LGS hakkında önemli açıklamalarda bulunan Yapınca ;”Öncelikle bu zorlu ve yoğun LGS maratonunda ellerinden gelenin en iyisini yaparak mücadele veren tüm gençlerimizi ve onlara yol arkadaşlığı yapan ailelerimizi gönülden tebrik ederim.

Şimdi derin bir nefes alma zamanı,aylarca süren hazırlıklar ve deneme sınavları nihayet geride kaldı. Her yıl aynı dönem geldiğinde birçok evde benzer manzaralar yaşanır.

Çalışma masalarının üzeri kitaplarla dolar, günler deneme sınavlarıyla ölçülmeye başlanır, ailelerin gündeminde ise çoğu zaman tek bir konu vardır: Elbette sınavlar önemlidir, gençlerin eğitim hayatında belirli kapıları açan, emeklerinin karşılığını almalarını sağlayan önemli dönüm noktalarından biridir. Ancak zaman zaman sınavın kendisinden daha büyük bir sorun ortaya çıkar. O da sınavın hayatın merkezine yerleşmesidir.

"SINAV HAZIRLIK SÜRECİNDE AİLELERE ÖNEMLİ UYARILAR!"

Sınava hazırlık sürecinde ailelerin en sık yaptığı hata, iyi niyetle de olsa çocuklarının omuzlarına fark etmeden ağır bir yük bırakmalarıdır. "Sen yeter ki kazan", "Biz senin için her şeyi yapıyoruz", "Bu sene mutlaka olmalı" gibi cümleler çoğu zaman motivasyon vermek amacıyla söylenir. Ancak çocukların zihninde bu sözler motivasyondan ziyade kaygılı farklı anlamlara dönüşür: "Başaramazsam onları hayal kırıklığına uğratacağım." Oysa gençlerin bu süreçte en çok ihtiyaç duyduğu şey baskı değil, güven duygusudur.

Çünkü kaygı tamamen kötü bir duygu değildir,belirli düzeyde kaygı insanı harekete geçirir, çalışmasını sağlar ve motive eder. Sorun, kaygının yönetilemeyecek kadar büyümesidir. İşte bu noktada ailelerin tutumu belirleyici hale gelir.

"SOSYAL HAYATINIZI DENGEDE TUTUN"

Sınava hazırlanan bir gencin evinde hayat tamamen durmamalıdır. Bazen aileler farkında olmadan evin atmosferini değiştirir. Televizyon açılmaz, herkes sessiz konuşmaya başlar, misafir kabul edilmez, sohbetlerin tamamı derslere ve netlere odaklanır. Ev adeta küçük bir sınav merkezine dönüşür. Oysa bu durum çocuğa, içinde bulunduğu sürecin olduğundan daha büyük ve tehdit edici olduğu mesajını verir. Gençlerin çalışmaya ihtiyaçları olduğu kadar nefes almaya, gülmeye ve hayatın devam ettiğini hissetmeye de ihtiyaçları vardır.

Bu süreçte ebeveynlerin sonucu değil çabayı görmesi oldukça önemlidir. Sürekli "Kaç net yaptın?" sorusunu sormak yerine, "Bugün nasıl hissediyorsun?" ya da "Çalışma planın nasıl gidiyor?" gibi sorular çocuğun yalnızca performansının değil, kendisinin de görüldüğünü hissettirir. Çünkü bu evrede gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, verdikleri emeğin fark edildiğini hissetmektir.

Bazen bir çocuğun duymaya ihtiyacı olan şey "Daha fazlasını yapmalısın" değil, "Ne kadar emek verdiğini görüyorum" cümlesidir. Çünkü her gün masanın başına oturmak, bazen yorulmasına rağmen çalışmaya devam etmek, vazgeçmemek ve çaba göstermek de başlı başına takdir edilmesi gereken bir süreçtir. Sonuç her zaman istenildiği gibi olmayabilir ancak verilen emek her zaman değerlidir.

Çocuklar yalnızca başarılarının değil, çabalarının da görüldüğünü hissettiklerinde kendilerini daha güvende ve daha yeterli hissederler. Bu nedenle ailelerin zaman zaman "Sonuç ne olursa olsun gösterdiğin gayret benim için çok kıymetli", "Bu süreçte elinden geleni yapmaya çalıştığını görüyorum" ya da "Sana sadece sonuçların için değil, gösterdiğin emek için de değer veriyorum" mesajını vermesi, çocuklar üzerinde kaygıyı azaltan güçlü bir destek olacaktır. Çünkü çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri koşullu değil koşulsuz kabul gördüklerini bilmektir.

