Erzincan

Prof. Dr. Karaca İslam Dünyasının "Kilit" Sorunlarını Anlattı

Küresel krizlerde “İslam coğrafyasında güç birliği mümkün mü?” sorusunu verilerle açıklama yapan Prof. Dr. Karaca, ortak savunma ve ekonomik işbirliğinin önündeki tarihi engelli anlattı.

Abone Ol

Yazarlar Birliği Erzincan Şubesi tarafından düzenlenen programa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Ainur Nogayeva Karaca, "İslam Coğrafyasında Güç Birliği Mümkün mü?" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Küresel satranç tahtasında Türkiye’nin merkezinde bulunduğu çatışma hatları derinleşirken, Prof. Dr. Ainur Nogayeva Karaca’dan çarpıcı bir analiz geldi: "İslam coğrafyası 2 milyarlık nüfusu ve stratejik enerji kaynaklarıyla devasa bir potansiyele sahip, ancak bu gücü birliğe dönüştürmenin önünde tarihi engeller var."

Ainur Nogayeva Karaca: "İt Kuyruğunu Sallamıyor Kuyruk İti Sallıyor"

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ainur Nogayeva Karaca, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Erzincan Şubesi’nin konuğu oldu. "İslam Coğrafyasında Güç Birliği Mümkün mü?" başlıklı bir sunum gerçekleştiren Karaca, bölge ülkelerinin askeri, ekonomik ve nüfus parametrelerini dünya güçleriyle kıyaslayarak dikkat çekici veriler paylaştı.

Karaca, gerçekleştirdiği sunumda küresel askeri güç dengelerini "Global Firepower" verileri üzerinden analiz ederek ABD ve Rusya’nın dünya siyasetindeki rollerine dikkat çekti. ABD’nin dünyanın en güçlü ordusu olarak birinci sırada yer aldığını, Rusya’nın ise ikinci sıradaki yerini koruduğunu belirten Karaca, ABD’nin yıllık 900 milyar dolara yaklaşan devasa savunma bütçesinin küresel hakimiyetteki belirleyici rolünü vurguladı. Rusya’nın ise askeri teknoloji ve nükleer kapasite bakımından en büyük rakip olma özelliğini sürdürdüğünü ifade eden Karaca, İslam ülkelerinin toplam askeri kapasitesinin bu iki dev güçle kıyaslandığında kat etmesi gereken uzun bir yolu olduğunu verilerle ortaya koydu.

Küresel siyasetin geleceğine dair değerlendirmelerinde Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Prof. Dr. Karaca, Batı’nın bu çatışma yoluyla Rusya’yı zayıflatmayı hedeflediğini ancak savaşın uzamasının ve yükselen enerji fiyatlarının bir enerji ihracatçısı olan Rusya’nın lehine sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Bu durumun aynı zamanda Çin’in de elini güçlendirdiğine işaret eden Karaca, Ortadoğu’daki çatışmaların ve stratejik hataların ABD hegemonyasını sarsmaya başladığını savundu. Mevcut gelişmelerin, Rusya ve Çin gibi aktörlerin daha etkin olduğu "çok kutuplu" bir dünya düzenine geçişi hızlandırdığını kaydeden Karaca, bu süreçte NATO ve Avrupa Birliği gibi ABD müttefiki yapılar içerisinde de stratejik fikir ayrılıklarının giderek derinleştiğini sözlerine ekledi.Prof. Dr. Karaca’nın konuşmasından öne çıkan başlıklar ve stratejik tespitlerin detayı şöyle:

Küresel Çatışmaların Kıskacında Türkiye ve Enerji Güvenliği

Günümüzde küresel dengelerin hızla değiştiğini belirten Karaca, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki gerilimlerin Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğini ifade etti. Bu çatışmaların sadece askeri değil, enerji ve gıda güvenliği açısından da dünyayı tehdit ettiğini vurgulayan Karaca, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarının kapanmasının dünya enerji ticaretinin %20’sini felç edebileceğine dikkat çekti. Karaca’ya göre bu durum, gelişmekte olan ülkeleri ciddi bir kıtlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir.

2 Milyarlık Nüfus ve 5 Milyonluk Askeri Güç Potansiyeli

İslam coğrafyasını oluşturan 57 ülkenin toplam gücüne dair veriler paylaşan Karaca, bu ülkelerin yaklaşık 2 milyar nüfusa, 9 trilyon dolarlık gayri safi hasılaya ve 5 milyon aktif asker sayısına sahip olduğunu belirtti. Pakistan’ın nükleer güç olarak bu tabloda yer aldığını; Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Endonezya’nın ise askeri ve ekonomik açıdan "çekirdek güçler" olarak kabul edildiğini ifade etti. Özellikle halkın vatan savunmasına olan istekliliği konusunda İslam ülkelerinin, Batı Avrupa ülkelerine göre çok daha yüksek oranlara (Türkiye %70+, Pakistan %90) sahip olduğu vurgulandı.

Ortak Savunma Sisteminin Önündeki Tarihi Engeller

Osmanlı sonrası dönemde neden ortak bir savunma sistemi kurulamadığı sorusuna yanıt arayan Karaca, bunun temel nedenlerini sıraladı. Ortak bir siyasi merkezin dağılması, Batılı güçlerin "böl ve yönet" politikaları, Sykes-Picot düzeniyle oluşturulan küçük ve ayrık devlet yapıları ile ulusal çıkar çatışmalarının bu birliğin önündeki en büyük engeller olduğunu belirtti. Ayrıca milliyetçilik akımlarının ve bölgesel rekabetin, "Pan-İslam" birlik fikrini zayıflattığı ifade edildi.

"İslami NATO" ve Bölgesel İş Birliği Girişimleri

Geçmişten günümüze Sadabat Paktı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), D-8 ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi çeşitli girişimlerin olduğunu hatırlatan Karaca, tam bir siyasi birlikten ziyade bölgesel iş birliklerinin daha gerçekçi göründüğünü savundu. Batılı düşünce kuruluşlarının "İslami NATO" senaryoları üzerine raporlar hazırladığını belirten Karaca, böyle bir birliğin kurulması durumunda Türkiye ve Pakistan’ın stratejik merkezde yer alacağını; enerji kontrolü ve kritik coğrafi konumun bu birlik için en büyük avantaj olacağını kaydetti.

Program sonunda TYB Erzincan Şube Başkanı Halil İbrahim Özdemir tarafından Karaca’ya teşekkür belgesi takdim edilerek kitap hediye edildi. Karaca, yoğun ilgi gören sunumunun ardından çay sohbetinde katılımcıların sorularını yanıtladı.