Memur-Sen kurucularından, Birlik Haber-Sen Onursal Başkanı ve eski Kemah Belediye Başkanı Hüsamettin Şanal, sivil toplum kuruluşları (STK), cemaatler ve siyasi partilerin mevcut tutumlarına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Kendi resmi internet sitesinden kamuoyuna seslenen Şanal; denetimsizlik, kapalı devre yönetimler ve koşulsuz itaatin toplumsal dokuyu zedelediğini vurguladı.

Memur-Sen kurucularından Birlik Haber – Sen Onursal Başkanı Hüsamettin Şanal Sivil Toplum Kuruluşları ile ilgili resmi internet sayfasından açıklamalarda bulundu:

“Hayatımı hem doğup büyüdüğü topraklara, hemşehri kültürüne hem sivil toplum alanına hem de manevi dinamiklere hizmete adamış; cemaatleşme pratiklerinin özünde ve kurucu safhalarında yer almış bir insan olarak; zaman zaman belirli yapıların yönetim anlayışlarına, kapalı devre ilişkilerine ve güç devşirme çabalarına yönelik getirdiğim eleştirilerin amacı asla inançla bağ kuran samimi insanları incitmek değildir. Bizim derdimiz ne değerlerimizi yıpratmaktır ne de kimseyi kırmaktır; aksine, gözümüzün önünde samimi duyguların, temiz niyetlerin ve kutsal mukaddesatın istismar edilmesinden duyduğumuz derin üzüntüyü ifade etmektir.

MİLLETE HİZMET VE YARDIMLAŞMA BİLİNCİ

Geçmiş dönemlerde şerefle yürüttüğüm Kemah Belediye Başkanlığı ve kurucusu olmaktan gurur duyduğum Kemahlılar Derneği Kurucu Başkanlığı vazifelerim başta olmak üzere; yerel yönetimlerde, Memur-Sen Konfederasyonu ve Birlik Haber-Sen gibi Türkiye’nin en büyük emek hareketlerinin kurucu safhalarında edindiğim tecrübeler ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında yürüttüğüm Başdanışmanlık görevi, bana ilkesel ve duruş sahibi bir yaklaşımın ne kadar kıymetli olduğunu defaatle göstermiştir.

Cemaatler, tarikatlar, sivil toplum kuruluşları ve tüm siyasi partiler; özü itibarıyla toplumsal ahlaka, manevi değerlere, millete hizmete ve yardımlaşma bilincini pekiştirmeye katkı sunması gereken yapılardır. Ancak sorumluluk makamında olan, toplumu yönetme veya yönlendirme iddiası taşıyan bu yapılarda yaşanacak bir yozlaşma; sadece kurumsal veya siyasi bir başarısızlığa değil; toplumsal güvende, sadakatte ve devlet-millet bütünlüğünde onarılmaz, derin yaralara yol açmaktadır.

“KÖR SADAKAT" ANLAYIŞI

Bugün ne yazık ki karşı karşıya kaldığımız en büyük tehlike; bu kurumların varlığından ziyade, yakın ve uzak çevremizde sıkça gördüğümüz, yapıların veya aidiyetlerin hiçbir yanlışını görmeyen, sorgulamayan, hakikate gözünü kapayıp aklını ve iradesini birilerine koşulsuzca teslim eden "kör sadakat" anlayışıdır. Teşkilatçılığı, sendikacılığı, siyaseti, sivil toplumu ve devlet yönetimini en üst düzeyde bilip yaşamış, Kemah’ın ve memleketin sinesinden çıkmış bir kişi olarak açıklıkla ifade etmeliyim ki; yanlış kimden, ne adına ve nereden gelirse gelsin, dün olduğu gibi bugün de yarın da aynı tavizsiz duruşu sergileyeceğimden kimsenin zerre şüphesi olmasın.

Hangi alanda olursa olsun; Hüsamettin Şnl olarak diyorum ki, ister cemaat, ister sivil toplum, isterse siyasi partiler olsun, denetimden kaçan, kapalılığa çekilen, istişareyi yok sayan, kendi şahsi hırslarını ve menfaat ilişkilerini yapının önüne koyan her anlayış eninde sonunda hem topluma hem de ülkemize zarar vermeye mahkumdur. Hakiki sadakat; kurumlara veya kişilere körü körüne biat etmek değil; bilakis hakkı ve hakikati savunmak, eğriye eğri, doğruya doğru diyebilme basiretini gösterebilmektir.

Bizim tavrımız ve eleştirimiz gayriahlaki yöntemlere, menfaat gruplarına ve milletimizin değerlerinin şahsi ikballere alet edilerek gölgelenmesine yöneliktir. Temennimiz; tüm siyasi, sendikal, sivil ve manevi yapıların kendi öz misyonlarına sadık kalarak; şeffaf, denetlenebilir, devletimizin genel ilkeleriyle barışık, akla ve vicdana hitap eden bir anlayışla hareket etmesidir.”

Eski Başkan Hüsamettin Şanal’dan

Muhabir: Mehmet Yaşar Çiçek