Erzincan ve çevresi, Türkiye’nin en aktif fay hatlarından biri olan Doğu Anadolu Fayı üzerinde yer alıyor. Bilim insanlarının yaptığı değerlendirmelere göre, bölge tarih boyunca birçok büyük depremle sarsıldı. Uzmanlar, son 5 bin yıllık süreçte bölgede yaklaşık her 60 yılda bir büyük ve yıkıcı deprem meydana geldiğini belirtiyor.
Jeolojik yapısı nedeniyle Erzincan, Türkiye’de deprem riski en yüksek bölgeler arasında gösteriliyor. Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde bulunan şehir, tarih boyunca meydana gelen depremlerle sık sık gündeme geldi.
1939 ve 1992 Depremleri
Bölgenin deprem geçmişinde en dikkat çeken sarsıntılardan biri 1939 yılında meydana gelen büyük deprem oldu. Yaklaşık 7.2 büyüklüğünde olduğu belirtilen deprem, Doğu Anadolu Fayı’nın doğu ucunda gerçekleşti. Bu sarsıntı sırasında fay hattının yaklaşık 360 kilometrelik bölümü kırıldı.
1939 depremi, Türkiye’nin en yıkıcı depremlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Resmi kayıtlara göre 32 bin 962 kişi hayatını kaybetti ve şehirde büyük yıkım meydana geldi.
Bölgede yaşanan bir diğer büyük deprem ise 13 Mart 1992 tarihinde gerçekleşti. Yaklaşık 6.8 büyüklüğündeki bu depremde 653 kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi yaralandı ve çok sayıda yapı ağır hasar gördü.
Erzincan Ovası Neden Riskli?
Uzmanlar, Erzincan Ovası’nın oluşumunun doğrudan fay hareketleriyle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Fay kırıkları boyunca zamanla biriken toprak ve alüvyon tabakaları, bölgenin verimli bir ova haline gelmesini sağladı.
Ancak bu durum aynı zamanda önemli bir risk oluşturuyor. Derin ve gevşek zemin yapısı, deprem sırasında sarsıntının büyümesine neden olabiliyor.
Jeoloji uzmanları, özellikle fay hattı üzerinde bulunan alüvyon zeminlerde yapılan yapılaşmanın ciddi tehlike oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle ova üzerindeki yapılaşmanın bilimsel veriler doğrultusunda planlanması gerektiği ifade ediliyor.
Tarım İçin Verimli, Yapılaşma İçin Riskli
Havadan çekilen görüntülerde yaz aylarında bile yeşil kalan alanların büyük bölümünün fay hatları üzerinde bulunan verimli topraklardan oluştuğu görülüyor. Bu topraklar tarım açısından önemli bir avantaj sağlasa da yapılaşma açısından riskli bölgeler olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre tarımsal üretim açısından büyük bir potansiyele sahip olan Erzincan Ovası’nda, yerleşim planlamasının zemin özellikleri dikkate alınarak yapılması büyük önem taşıyor.
Fay Hatları Doğal Zenginlik de Sağlıyor
Bölgedeki fay hatları yalnızca deprem riski değil, aynı zamanda önemli doğal kaynaklar da oluşturuyor. Erzincan ve çevresinde bulunan sıcak su kaynakları ve maden suları bu kırık hatlarından yüzeye çıkıyor.
Böğert suyu gibi maden sularının oluşumu da bölgedeki jeolojik yapı ile ilişkilendiriliyor. Bu kaynaklar hem doğal zenginlik hem de ekonomik potansiyel açısından önemli bir değer taşıyor.
Uzmanlar, Erzincan’da deprem gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak özellikle ova zemininde yapılacak yapılaşmanın bilimsel veriler ve jeolojik analizler ışığında planlanmasının hayati önem taşıdığını ifade ediyor.
Kaynak: Prof. Dr. Ali Demirsoy, Dr. Eşref Atabey, Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan, Cilt 1





