Türkiye’de son yıllarda artan ekonomik sıkıntılarla birlikte icra ve haciz işlemleri de gündemdeki yerini koruyor. Ancak birçok kişi, icra süreciyle karşı karşıya kaldığında panik yaparak yanlış adımlar atabiliyor. Oysa uzmanlara göre icra takibi ve haciz işlemleri belirli kurallar çerçevesinde yürütülüyor ve borçluların da önemli hakları bulunuyor.
İcra sürecinde ilk karşılaşılan adım genellikle tebligat oluyor. Yetkililer, icra memuru kapıya geldiğinde panik yapılmaması ve tebligatın dikkatlice okunarak sürecin anlaşılması gerektiğini vurguluyor. Özellikle ilamsız icra takibinde borçlunun 7 gün içinde itiraz hakkı bulunduğu ve bu sürede yapılan itirazın takibi durdurabileceği ifade ediliyor.
Borç daha önce ödenmişse, buna ilişkin dekont ve belgelerin hazır bulundurulması büyük önem taşıyor. Ayrıca kamuoyunda yaygın olan “icra borcu nedeniyle hapis cezası uygulanır” algısının doğru olmadığı belirtiliyor. Ancak icra taahhüdü verilip ödeme yapılmaması durumunda, belirli şartlar altında tazyik hapsinin gündeme gelebileceği hatırlatılıyor.
Haciz işlemleri konusunda da yanlış bilinen pek çok detay bulunuyor. Uzmanlara göre haciz sırasında evdeki tüm eşyalar alınamıyor. Sadece borçluya ait ve haczi mümkün mallar hedefleniyor. Temel yaşam eşyaları haciz dışında tutulurken, lüks eşyalar haczedilebiliyor.
Maaş haczi ise belirli bir sınır dahilinde uygulanıyor. Mevzuata göre borçlunun maaşından en fazla yüzde 25 oranında kesinti yapılabiliyor. Çocukların kişisel ve zorunlu eşyalarının da haciz kapsamı dışında olduğu ifade ediliyor.
Aile konutlarıyla ilgili süreçte ise kısmi koruma söz konusu. Eşin borcu nedeniyle aile konutunun tamamen dokunulmaz olmadığı, ancak bazı hukuki sınırlamalar bulunduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, borçlunun üzerine kayıtlı herhangi bir malvarlığı bulunmaması durumunda tahsilatın fiilen zorlaşabileceğini ancak icra dosyasının kapanmayacağını vurguluyor. Ayrıca ödenmeyen borçların zamanla varlık yönetim şirketlerine devredilebileceği ya da yapılandırma süreçlerinin gündeme gelebileceği ifade ediliyor.
Borçlunun vefat etmesi halinde ise krediye bağlı sigorta varsa borcun sigorta tarafından karşılanabildiği, aksi durumda mirası reddetmeyen mirasçılara geçtiği belirtiliyor.
Uzmanlar, icra sürecinde en önemli unsurun doğru bilgiye ulaşmak olduğunu belirterek, “Panik yerine bilinçli hareket eden borçlu, süreci daha az zararla yönetebilir” uyarısında bulunuyor.