Erzincan’a bağlı Otlukbeli, 2025 yılı ilçe nüfus dağılımı verilerine göre Türkiye’nin en az nüfusa sahip 5’inci ilçesi olarak kayıtlara geçti. Açıklanan listede Otlukbeli’nin nüfusu 2 bin 123 olarak yer aldı.
Türkiye genelindeki en az nüfuslu ilçeler sıralamasında ilk sırada 1.704 kişiyle Konya Yalıhüyük bulunurken; Bingöl Yayladere, Afyonkarahisar Kızılören ve Bilecik İnhisar ilçeleri de listenin üst sıralarında yer aldı. Otlukbeli ise bu ilçelerin ardından 5’inci sırada konumlandı.
Öte yandan aynı verilerde Türkiye’nin en kalabalık ilçesi 1 milyon 3 bin 905 nüfusla İstanbul Esenyurt olarak dikkat çekti. Bu tablo, Türkiye’de ilçe bazında nüfus dağılımındaki büyük farklılığı ortaya koydu.
Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Otlukbeli, coğrafi yapısı, kırsal yerleşim modeli ve sınırlı ekonomik faaliyetleri nedeniyle düşük nüfuslu ilçeler arasında bulunuyor. Uzmanlar, küçük ilçelerde nüfus azalmasının temel nedenleri arasında büyük şehirlere göç, genç nüfusun eğitim ve istihdam amacıyla farklı illere yönelmesi ve kırsal üretimin daralmasını gösteriyor.
Ancak düşük nüfus yalnızca dezavantaj anlamına gelmiyor. Küçük ölçekli yerleşimlerde sosyal bağların daha güçlü olması, doğal çevrenin korunmuş yapısı ve sakin yaşam düzeni gibi faktörler dikkat çekiyor. Otlukbeli de bu yönüyle kırsal Anadolu’nun karakteristik ilçelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Erzincan genelindeki nüfus dağılımına bakıldığında merkez ilçe ile kırsal ilçeler arasında belirgin bir fark bulunuyor. Otlukbeli’nin Türkiye genelinde en küçük 5’inci ilçe konumunda yer alması, bölgedeki demografik yapının yönünü göstermesi açısından önemli bir veri olarak değerlendiriliyor.
Bu tablo, kırsal kalkınma politikalarının ve genç nüfusun bölgede tutulmasına yönelik stratejilerin önemini bir kez daha gündeme taşıyor.
Editör Notu
Rakamlar soğuk görünebilir ama aslında güçlü bir hikâye anlatır. Otlukbeli’nin Türkiye’nin en küçük 5’inci ilçesi olması, kırsal göçün ve demografik dönüşümün net bir göstergesi. Bu veriler, yalnızca nüfus istatistiği değil; Anadolu’daki küçük yerleşimlerin geleceğine dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor.