Erzincan’ın tarihî mirası denildiğinde akla çoğunlukla kaleler, türbeler, camiler ve arkeolojik yerleşimler geliyor. Ancak kentin köy mezarlıklarında yüzyıllardır varlığını sürdüren ve sanat tarihçilerin özel olarak incelediği başka bir miras daha bulunuyor: koç, koyun ve at biçimli mezar taşları.
Akademik araştırmalar, bu taşların Erzincan merkezinin yanı sıra özellikle Çayırlı, Üzümlü ve Tercan çevresindeki köylerde görüldüğünü ortaya koyuyor. Çayırlı ilçesinin Başköy, Sarıgüney, Çamurludere, Ozanlı ve Çaykent köyleri bu geleneğin belgelenmiş örneklerinin bulunduğu yerler arasında sayılıyor.
Erzincan’daki Örnekler Neden Önemli?
Sanat tarihçisi Halit Özkan’ın çalışmasına göre Erzincan çevresindeki koç-koyun biçimli mezarlar, Doğu Anadolu’daki diğer örneklerden bazı yönleriyle ayrılıyor.
Özellikle Erzincan çevresindeki örneklerin bir bölümünde silah, günlük eşya, kuş ve çeşitli sembollerin kabartma olarak işlendiği ve kitabelere yer verildiği belirtiliyor. Bu durum, taşları yalnızca birer mezar işareti olmaktan çıkarıp dönemin toplumsal ve kültürel dünyası hakkında bilgi veren görsel belgeler haline getiriyor.
Çayırlı'nın Başköyü ise bu açıdan öne çıkan merkezlerden biri. Özkan'ın çalışmasında eski Başköy mezarlığında 40'ın üzerinde bezemeli mezar ve 5 koç heykelinin bulunduğu aktarılıyor. Daha sonraki araştırmalarda ise mezarlıkta günümüze ulaşan koç/koyun biçimli mezar yapılarının sayısının azaldığı ve bazı örneklerin müzeye taşındığı belirtiliyor.
Her Taş Akkoyunlu veya Karakoyunlu Döneminden mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Koç ve koyun biçimli mezar taşları literatürde sıklıkla Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmenleriyle ilişkilendiriliyor. Bu iki hanedan döneminde, özellikle Doğu Anadolu ve Azerbaycan coğrafyasında bu tür mezar taşlarının yaygınlaştığı akademik çalışmalarda vurgulanıyor.
Ancak bu durum, Erzincan’daki her koç veya koyun heykelinin doğrudan Akkoyunlu ya da Karakoyunlu dönemine tarihlendirilebileceği anlamına gelmiyor.
Nitekim sanat tarihçisi Halit Çal'ın Çayırlı Eşmepınar Köyü üzerine yaptığı araştırmada, köy mezarlığında bulunan koç biçimli mezar taşlarından birinin sırtında Hicri 1035 / Miladi 1625-1626 tarihi bulunduğu belirtiliyor. Çal ayrıca biçimden hareketle bu tür eserleri kesin bir döneme yerleştirmenin güç olduğuna dikkat çekiyor.
Bir başka akademik çalışmada ise Çayırlı Başköy'den Erzincan Müzesi'ne getirilen bir koç heykelinin Hicri 1306 / Miladi 1885-1886 tarihli olduğu ve Osmanlı Devri'ne ait olduğu kaydediliyor.
Bu iki tarih bile Erzincan'daki geleneğin tek bir tarihsel döneme sıkıştırılamayacağını gösteriyor.
Kökeni Çok Daha Eskilere Uzanan Bir Gelenek
Araştırmacıların üzerinde durduğu en önemli noktalardan biri de bu geleneğin yalnızca Akkoyunlu ve Karakoyunlu devletleriyle açıklanamayacak kadar eski olması.
Halit Çal'ın çalışmasında, koyun heykellerinin Orta Asya'daki Karasuk kültüründen başlayarak Göktürk dönemine kadar uzanan örneklerinin bulunduğu aktarılıyor. Köktürk döneminde Kül Tigin ve Bilge Kağan külliyelerinde de çökmüş durumdaki koç-koyun heykellerinden söz ediliyor. Ancak bu erken örneklerin doğrudan bugünkü anlamda mezar taşı olup olmadığı konusunda tartışmalar bulunduğu da özellikle belirtiliyor.
Banu Davun'un Erzincan çevresindeki koyun ve at biçimli mezar taşlarını ele alan çalışması da bu geleneği Orta Asya'dan Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan bir sanat ve kültür sürekliliği içerisinde değerlendiriyor.
