Erzincan

Paleosismolog Ramazan Demirtaş Uyardı: “Bu sessizlik riskin ta kendisi”

1784’te yıkım yaratan Yedisu depremi yeniden gündemde. Uzmanlara göre 242 yıllık sessizlik, riskin azaldığını değil arttığını gösteriyor.

Paleosismolog Ramazan Demirtaş, 1784 yılında meydana gelen ve büyüklüğünün 7’nin üzerinde olduğu değerlendirilen Yedisu merkezli depreme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Arşiv verileri ve yapay zekâ destekli analizlerle oluşturulan eşşiddet dağılım haritasına dikkat çeken Demirtaş, bu depremin tarihsel kayıtlarda Anadolu’nun en yıkıcı afetlerinden biri olarak yer aldığını ifade etti.

Demirtaş’ın paylaştığı bilgilere göre, 1784 depreminde yalnızca Erzincan’da 5 ila 6 bin kişi hayatını kaybederken, Kiğı çevresinde yaklaşık 1.500 kişi yaşamını yitirdi. Toplam can kaybının ise 12 bin civarında olduğu değerlendiriliyor.

Depremin etkisi yalnızca merkezle sınırlı kalmadı. Pülümür, Tercan, Muş ve hatta Van Gölü’nün batısına kadar uzanan geniş bir coğrafyada hissedilen sarsıntı, yerleşim alanlarında büyük yıkıma yol açtı.

Demirtaş, özellikle Erzincan’daki yıkımın boyutuna dikkat çekerek, “O dönemde şehirde bulunan yaklaşık 8 bin evden yalnızca 500 ila 600’ü ayakta kalabildi. Neredeyse tüm şehir yerle bir oldu” ifadelerini kullandı. Cami, kilise, han ve çarşıların ağır hasar gördüğünü belirten Demirtaş, Erzincan nüfusunun yarısından fazlasının hayatını kaybettiğini vurguladı.

Depremin Erzurum’da da ciddi hasara yol açtığını aktaran Demirtaş, şehirdeki birçok yapının yıkıldığını, ayrıca Elmalı Dere boyunca yer alan köylerin tamamen yok olduğunu ifade etti. Koşmur Dağı’nın kuzey yamaçlarındaki yerleşimlerin harap olduğu, Kozlıcan’a bağlı 24 köyün ise tamamen yıkıldığı bilgisi de paylaşıldı.

Afetin yalnızca fiziksel değil, sosyal etkilerinin de ağır olduğunu belirten Demirtaş, deprem sonrası bölgede güvenliğin tamamen çöktüğünü ve yağma olaylarının yaşandığını söyledi. Erzurum Valisi Süleyman Paşa’nın da depremde hayatını kaybettiğini, cenazesinin güvenlik sorunları nedeniyle ancak üç gün sonra defnedilebildiğini aktardı.

Artçı sarsıntıların yaklaşık dört ay sürdüğünü ifade eden Demirtaş, bu depremin günümüzde hâlâ “sismik boşluk” olarak değerlendirilen Yedisu segmentinde meydana geldiğini hatırlattı.

Kuzey Anadolu Fayı’nın en kritik parçalarından biri olan bu segmentin yaklaşık 242 yıldır büyük bir kırılma üretmediğine dikkat çeken Demirtaş, “Yedisu segmenti yılda 16-20 milimetre kayma hızına sahip. Bu verilere göre 7.0 ile 7.4 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor” dedi.

Depremlerin tekrarlanma aralığının ortalama 250-300 yıl civarında olduğuna işaret eden Demirtaş, “Geçen süre göz önüne alındığında riskin ortadan kalkmadığı, aksine biriktiği görülüyor. 1784’e kıyasla bugün nüfus yoğunluğu ve yapılaşma arttığı için olası bir depremin etkileri çok daha ağır olabilir” uyarısında bulundu.

Yaklaşık 150 kilometre yarıçaplı bir alanın risk altında olduğunu belirten Demirtaş, başta Erzincan, Bingöl ve çevre iller olmak üzere bölgedeki tüm yerleşim yerlerinde gerekli önlemlerin vakit kaybetmeden alınması gerektiğini vurguladı.

Demirtaş, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Geçmiş, geleceğin aynasıdır. 1784 depremi bu bölgenin potansiyelini açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle risk azaltma çalışmalarının bugünden yapılması hayati önem taşıyor.”