Karaman, rekabet ortamının ortadan kaldırıldığını savunarak, sürecin şeffaf şekilde kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.
Son günlerde ilçemizde bulunan TOKİ konutlarında gerçekleştirilen kömür alım sürecine ilişkin yaşanan gelişmeler, yalnızca bir esnafın değil, aynı zamanda yüzlerce kat malikinin ortak bütçesini ve hakkını ilgilendiren ciddi bir mesele hâline gelmiştir.
Yıllardır bölgemizde faaliyet gösteren bir esnaf olarak, dört ayrı TOKİ bloğunun kömür alım sürecine teklif vermek istememize rağmen tarafımıza teklif zarfı dahi verilmemiştir. Böylece daha sürecin en başında rekabet ortamı ortadan kaldırılmış, eşit şartlarda teklif sunma hakkımız fiilen engellenmiştir.
Daha da dikkat çekici olan husus ise, Erzincan'da faaliyet gösteren ve Türkiye'nin birçok iline kömür tedariki sağlayan, sektörde bilinen ve güçlü referanslara sahip bir firmanın teklif istemesine rağmen söz verilip daha sonra teklif zarfı bu firmaya verilmemiştir.
Böylesine geniş hizmet ağına ve sektörel tecrübeye sahip bir firmanın dahi teklif sürecinin dışında bırakılması, alım sürecinin rekabetçi ve objektif kriterlerle yürütülüp yürütülmediği konusunda kamuoyunda haklı soru işaretleri oluşturmaktadır.
İddiamıza göre bu süreçte, siyasi görüş farklılığı nedeniyle tarafımıza eşit davranılmamış ve alım işlemi belirli bir firmaya yönlendirilmiştir. Ticaretin ve hizmetin ölçüsü siyasi görüş değil; kalite, güvenilirlik, tecrübe ve ekonomik teklif olmalıdır.
Hiçbir esnafın siyasi düşüncesi nedeniyle dışlanması kabul edilemez, esnaf arasında ayrım yapmak, hem adalet duygusunu zedeler hem de serbest rekabet ilkesine zarar verir.
Yaptığımız araştırmalar ve kamuoyuna açık bilgiler incelendiğinde; toplu kömür alımı gibi yüksek bütçeli harcamalarda yönetimlerin şeffaf hareket etmesi, birden fazla firmadan teklif alarak piyasa araştırması yapması ve ortak bütçeyi en verimli şekilde kullanması gerektiği görülmektedir.
Rekabet ortamının oluşturulması hem daha kaliteli ürünün hem de en uygun fiyatın belirlenmesi açısından temel bir yönetim anlayışıdır. Böylesine önemli harcamaların kat maliklerinin menfaati gözetilerek, şeffaf ve hesap verebilir bir anlayışla yürütülmesi gerekmektedir.
Buna rağmen tarafımıza teklif verme imkânı tanınmamış, rekabet oluşmadan alım sürecinin tamamlandığı yönünde ciddi endişeler oluşmuştur. Bunun sonucunda ise kat maliklerinin piyasa şartlarının üzerinde bir bedelle kömür almak zorunda bırakıldığı yönünde ciddi soru işaretleri bulunmaktadır.
Eğer bu iddialar doğruysa, bunun bedelini yöneticiler değil, aidat ve yakıt giderlerini ödeyen vatandaşlarımız ödemektedir.
Bunun yanında tarafımıza ulaşan bilgilere göre, söz konusu alım kararına imza atmak istemeyen bir yöneticinin baskı ve tehdit altında bırakıldığı, bu nedenle istemediği hâlde imza atmak zorunda kaldığı yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır.
Bu iddiaların doğruluğu ancak yetkili makamlar tarafından yapılacak tarafsız bir inceleme ile ortaya çıkarılabilir. Eğer böyle bir durum yaşandıysa, bu yalnızca etik açıdan değil, hukuki açıdan da son derece vahimdir.
Daha da düşündürücü olan ise yüzlerce ailenin ortak bütçesini ilgilendiren böylesine önemli bir karar alınırken, site sakinlerinin görüşüne başvurulmaması, kat maliklerinin bilgilendirilmemesi ve sürecin alelacele tamamlanmış olmasıdır. Ortak yaşam alanlarını ilgilendiren bu tür harcamalarda esas olan; kat maliklerinin menfaatini korumak, şeffaf davranmak ve hesap verebilir olmaktır.
Yönetimlerin görevi herhangi bir kişi veya firmayı korumak değil, ortak bütçeyi en doğru şekilde kullanmaktır. Her kuruş site sakinlerinin cebinden çıkmaktadır. Bu nedenle yapılacak her harcamada en uygun fiyatın araştırılması, birden fazla firmadan teklif alınması, firmaların teknik yeterliliklerinin değerlendirilmesi ve tüm sürecin şeffaf şekilde yürütülmesi hem hukuki hem de vicdani bir sorumluluktur.
Buradan ilgili site yönetimlerine açık çağrıda bulunuyoruz.
Eğer yapılan işlem hukuka ve ilgili mevzuata uygunsa; alınan tüm fiyat teklifleri, teklif mektupları, yönetim kurulu kararları, piyasa araştırmaları ve alım sürecine ilişkin tüm belgeler kat maliklerinin bilgisine sunulmalıdır. Şeffaf yönetim anlayışının gereği budur. Belgeler açıklandığında hem kamuoyundaki soru işaretleri giderilecek hem de vatandaşların güveni sağlanacaktır.
Ayrıca şimdiden kamuoyu önünde açıkça ifade ediyoruz; eğer süreçten sorumlu yöneticiler "başka firmalardan da teklif aldık" yönünde bir açıklama yapacaklarsa, bunun da belgeleriyle ortaya konulmasını talep ediyoruz.
Teklif alındığı belirtilen firmaların kimler olduğu, kömür sektöründeki faaliyetleri, yeterlilikleri, referansları, depolama ve tedarik kapasiteleri ile hangi kriterlere göre tercih edildikleri kamuoyuna açıklanmalıdır.
Bununla birlikte hangi firmalara teklif çağrısı yapıldığı, kimlere teklif mektubu gönderildiği, hangi firmaların teklif verdiği, hangi firmaların teklif vermediği, teklif veren firmaların neden değerlendirme dışı kaldığı ve sunulan tüm fiyat teklifleri eksiksiz şekilde açıklanmalıdır.
Gerçekten rekabetçi ve şeffaf bir süreç işletildiyse, bu bilgilerin paylaşılmasından hiçbir yönetimin çekinmemesi gerekir.
Kat maliklerine de çağrımız şudur: Ortak bütçenizden yapılan her harcamanın hesabını sormak en doğal hakkınızdır. Yönetimler hesap vermekle yükümlüdür. Ortak giderlerin nasıl, hangi şartlarda ve hangi gerekçelerle harcandığını öğrenmek ise sizlerin en temel hakkıdır.
Bizim mücadelemiz herhangi bir kişiyle değil; adalet, şeffaflık, eşit rekabet ve kat maliklerinin hakkının korunması içindir. Hiçbir esnaf siyasi görüşü nedeniyle dışlanmamalı, hiçbir vatandaşın ortak bütçesi rekabet ortamı oluşturulmadan harcanmamalıdır.
Kamuoyunun ve ilgili kurumların dikkatine saygıyla sunuyor; söz konusu alım sürecinin tüm yönleriyle incelenmesini, varsa usulsüzlüklerin ortaya çıkarılmasını, kat maliklerinin menfaatinin korunmasını ve gerekli görülmesi hâlinde sorumlular hakkında yasal işlemlerin başlatılmasını talep ediyoruz.




