Erzincan’ın tarihi yalnızca krallıklar, savaşlar ve yerleşimlerle değil, farklı toplumların inançları ve kutsal kabul ettikleri mekânlarla da şekillendi. Bu geçmişin önemli figürlerinden biri, İranî kültür çevresinde tanınan Anahita’ydı.

Eski İran dinî geleneğinde Anahita, özellikle sularla, bereketle ve yaşamın devamlılığıyla ilişkilendirilen bir tanrıça olarak biliniyor. Avesta’nın Yaşt 5 bölümünde Arədvī Sūrā Anāhitā adıyla anılan tanrıça, dünyadaki suların kaynağı ve bereket sağlayan kutsal bir varlık olarak tasvir ediliyor. Araştırmacı Mary Boyce’un Encyclopaedia Iranica’da yayımlanan çalışması da Anahita’nın su ve bereketle bağlantısını ayrıntılı biçimde ele alıyor.

Anahita’nın adı farklı coğrafyalarda ve dillerde değişik biçimlerde karşımıza çıkıyor. Orta Farsçada Anahīd, Ermenicede Anahit, Antik Yunancada ise Anaitis biçimleri kullanılıyor. Bu farklı adlandırmalar, tanrıça kültünün İran’dan Anadolu’ya ve Kafkasya’ya uzanan geniş bir coğrafyada tanındığını gösteriyor.

AKİLİSENE VE EREZ: ERZİNCAN’LA BAĞLANTILI KUTSAL MERKEZ

Erzincan açısından en dikkat çekici bilgiler, antik dönemde Akilisene olarak anılan bölge ve Erez yerleşimiyle ilgili kaynaklarda yer alıyor.

Marijana Ricl’in 2002 yılında yayımlanan “The Cult of the Iranian Goddess Anāhītā in Anatolia Before and After Alexander” başlıklı akademik makalesinde, Akilisene’nin Anahita’ya adanmış tanınmış bir kutsal alana sahip olduğu aktarılıyor. Ricl, antik kaynaklara dayanarak tapınağın Erez adı verilen yerde bulunduğunu ve bu yerin günümüz Erzincan’ıyla ilişkilendirildiğini belirtiyor.

Erzincan Üniversitesi tarafından yayımlanan 2016 Uluslararası Erzincan Sempozyumu bildirilerinde de konu ele alınıyor. Salih Kaymakçı’nın “Antikçağ’da Erzincan ve Çevresindeki Tapınımlar-Kültler” başlıklı bildirisinde, Erzincan kent merkezi veya yakın çevresinde bulunduğu düşünülen Akilisene’nin, Anahit kültüne ait önemli bir tapınağa ev sahipliği yaptığı belirtiliyor.

Bildiride, antik yazar Strabon’un Akilisene’deki Anahit tapınağından Armenia bölgesinin en önemli ve tanınmış kutsal alanlarından biri olarak söz ettiği aktarılıyor. Ancak tapınağın kesin yeri bugüne kadar tespit edilmiş değil. Bu nedenle tapınağın doğrudan bugünkü şehir merkezinde bulunduğunu kesin bir bilgi olarak sunmak doğru olmaz.

ALTIN HEYKELİYLE ÜNLÜ BİR TAPINAK

Anahita kültünün Erzincan çevresinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu gösteren en dikkat çekici bilgilerden biri, tanrıçaya ait olduğu aktarılan altın heykel.

Marijana Ricl’in çalışmasında, Erez’deki tapınakta som altından yapılmış bir kült heykelinin bulunduğu ve bu heykelin MÖ 36 yılında Marcus Antonius’un bölgeye yönelik seferi sırasında Romalı askerlerden biri tarafından götürüldüğü belirtiliyor. Araştırmacı, bu bilgiyi antik Romalı yazar Plinius’un kayıtlarıyla ilişkilendiriyor.

Salih Kaymakçı’nın sempozyum bildirisinde de altın heykel anlatısına yer veriliyor. Çalışmada, tapınağın zenginliği ve tanrıçaya gösterilen saygının, bölgenin antik dönemdeki dinî önemini ortaya koyduğu ifade ediliyor.

Tahir Erdoğan Şahin’in editörlüğünü yaptığı “Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan” adlı külliyatın 11. cildinde de Anahita ve Anaitis kültü geniş biçimde ele alınıyor. Şahin, Akilisene bölgesindeki Eriza’yı Erzincan’la ilişkilendirerek altın heykel ve tapınağa ilişkin antik anlatıları değerlendiriyor.

ANAHİTA YALNIZCA İRAN’DA DEĞİL, ANADOLU’DA DA TANINIYORDU

Anahita kültü yalnızca İran coğrafyasıyla sınırlı kalmadı. Pers hâkimiyeti, siyasi ilişkiler, göçler ve kültürel etkileşimler yoluyla Anadolu’nun farklı bölgelerinde de yayıldı.