Dolayısıyla Erzincan’daki taş koç ve koyunlar, belirli bir devletin ortaya çıkardığı tekil bir sanat biçiminden ziyade, farklı dönemlerde değişerek sürdürülen geniş bir kültürel geleneğin yerel örnekleri olarak ele alınıyor.
Taşların Üzerindeki Figürler Ne Anlatıyor?
Bu eserleri asıl ilginç hale getiren unsurlardan biri de üzerlerindeki kabartmalar.
Erzincan ve çevresindeki mezarlarda kılıç, kama, tüfek, tabanca, ibrik, leğen, at, kuş ve çeşitli gündelik eşyaların işlendiği örnekler bulunuyor. Halit Çal, bu motiflerin anlamlandırılmasında kesin sonuçlara ulaşmanın her zaman mümkün olmadığını; bazı yorumların varsayımlara dayandığını özellikle vurguluyor.
Örneğin silah figürleri genel olarak yiğitlik ve cesaret kavramlarıyla ilişkilendirilmiş. Ancak akademik çalışmalarda, her motifin anlamının kesin biçimde ortaya konulamadığı da belirtiliyor. Bu nedenle “koç kesin olarak şu anlama gelir” şeklindeki yorumlar yerine, araştırmacıların farklı açıklamalarını birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Koç ve koyun figürlerinin ise farklı dönem ve araştırmalarda kurban, ölüm, güç, bolluk-bereket, damga veya toplumsal kimlik gibi anlamlarla ilişkilendirildiği görülüyor. Ancak bunların tamamının tek bir sembolik anlama indirgenemeyeceği akademik literatürde açıkça görülüyor.
Erzincan Müzesi’nde de Örnekleri Bulunuyor
Erzincan’daki bu kültürel mirasın bir bölümü bugün müze koleksiyonlarında da korunuyor.
Akademik katalog çalışmasında Erzincan Müzesi bahçesinde bulunan bir koç heykelinin Çayırlı Başköy'den getirildiği, beyaz taştan yapıldığı ve Hicri 1306 / Miladi 1885-1886 tarihini taşıdığı belirtiliyor. Eserin baş, gövde ve kaidesinin sağlam durumda olduğu kaydediliyor.
Erzincan Müzesi'yle ilgili kaynaklarda da koleksiyonda Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Mengücekoğulları dönemleriyle ilişkilendirilen taş eserlerin yanı sıra koyun ve koç heykellerinin bulunduğu aktarılıyor.
Sadece Mezar Taşı Değil, Birer Tarih Belgesi
Erzincan’daki koç ve koyun biçimli taşların en dikkat çekici yönlerinden biri, üzerinde kitabe, tarih, silah, hayvan ve günlük yaşam nesneleri gibi ayrıntılar taşıyabilmeleri.
Bu özellikleri sayesinde araştırmacılar, taşları yalnızca sanat tarihi açısından değil; toplumsal tarih, inanç tarihi, ölüm kültürü ve yerel yaşam biçimleri açısından da değerlendiriyor.
Başköy üzerine 2021 yılında yayımlanan akademik çalışma, bölgedeki mezar yapılarını form, bezeme, köken ve sembolik/ikonografik özellikleri bakımından ele alıyor. Çalışmada koç-koyun biçimli mezarların Anadolu'nun yanı sıra Orta Asya'dan Kafkasya'ya kadar geniş bir coğrafyada görüldüğü belirtiliyor.
Erzincan’ın Taştaki Hafızası
Erzincan’ın Çayırlı, Üzümlü ve Tercan çevresindeki köy mezarlıklarında karşılaşılan koç ve koyun biçimli taşlar, geçmişten bugüne ulaşan sessiz tarih belgeleri niteliğinde.
Üstelik akademik veriler önemli bir ayrıntıyı ortaya koyuyor: Bu eserlerin hikâyesi yalnızca Akkoyunlu ve Karakoyunlu dönemleriyle sınırlı değil. Geleneğin kökleri daha eski Türk kültürlerine kadar götürülürken, Erzincan’daki örneklerin bir bölümünün 17. ve 19. yüzyıllara kadar devam ettiği belgelenmiş durumda.
Bu nedenle Erzincan’ın taş koçları ve koyunları, bir dönemin değil, yüzyıllar boyunca değişerek yaşatılan bir kültürel hafızanın izleri olarak değerlendirilebilir.





