TARİHTEN GÜNÜMÜZE ÖLDÜREN ÖLDÜRÜLÜR.! KISAS.!

Kısas mı? O da ne? Desene idam, denk bir ceza vermektir. Suç ve cezada tevhit emek, teraziyi denk tutmak,  eşitlemek ve dengelemek demektir. Desene suç ve cezada denge kurmak demektir.

Bugünlerde bir oyun mudur bilemiyorum.  Haksız yere insan öldürmek, bütün insanlığı öldürmek kadar büyük bir cinayettir. Haksız ve suçsuz yere insan öldürmenin bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde nasıl hareket edilmelidir. Bugünlerde insan öldürmek medyada daha sık sık yer almakta olduğunu görüyoruz. Suçsuz ve haksız yere adam öldürmek, halkın nefretini ve Allah’ın lanetini kazanmak ne kötü bir fiildir. Bu haberler, âdeta eğitimsiz ve huzursuz toplumların haberlerini yansıtıyor.

Kısasta yani denk ceza vermede hayat vardır. Keza kasıtlı öldüren, öldürülür. Bu kadim bir ilkedir. Fakat kimse kimsenin günahını da çekemez bilesiniz. Nefret suçları, tarih boyunca hep sorun olmuştur. Tarihten bugüne suçta ve cezada denklik ilkesi hep aranmıştır. Bu denklik ilkesi de kısas olarak belirlenmiştir. Kısas, insanlık tarihinin ortak aklının kararıdır. Her suçta, kısas yani denk ceza ilkeselliği bulunur.

Kısas, temel bir insan hakkıdır. Kasti adam öldürmek veya müessir fiil işlemek, kamu düzenine isyan ve insan hakkını ihlal kabul edilmiştir. Tarihte kısas, öldüren, öldürülür ilkesi, temel ilke olarak yerini almıştır. Kur’an “kısasta hayat vardır” buyurmuştur. Ancak tarihte bugüne, öldürme, desene nefret suçları hep yine de tartışılmıştır. Bu nefret suçları arasında vatana ihanet eden, Allah’a küfreden, namusa tecavüz eden, devletine isyan eden, evli iken zina eden (recm), din seçip sonra dönen (mürtet) gibi pek çok suç ve ceza tipleri bulunur.

Ceza’da asıl gaye, suçtan caydırıcılıktır. Ceza, zaruretten başvurulan bir çare ve yöntemdir. Kamu düzenini sağlamak için cezayı yaptırım zorunlu olmuştur. Bu bağlamda ceza yasalarının asıl amacı, toplumsal düzeni sağlamaktır. İslâm ceza hukukunda bu temel ilke esastır. Suç ve ceza arasında bir denge bulunmaktadır. Kur’ân'da (وجزاء سيئة سيئة مثلها ) “Bir kötülüğün karşılığı, ona denk bir cezadır” üst norm ilkesi bulunmaktadır. (Şûra 44/40)

Nitekim kısasta suçlunun mağdura verdiği zararın misliyle cezalandırılması ilkesi hâkimdir. Suç ile ceza arasında bir denge olmazsa, anayasal bir hak olan adâlet sağlanmış olamaz. Desene suç ve ceza denkliği bir insan hakkı problemidir. Kısas, insanlık tarihinin ortak aklının aldığı mutlak karardır. Temel insan hakkının çekirdeğini oluşturur. Cahiliye devri Arap toplumunda kısas cezası yaygındı. Arapların “öldürmeyi yok eden şey, yine öldürmedir” gibi atasözleri de bulunmaktadır.

Dönemin adalet anlayışı kısastı. İnsanlık tarihinin ortak cezası olan kısas, Yahudilikte halen devam etmektedir. Bazı ülkelerde idam cezası halen uygulanır. Hristiyan dünyasında ise kısas, biraz daha gevşeme göstermiş, idam yerini diyeti esası almıştır. İslam dini de kısas, diyet ve af gibi üçlü bir mekanizma bulunur. (Bakara 2/178-179) Kısas, Demokles’in kılıcı gibi canlı tutulmuştur. İslam’da orta yol takip edilmiştir.

Suçlar, ya kamu ya da insan hakkını ihlal ederler. Bazı suçlar, kamu ve insan hakkını birlikte ihlal ederler. Bunlar, karma yapıda suçlar olup biri diğerine göre daha ağır basan yapıları da bulunur. Yani iki hak içtima etmekle birlikte, biri diğerine icra için yürürlük hakkı tanır. Kısas cezası da bunlardan biridir. İki hak içtima edip kul hakkı daha ağır basan haklardandır. Böylece kısas suçu, takibi şikâyet kapsamına sokulmakla mağdurun veya taraftarlarının bu seçeneklerde seyyali yetine imkân tanınır. Maktulün velisine kısas yetkisinin veya diyet ve af yetkisinin verilmesi suçun caydırıcılığı açısından da önemlidir. Haksız yere kasten adam öldürme veya yaralamalar, kısasla cezalandırılabilir. Böylece insan hayatına ve vücut bütünlüğüne tecavüzler engellenir.

İslam İdare yapısı nedir? Hukuki temelleri nelerdir? İslam İdare yapısı nedir? Hukuki temelleri nelerdir?

Suçlunun işlediği suça denk bir ceza vermekle adalet sağlanmış olur. Adam öldürme ve müessir fiiller, kamu haklarından sayılıp toplumsal düzene yönelik tecavüz kabul edilir. Bu suçun öncelikli olarak insan hakkı ihlal ettiğinden suç mağduru veya yakınlarına cezayı infaz yetkisi verilmiştir. Mağdur tarafın kararı dışında, öldüreni affetmek, ölenin hakkına tecavüz sayılır. İdam cezası, kamu ve insan hakkı için gerekli bir cezadır. Kasıtlı öldüren öldürülmelidir. Bu öldürmenin caydırıcılığı da idamdır. İdam cezası Demokles’in kılıcı gibi öldürülenin yakınlarının talebine de bırakılmalıdır. Mağdurlar diler kısas, diler diyet ve dilerse af yetkisine sahip olmalıdırlar. Mağdurun velileri ihtiyaç durumuna göre karar verebilirler. Böylece de kendi devletinin infazını gerçekleştirmiş olurlar.

Tarihte, idam cezası verilen suçların, nefret suçları dahil pek çok suç tipi sayılmıştır. İdam cezası verilecek suçların kapsamını geniş tutanlar olduğu gibi dar tutanlarda bulunmaktadır. İdam yoluyla öldürme, kasti adam öldürme dışına teşmil edilmesi kamunun vereceği bir karardır. İslam, sadece kasıtlı öldürenin öldürülmesine karar vermiştir. Bunun dışında verilen öldürme kararları siyasetendir. Diğer nefret suçları ise kamusal nitelikli tazir kabilinden nefret suçlarıdır. Her ne kadar evlinin zina etmesinde recm, mürtedin öldürülmesi gibi klasik kaynaklarda dönemsel öldürme kararlarının verildiği iddia edilse de aksi görüş beyan edenlerin sayısı da oldukça fazladır. Bunlar, siyaseten verilen tazir kabilinden dönemsel, nefret suçları ve cezaları olduğu görülmektedir. Saygılarımla. Prof. Dr Hadi Sağlam