Erzincan

Psikologlardan ‘10 Mayıs’ Reisyanı: "Kutlamıyoruz, Mesleki Onurumuz İçin Ayaktayız!"

Türk Psikologlar Derneği Erzincan İl Temsilciliği, 10 Mayıs Psikologlar Günü’nde alışılagelmiş kutlama mesajlarının aksine, mesleğin içine itildiği "sahipsizlik" ve "güvencesizlik" girdabına karşı sert bir bildiri yayınladı.

Türk Psikologlar Derneği Erzincan İl Temsilciliği, 10 Mayıs Psikologlar Günü’nde alışılagelmiş kutlama mesajlarının aksine, mesleğin içine itildiği "sahipsizlik" ve "güvencesizlik" girdabına karşı sert bir bildiri yayınladı. Uzman Psikolog Seda Başgöze, "Can güvenliğimizin olmadığı bir ortamda kutlama değil, hak arama mücadelesi veriyoruz" dedi.

Her yıl 10 Mayıs’ta kutlanan Psikologlar Günü, bu yıl Türk psikologlar için bir bayram değil, bir "uyarı ve isyan" gününe dönüştü. Türk Psikologlar Derneği (TPD) Erzincan İl Temsilcisi Uzman Psikolog Seda Başgöze tarafından yapılan açıklamada, meslek mensuplarının karşı karşıya kaldığı şiddet, yasal boşluklar ve ekonomik hak gaspları çarpıcı ifadelerle dile getirildi.

"Bıçak Kemikte: Travma ve Öfke İçerisindeyiz"

Açıklamasına, geçtiğimiz günlerde görev başındayken bıçaklı saldırıya uğrayan bir meslektaşının durumuna dikkat çekerek başlayan Başgöze, psikologların artık can güvenliğinden yoksun bir şekilde hizmet verdiğini vurguladı. "Bugün bir kutlama mesajı için değil, liyakatsiz çarklar arasında ezilen on binlerce meslektaşımızın öfkesini haykırmak için buradayız" diyen Başgöze, devlet kurumlarının ve siyasilerin bu çığlığa kulak tıkamasını eleştirdi.

Yarım Asırlık Ayıp: Müstakil Bir Meslek Yasası Yok!

Haberin odak noktasını oluşturan en temel sorun, psikologların hâlâ kendilerine ait bir meslek yasasının bulunmaması oldu. 1928 yılından kalma, güncel ihtiyaçları karşılamaktan fersah fersah uzak olan 1219 Sayılı Tababet Kanunu arasına sıkıştırılan psikologlar, bu yasal boşluk nedeniyle;

· Serbest çalışma haklarının fiilen engellendiğini,

· Mesleki sınırların keyfi şekilde ihlal edildiğini,

· "Merdiven altı" diye tabir edilen denetimsiz yapılar tarafından toplum ruh sağlığının istismar edildiğini ifade ediyorlar.

"Üvey Evlat Muamelesi Görüyoruz"

Sağlık sisteminin vazgeçilmez bir parçası olmalarına rağmen, Sağlık Bakanlığı uygulamalarında "üvey evlat" muamelesi gördüklerini belirten Uzman Psikolog Seda Başgöze, özlük haklarındaki adaletsizliğe şu sözlerle değindi:

"Danıştay ve YÖK kararlarıyla sağlık lisansiyeri olduğumuz tescillenmiş olsa da, maaş katsayısı, ek gösterge ve yıpranma payı gibi haklarda benzer meslek gruplarının çok gerisinde bırakıldık. Riskli ve kırılgan gruplarla en ön safta çalışıyoruz ancak haklarımızı alamıyoruz."

Eğitimde "Kar Kapısı" Tehlikesi

Mesleğin geleceğini tehdit eden bir diğer unsurun ise plansız açılan psikoloji bölümleri olduğu vurgulandı. Başgöze, üniversitelerin psikoloji bölümlerini birer "kâr kapısı" olarak görmemesi gerektiğini, liyakatsiz kadrolar ve yetersiz altyapıyla mezun edilen binlerce gencin işsizlik ve gelecek kaygısı kıskacına itildiğini belirtti.

Psikologların 7 Maddelik "Acil" Reçetesi

Basın açıklamasında çözüm için şu somut adımların ivedilikle atılması istendi:

1. Müstakil Psikologlar Meslek Yasası derhal çıkarılmalı.

2. Psikologların serbest çalışma hürriyeti anayasal güvence altına alınmalı.

3. Sağlık lisansiyeri statüsünün gereği olan ek gösterge ve tazminatlar eşitlenmeli.

4. Kamuda psikolog istihdamı radikal şekilde artırılmalı.

5. Psikoloji bölümlerine acilen başarı sıralaması barajı getirilmeli.

6. Akreditasyonu olmayan bölümlerin öğrenci alımı durdurulmalı.

7. Çalışma ortamlarında fiziksel şiddete karşı güvenlik önlemleri artırılmalı.

"Sadece Bizim Değil, Toplumun Ruh Sağlığı Tehlikede!"

Açıklamanın sonunda, bu mücadelenin sadece bir meslek grubunun özlük hakkı arayışı olmadığı, toplumun tamamını ilgilendiren bir "halk sağlığı" meselesi olduğu hatırlatıldı. Başgöze, "Psikologlar güvencesiz bırakılırsa; afetzedeler yalnız kalır, şiddet vakaları derinleşir ve toplumsal krizler büyür. Bu bir varoluş mücadelesidir ve haklarımızı alana kadar susmayacağız" diyerek kararlılık mesajı verdi.