Bir diğer önemli konu da kıyaslamadır. Sınav dönemlerinde en çok duyulan cümlelerden biri belki de şudur: "Falancanın çocuğu günde şu kadar soru çözüyormuş." Ancak kıyaslama motivasyonun değil, yetersizlik hissinin en güçlü kaynaklarından biridir. Her çocuğun öğrenme hızı, çalışma biçimi ve psikolojik dayanıklılığı farklıdır. Başkasının yolculuğu üzerinden kendi çocuğunu değerlendirmek, çoğu zaman aradaki mesafeyi kapatmak yerine daha da büyütür.

"SINAVA ÖNCEDEN HAZIRLIĞINIZI YAPIN"

Sınav günü gelip çattığı zaman , aylar süren hazırlık birkaç saate sığar. Gençler sınav salonuna girer, aileler dışarıda bekler ve herkes aynı soruyu düşünür: "Acaba nasıl geçecek?" Şimdi ise o süreç geride kaldı. Sınav bitti. Fakat birçok aile için yeni bir dönem başladı. Sonuçları bekleme dönemi. Ne yazık ki bazı evlerde sınav biter bitmez yeni bir maraton başlıyor. Çocuk daha sınav salonundan çıkar çıkmaz sorular peş peşe geliyor: "Matematik nasıldı?", "Şu soruyu yaptın mı?", "Kaç net bekliyorsun?". Oysa sınavdan çıkan bir gencin ilk ihtiyacı performans değerlendirmesi yapmak değildir. İlk ihtiyacı nefes almaktır. Belki de sınav çıkışında sorulması gereken ilk soru oldukça basittir: "Nasılsın?" Çünkü çocuk zaten sınavı düşünüyordur. Yapamadığı soruları da hatırlıyordur, iyi geçtiğini düşündüğü bölümleri de. Sürekli sınavı konuşmak, geride kalan birkaç saati değiştirmeyeceği gibi kaygıyı da azaltmaz. Tam tersine, zihnin aynı noktada takılı kalmasına neden olabilir.

Bu dönemde ailelerin dikkat etmesi gereken bir diğer konu da sonuçlar açıklanmadan önce puan hesaplarına ve felaket senaryolarına kapılmamaktır. Sürekli olumsuz ihtimalleri konuşmak, çevredeki öğrencilerle karşılaştırmalar yapmak ya da beklentileri yüksek sesle dile getirmek gençlerin üzerinde yeni bir baskı oluşturabilir. Oysa artık yapılabilecek en sağlıklı şey süreci sakinlikle karşılamak ve çocuğun yeniden günlük yaşamına dönmesine yardımcı olmaktır.

HAYATA BAKIŞ AÇINIZI SADECE SINAV BELİRLEMEZ

Öğrenci arkadaşlarım, sizlere de bir hatırlatma yapmak isterim,bu sınav önemli olabilir ama hayatınızın tamamı değildir. Bu sınav sizin değerinizi, karakterinizi, potansiyelinizi ya da nasıl bir insan olduğunuzu belirlemez.

Bir sınav sonucu geleceğinizin tamamını yazmaz,hayat bazen umduğumuz kapıları açar bazen de hiç hesaplamadığımız yeni yollar çıkarır karşımıza. Bugün geriye dönüp değiştirebileceğiniz hiçbir soru yok. Bu nedenle sürekli geçmişteki birkaç saate dönmek yerine kendinize biraz dinlenme izni verin. Uzun zamandır ertelediğiniz şeyleri yapın, sevdiklerinizle vakit geçirin ve zihninize nefes alacak alan bırakın. Çünkü sınavlar gelir geçer. Sonuçlar açıklanır, tercihler yapılır ve hayat yoluna devam eder.

Ancak çocuklar yıllar sonra kaç net yaptıklarını değil, o süreçte ailelerinin onlara nasıl hissettirdiğini daha net hatırlarlar. Bu nedenle belki de bu dönemde verilebilecek en kıymetli mesaj şu olacaktır; "Sonuç ne olursa olsun, biz senin hep yanındayız." Çünkü bir gencin ihtiyacı olan en büyük başarı duygusu alınan puandan ziyade koşulsuz kabul gördüğünü bilmekten doğar.

Muhabir: Adem Toprakoğlu