Üç kelimede ağlamak nasıl olur? Gurbet nedir?

Belki de sevdiğimiz özlediğimiz dağlar çok uzakta olduğu için. Bahçedeki o ladin ağacına vermişiz sırtımızı..

ÜÇ KELİMEDE AĞLAYAN ADAM

Bu resmi 06.05.2012 tarihinde çektirmişiz. Suçumuzun ifşa olduğu ve üç kelimeye ağladığımız gün. Onun bahçesindeki en sevdiğim ladin ağacının önünde. Tesadüf bu kadar olur ki biz onunla ne zaman resim çekilmişsek hep o ağacın önüne gitmişiz o ağaç  fon olmuş ikimizin resmine..

Belki de sevdiğimiz özlediğimiz dağlar çok uzakta olduğu için. Bahçedeki o ladin ağacına vermişiz sırtımızı..

Bugün tam iki  yıl..

Sözsüz, şiirsiz, manisiz, hikâyesiz, macerasız ve onsuz iki yıl.

Kabrini birçok kez ziyaret edip isminin yazılı olduğu taşı da gördüğüm halde yokluğunu hale kabullenemedim. Telefonumda büyük harfle kayıtlı ismini bile hala silemedim.

Yıllarca Almanya’nın çileli hayatını çekip ömrünün sükut zamanında yollarımızın kesiştiği ve üç kelimede ağlayan beni de ağlatan hemşehrim, dert ortağım, dostum Niyazı BATUR  dayım..

Yukarıdaki resmin yılı Düzce’de hemşerilerimizi bir araya getirme tanıştırma yılı idi. Öyle ki yorgun ihtiyar bu işe kendini adamış, tüm kamu kurumlarında çalışanları bizzat ziyaret ederek tek tek bulmuş diğerleri ile irtibatını sağlamış, bir araya getirmişti.

Bazen onun bu memleket aşkı hemşehri düşkünlüğü bu hususta gösterdiği fedakârlığını sorguladığımda “ gurbeti yaşamayan gurbeti bilemez” deyip Almanya da geçirdiği hasret dolu günlerini anlatır daha da gayretlenirdi.

TÜBİTAK Başkanından Erzincan BİLSEM'e ziyaret TÜBİTAK Başkanından Erzincan BİLSEM'e ziyaret

Bu gayretini bazen en yakını eşinden bile saklardı.

Mayıs ayının ilk haftasıydı. Eşi Emine Teyzem den habersiz gizlice burs verdiği bir hemşehri öğrenci vasıtasıyla Düzce Üniversitesinde okuyan yirmi kadar Erzincanlı öğrencileri bir araya getirip At çiftliği denen bir kır bahçesinde birlikte kahvaltı vermiştik.

Üniversiteli gençlerimize jest olsun diye iki gün öncesinden kargo ile getirtip garaja sakladığımız Erzincan ketelerinin yanına benim evde buzlukta saklı tandır ekmekleri ile onun Teyzemden habersiz Kerer tulum peynirini de ekleyip öğrencilerle buluşmuştuk.

Kır bahçesinin menüsüne ek yöresel tatlarımız öğrencilerimizi çok mutlu etmiş birçok öğrenci yanımızda ailelerini arayarak bu güzel ortamı ve birlikteliği onlarla paylaşmıştı.

Kahvaltı bitimine doğru öğrenci gençlerimizin tek tek duygu ve düşüncelerini alıp son olarak sözü onun gözlerinin içine bakarak sohbete nokta ben koymuştum.

Sevgili gençler!..

Bu Niyazi BATUR amcamı hayattın hiç bir zorluğu, sıkıntısı ağlatmamıştır. O sadece üç kelimeye ağlayan bir insandır.

“Erzincan dediğimizde yüz şekli değişir, Kemah dediğimizde gözleri dolar, Kerer dediğimizde gözyaşlarını tutamaz.” dedim..

Üç Kelimede Ağlayan Adam Erzinc

O an derin bir sessizlik oldu..

Ben dahil onunla beraber kahvaltıya katılan öğrencilerin çoğu ağlıyordu.

Bir süre sonra sesi güzel bir öğrencinin söylediği Erzincan türküsü ile hüznü dağıtıp eve döndüğümüzde evdekilerin de kete eşliğinde çay içerken bulduk.

Hiç çaktırmadan ketelere sulanıp sofraya oturduğumuzda Eşi Emine Teyzem “Tandır ekmeği ile tulum peyniri bulamadık artık bu çalıntı keteyle idare edin” dediğinde garaja gizlice koyduğumuz ketelerden aşırdığımız Tulum peynirinden haberdar olduğunu anlayıp bizde olanı biteni ona anlatmıştık.

O günden sonra her ikisi de maaş aldığında yetim bir hemşeri öğrencimize verilmek üzere bana zekat zarfını gizlice vermişlerdi.

Ta ki 06.05 2022 ye kadar..

 Bugün ölümünün seneyi devriyesinde kabrine bir çiçek koyamadım ama Fatihalarımın yanında onlar adına bir üniversite öğrencine harçlık gönderdim. Belki kete alır diye..Belki ruhları hisseder diye..

Üç kelimeye ağlayan bu vefalı insan hatırına..

Faruk KÜÇÜKTAŞ 06.05.2024 İzmit