Unutkanlığın her yaşta farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirten Yılmaz, yaşa göre hafıza değişimlerinin bilinmesinin gereksiz endişelerin önüne geçebileceğini söyledi.
Dr Yılmaz;” İnsan ömrü, her bir yaşı farklı bir heyecanla yazılan kalın bir kitaba benzer. Bir hekim olarak poliklinik odamda her gün bu kitabın farklı sayfalarını çeviren hastalarımı ağırlarım.
Kimi yirmilerinde, sınav telaşında bir gençtir; kimi ellilerinde, hayatın tüm yükünü omuzlamış bir çınar.
Hemen hepsinin son zamanlarda ortak bir cümlesi var: "Doktor bey, son zamanlarda unutkanlığım arttı, acaba bir sorun mu var?"
Unutkanlık, tek bir kalıba sığdırılamayacak kadar geniştir ve aslında her yaşta rengi, sebebi farklı olan bir misafirdir. Gelin hayatın evrelerine şöyle bir bakalım ve hangi yaşta unutkanlığın arkasında ne yatıyor, birlikte inceleyelim.
Gençlik Dönemi (20 - 35 Yaş): Modern Dünyanın Hız Tuzağı
Genç hastalarım kapıdan girip unutkanlıktan yakındığında, genellikle arkasında ciddi bir beyin hastalığı aramayız. Bu yaş grubunun unutkanlığı "hafıza kaybı" değil, çoğunlukla *"odaklanma eksikliği"*dir.
Dijital Bilgi Bombardımanı: Aynı anda telefona bakmak, bilgisayarda çalışmak ve bir şeyler dinlemek beynimizin "kayıt" tuşuna basmasını engeller.
Kronik Stres ve Gelecek Kaygısı: Sınavlar, iş bulma telaşı veya kariyer baskısı, beynin alarm durumunda (savaş ya da kaç) kalmasına yol açar. Alarm durumundaki bir beyin ise anahtarı nereye koyduğunu kaydedemez.
Uykusuzluk: Beynimiz, gün içinde öğrendiklerini gece uykunun derin evrelerinde uzun süreli hafızaya yazar. Uykusuz kalan bir genç, o günkü sayfayı yırtıp atmış gibi olur.
Olgunluk Dönemi (35 - 55 Yaş): Hayatın Yoğun Kavşağı
Bu yaş grubu, hem kendi çocuklarının büyüme sancılarıyla hem de yaşlanan anne-babalarının sorumluluklarıyla ilgilenen, tabiri caizse "sandviç nesli"dir. Yük çok, zaman azdır.
Tükenmişlik Sendromu ve Depresyon: Hayatın getirdiği sorumluluklar bazen ruhu yorar. Depresyon ve yoğun anksiyete, yalancı bir unutkanlık (psödodemans) yaratarak kişiyi korkutabilir.
Metabolik ve Hormonal Değişimler: Bu yaşlarda tiroit bezinin yavaş çalışması (hipotiroidi), B12 vitamini veya D vitamini eksiklikleri sık görülür. Kadınlarda ise menopoz dönemiyle birlikte östrojenin azalması, geçici bir "beyin sisi" ve unutkanlığa yol açabilir.
Rutin İşlerin Otomatiğe Bağlanması: Evden çıkarken "Ocağı kapattım mı, kapıyı kilitledim mi?" şüpheleri bu dönemin klasiğidir. Nedeni unutkanlık değil, o işi tam bir farkındalıkla yapmamaktır.
Kıdemli Yıllar (55 Yaş ve Üstü): Bilgeliğin ve Yorgunluğun Dengesi
Yaş ilerledikçe beyin hücrelerimizde ve damarlarımızda da tıpkı saçlarımızın beyazlaması gibi doğal değişimler olur. Ancak burada iki durumu birbirinden net ayırmak gerekir: Normal yaşlanma ve Hastalıklar.
Doğal Yaşlanma Süreci: İsimleri daha geç hatırlamak, bir kelimeyi dilinin ucuna gelip bir türlü söyleyememek bu yaşlarda normaldir. Beyin işlemci hızı biraz yavaşlamıştır ama bilgi hala oradadır.
Damarsal (Vasküler) Nedenler: Erzincan’ımızın güzel ama bazen ağır sofraları, hareketsiz yaşam, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı damar sağlığını etkiler. Beyne giden kılcal damarlardaki tıkanıklıklar unutkanlığı tetikler.
Demans ve Alzheimer: Eğer unutkanlık sadece isimleri değil, yaşanmış büyük olayları, yolları bulmayı, günlük kıyafetleri seçmeyi etkiliyorsa ve kişinin karakterinde değişimler (hırçınlık, şüphecilik) yaratıyorsa, bu artık doğal yaşlanma değil, tıbbi destek gerektiren bir durumdur.
Aile Hekiminizden Küçük Bir Reçete
Hangi yaşta olursak olalım, hafızamızı taze tutmak büyük ölçüde bizim elimizde. Ulalar'daki poliklinik odamda hastalarıma her zaman tavsiye ettiğim birkaç altın kuralı buraya da iliştirmek isterim:
1. Toprağa ve Doğaya Dokunun: Erzincan’ın temiz havasında, doğasında yürüyüş yapmak hem beynimize bol oksijen sağlar hem de stresi azaltır.
2. Akdeniz Tipi Beslenin: Sofranızdan yeşilliği, zeytinyağını ve mevsiminde balığı eksik etmeyin.
3. Beyninizi Şaşırtın: Hep aynı yoldan eve gitmeyin, bulmaca çözün, yeni bir beceri veya dil öğrenmeye çalışın. Beyin, kullanıldıkça parıldayan bir organdır.
4. Sosyal Kalın: Dostlarınızla, komşularınızla kahve içip dertleşmek, yalnızlığı ve onun getirdiği zihinsel durgunluğu önler.
Unutmayalım ki, bazen bazı şeyleri unutmak, beynimizin kendini koruma ve temizleme mekanizmasıdır.
Ancak hayat kalitenizi etkileyen, sizi kaygılandıran bir durum hissettiğinizde, aile sağlığı merkezinizin kapısı sizlere her zaman açıktır, diyerek sözlerine son verirken
tüm vatandaşların Sağlıkla, huzurla ve hep güzel anılar biriktireceğiniz mutlu günlerle kalma dileğiyle temennisinde bulundu.