Marijana Ricl, araştırmasında Anahita kültünün MÖ 6. yüzyıldan MS 5. yüzyıla kadar uzanan tarihini İran, Ermenistan, Anadolu ve Akdeniz dünyasından edebî ve yazıtlı kaynaklarla inceliyor. Çalışmada tanrıçanın Armenia, Kapadokya, Pontus ve Lidya gibi bölgelerde farklı biçimlerde tanındığı aktarılıyor.

Yunan dünyasında Anahita'nın Artemis ile özdeşleştirilmesi de bu kültürel etkileşimin örneklerinden biri. Antik toplumlar, başka kültürlerin tanrılarını kendi inanç dünyalarındaki benzer özelliklere sahip tanrılarla eşleştirebiliyordu. Bu nedenle Anahita'nın bazı kaynaklarda Artemis veya başka tanrıçalarla birlikte anılması, farklı inanç geleneklerinin birbirleriyle etkileşimini gösteriyor.

MİTRA İLE BİRLİKTE ANILAN İNANÇ GELENEĞİ

Erzincan’ın eski dinî tarihi ele alınırken Anahita’nın yanı sıra Mitra inancı da gündeme geliyor.

“Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan” külliyatının 11. cildinde Tahir Erdoğan Şahin, Mitra ve Anahita’yı Yukarı Fırat Havzası’nın eski inanç dünyası içerisinde birlikte değerlendiriyor. Çalışmada, MÖ 6. yüzyıl ve sonrasında Erzincan çevresinde bu inançların daha görünür hâle geldiği, Pers döneminden itibaren örgütlü bir dinî yapı kazandığı yönünde değerlendirmeler bulunuyor.

Anahita su ve bereketle ilişkilendirilirken Mitra, İranî dinî gelenekte farklı özellikleriyle öne çıkan bir tanrı olarak biliniyor. Bu iki inancın birlikte ele alınması, dönemin dinî dünyasını ve farklı kültürler arasındaki ilişkileri anlamak açısından önem taşıyor.

Bununla birlikte, bölgedeki inançların kökeni ve hangi dönemlerde ne ölçüde yaygınlaştığı konusunda araştırmacıların farklı değerlendirmeleri bulunuyor. Bu nedenle belirli bir inancın Erzincan’da çok daha eski dönemlerden beri kesintisiz biçimde yaşatıldığını söylemek için daha güçlü ve doğrudan arkeolojik kanıtlara ihtiyaç var.

ERZİNCAN’IN TARİHİNDEKİ İNANÇ KATMANLARI

Anahita örneği, Erzincan’ın antik çağlarda farklı kültürlerin kesiştiği bir coğrafyada bulunduğunu gösteren önemli tarihî verilerden biri.

Akilisene ve Erez çevresindeki tapınak anlatıları, antik yazarların aktardıkları ve modern akademik araştırmalar birlikte değerlendirildiğinde, Erzincan’ın yalnızca yerel inanç gelenekleriyle değil, İran ve Anadolu arasındaki dinî etkileşimlerle de şekillendiği anlaşılıyor.

Bugün Anahita tapınağının kesin konumu ve arkeolojik kalıntıları konusunda cevap bekleyen sorular bulunuyor. Buna rağmen antik kaynaklarda Erzincan çevresiyle ilişkilendirilen bu kutsal alan ve altın heykel anlatısı, şehrin geçmişindeki dikkat çekici kültürel miras başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.

Erzincan’ın antik tarihine ilişkin yeni araştırmalar ve arkeolojik çalışmalar, bu eski inanç merkezlerinin yerlerinin ve bölgedeki kültürel etkileşimlerin daha ayrıntılı biçimde anlaşılmasına katkı sağlayabilir.

Kaynaklar ve akademik dayanaklar

1. Salih Kaymakçı, “Antikçağ’da Erzincan ve Çevresindeki Tapınımlar-Kültler”, Uluslararası Erzincan Sempozyumu Bildirileri, Cilt 1, Erzincan Üniversitesi, 2016, s. 275 ve devamı.

2. Marijana Ricl, “The Cult of the Iranian Goddess Anāhītā in Anatolia Before and After Alexander”, Živa Antika, 52, 2002, s. 197–210.

3. Mary Boyce, “ANĀHĪD”, Encyclopaedia Iranica, Cilt I, Fasikül 9, 1989, s. 1003–1011.

4. Tahir Erdoğan Şahin (ed.), Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan, 11. Cilt: İnançlar-Gelenekler-Dinî Mekânlar, Erzincan Valiliği, 2023. Özellikle “İslamiyet Öncesi Yukarı Fırat Havzası’nın Dinî Tarihi” bölümü,

Muhabir: Saliha Kara