Günümüzde "Çevremizde neden bu kadar çok kanser vakası duymaya başladık?" sorusu hemen her evde, her sohbet ortamında sıkça dile getiriliyor.
Erzincan Ulalar Aile Sağlığı Merkezi aile hekimi olan Dr. Mahmut Yılmaz Kanser'in artış nedeni ve korunmak için neler yapılabileceğini tek tek anlattı.
Yılmaz:" Ulalar Aile Sağlığı Merkezi’nde hastalar ile yaptığımız görüşmelerde de sıkça karşılaştığımız bu durum, hem bireysel endişelerimizi hem de toplum sağlığı yaklaşımlarımızı doğrudan ilgilendiriyor.
Kanser oranlarındaki bu görünür artış tek bir sebebe dayanmıyor; aksine, modern yaşamın getirdiği tıp alanındaki gelişmeler ile çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin karmaşık bir birleşiminden kaynaklanıyor."
Tıp Gelişti, Tanı Olanakları Artıyor
Geçmiş yıllarda "sebebi bilinmeyen hastalıklar" veya "yaşlılığa bağlı vefatlar" olarak kaydedilen pek çok durum, günümüzde gelişen görüntüleme sistemleri, biyokimyasal testler ve genetik taramalar sayesinde henüz başlangıç aşamasındayken teşhis edilebiliyor.
Vakaların bir kısmı aslında yeni ortaya çıkmış değil; daha erken ve daha doğru tanı konulabilir hale gelmiş durumda.
Yaşlanan Nüfus Faktörü
Kanser, temelde hücrelerin bölünme ve yenilenme mekanizmasındaki bozulmalarla ortaya çıkar. Yaş ilerledikçe hücrelerin kendini onarma kapasitesi azalır ve mutasyon birikimi artar.
Dünya genelinde ve ülkemizde ortalama yaşam süresinin uzaması, doğal olarak kronik hastalıklar ve kanser görülme sıklığını da istatistiksel olarak üst sıralara taşıyor.
Değişen Yaşam Tarzı ve Beslenme
Modern şehir hayatı, beslenme alışkanlıklarımızı radikal biçimde değiştirdi:
İşlenmiş Gıdalar: Katkı maddeleri yüksek, ultra işlenmiş gıdaların tüketimi arttı.
Hareketsizlik ve Obezite: Masa başı işler ve azalan fiziksel aktivite, obezite oranlarını yükseltti. Obezitenin birçok kanser türü (özellikle meme, kolon ve rahim kanseri) için doğrudan risk faktörü olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Tütün ve Alkol Kullanımı: Akciğer başta olmak üzere pek çok kanser türünün en temel ve önlenebilir nedeni olmaya devam ediyor.
Çevresel Faktörler ve Kimyasallar
Sanayileşme ile birlikte soluduğumuz hava, içtiğimiz su ve temas ettiğimiz toprak değişti. Hava kirliliği, plastik türevleri, gıdalardaki tarım ilacı (pestisit) kalıntıları ve günlük yaşamda maruz kaldığımız radyasyon/kimyasallar hücresel düzeyde stresi artırarak risk oluşturuyor.
Sürekli Stres ve Uyku Düzeninin Bozulması
Kronik stres ve yetersiz uyku, bağışıklık sisteminin "hatalı hücreleri tespit edip yok etme" mekanizmasını zayıflatır.
Güçlü bir bağışıklık sistemi, kanserleşme eğilimindeki hücreleri henüz başlangıçta ortadan kaldıran en büyük savunma hattımızdır.
Korunmak İçin Ne Yapabiliriz?
Risk faktörlerinin tamamını ortadan kaldırmak mümkün olmasa da, önlenebilir riskleri en aza indirmek elimizdedir:
Akdeniz tipi beslenmeye geçin: Taze sebze, meyve, lifli gıdalar ve sağlıklı yağları tercih edin.
Harekete geçin: Haftada en az 150 dakika orta şiddette yürüyüş veya egzersiz yapın.
"Tütün ürünlerinden uzak durun"
Taramalarınızı aksatmayın: Aile Sağlığı Merkezimizde uygulanan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) kapsamındaki rahim ağzı, meme ve kolon kanseri tarama programlarına düzenli olarak katılın.
Erken tanı, hayat kurtarır. Aile hekiminiz olarak sağlıklı günler dilerim.




