktan daha geniş bir perspektif sunuyor.
Bir tarafta Ur, Umma ve diğer Güney Mezopotamya merkezlerinde tapınılan Haya, diğer tarafta Hitit metinlerinde Doğu Anadolu ile ilişkilendirilen Hayaşa bulunuyor. Aradaki ilişkinin doğrudan olup olmadığı henüz kesinleşmiş değil; ancak isim benzerliği, dinî semboller, kuş figürleri ve bölgenin tarihî ticaret-kültür güzergâhları birlikte düşünüldüğünde konu araştırmacılar için dikkat çekici bir çalışma alanı oluşturuyor.
Üstelik Erzincan'daki arkeolojik buluntular, tartışmaya somut malzeme de sağlıyor. Erzincan Ovası'ndaki tavus kuşlu alınlık ve Altıntepe'deki kuş/kartal başlı figür, bölgenin İlk Çağ inanç ve sanat dünyasının hâlâ araştırılması gereken çok sayıda unsur barındırdığını gösteriyor.
Kaynaklar
- Mark Weeden, “Haya (god)”, Ancient Mesopotamian Gods and Goddesses (AMGG/ORACC), University of Pennsylvania/UK Higher Education Academy. Haya'nın Sümer panteonundaki konumu, Nidaba/Nissaba ile ilişkisi, yazıcılık ve kapı bekçiliği işlevleri.
- “Nidaba (goddess)”, Ancient Mesopotamian Gods and Goddesses (AMGG/ORACC). Nidaba'nın tahıl, yazı ve kâtiplik işlevleri ile Haya'nın eşi olduğuna ilişkin bilgiler.
- Tahir Erdoğan Şahin, Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan – İnançlar, Gelenekler, Dinî Mekânlar, Haya, Hayaşa ve kuş sembolizmine ilişkin bölüm.
- Tahir Erdoğan Şahin, Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan, Hayaşa coğrafyası, Haya kültü ve kuş figürleri üzerine değerlendirmeler.
- Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kemah tarihçesi – Hitit kaynaklarında Hayaşa ve Kummaha/Kemah bağlantısı.
- Armen Petrosyan, The Problem of Identification of the Proto-Armenians: A Critical Review – Hayasa/Haya bağlantısı konusunda farklı etimolojik yaklaşımların eleştirisi ve belirsizlikler.
- Robert P. Ghazaryan, The Development of Armenian Statehood: Kingdom of Hayasa (XIV-XIII centuries BC) – Hayasa'nın tarihî konumu ve adının kökenine ilişkin farklı yaklaşım.





