Türkiye, 14 ve 15 Nisan tarihlerinde önce Şanlıurfa Siverek, ardından Kahramanmaraş’tan gelen katliam haberleriyle sarsıldı. Okulları hedef alan ve gencecik hayatları koparan bu trajedinin ardından Erzincan Uzman Psikolog Seda Başgöze, "ikincil travma" ve "toplumsal güvenlik algısı" üzerine hayati uyarılarda bulundu.
14 Nisan 2026’da Siverek’te bir okula düzenlenen ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırı, toplumda büyük bir endişe dalgası yaratmıştı. Ancak bu şok henüz tazeyken, bir gün sonra Kahramanmaraş’ta gerçekleşen ve bir öğretmen ile 8 öğrencinin yaşamını yitirdiği saldırı, ülkeyi adeta sessizliğe gömdü. Saldırganların birinin 19, diğerinin ise henüz 14 yaşında olması ve olay sonrası yaşamlarına son vermeleri, şiddetin ulaştığı korkutucu boyutu ve toplumsal kökenlerini bir kez daha tartışmaya açtı.
Erzincan’dan Uzman Görüşü: "Sadece Olay Yerindekiler Değil, Hepimiz Etkileniyoruz"
Yaşanan bu travmatik süreci Erzincan Türk Psikologlar Derneği İl Temsilcisi ve Erzincan ÇADEM Psikoloji Kurucusu Uzman Psikolog Seda Başgöze ile mercek altına aldık. Başgöze, bu tür büyük acıların sadece doğrudan mağdurları değil, tüm toplumu etkisi altına alan bir "toplumsal travma" süreci başlattığını vurguladı.
Başgöze, özellikle sosyal medyanın bu travmayı körükleyen etkisine değinerek, "Ekranlardan hızla yayılan kontrolsüz görüntüler, olayı birebir yaşamayan kişilerde dahi 'ikincil travma' oluşturabiliyor. Bu durum, bireyin en temel ihtiyacı olan 'güvenlik algısını' derinden sarsarak kaygı düzeyini kronik bir seviyeye taşıyabilir" dedi.
Ebeveynler İçin Kritik Rehber: Çocuklara Nasıl Yaklaşmalı?
Sürecin en savunmasız halkası olan çocukların korunması için ailelere büyük görevler düştüğünü belirten Başgöze, yapılan en büyük yanlışın duyguları bastırmak olduğunu söyledi.
"Seni Anlıyorum" Demek "Korkma" Demekten Daha Güçlüdür Çocukların "Korkuyorum" veya "Okula gitmek istemiyorum" şeklindeki tepkilerinin son derece insani ve doğal olduğunu ifade eden Başgöze, şu tavsiyelerde bulundu: "Ebeveynler, çocuklarının kaygılarını küçümsememeli veya onları susturmamalı. 'Korkacak bir şey yok' demek yerine, 'Seni anlıyorum, bu hissettiklerin çok normal ve yanındayım' diyerek güven ortamı oluşturulmalı. Duyguları onaylanan çocuk, kendini çok daha hızlı toparlar."
Sessiz Çığlıklara Dikkat: Davranış Değişikliklerini Gözlemleyin
Psikolog Başgöze, travma sonrası çocuklarda ortaya çıkabilecek ve ciddiye alınması gereken sinyalleri şöyle sıraladı:
-
Uyku ve İştah Bozuklukları: Gece kabusları veya iştah kesilmesi.
-
Sosyal Geri Çekilme: Arkadaş çevresinden ve sosyal ortamlardan uzaklaşma isteği.
-
Akademik Gerileme: Ders başarısında ani ve açıklanamayan düşüşler.
-
Davranışsal Değişimler: Aşırı hırçınlık ya da tam tersi aşırı sessizleşme.
Bu belirtilerin her zaman kalıcı bir soruna işaret etmediğini ancak ebeveynlerin cezalandırıcı değil, destekleyici bir tutumla bu süreci yönetmesi gerektiğini hatırlattı.
Dijital Zehirlenmeye Karşı "Bilinçli Kalkan"
Günümüzde çocukların şiddet içerikli videolara bir tıkla ulaştığını hatırlatan Başgöze, dijital dünyadaki "maruz kalma" tehlikesine dikkat çekti. Ebeveynlerin dijital denetimi bir baskı aracı olarak değil, bir "ruh sağlığı koruması" olarak görmesi gerektiğini belirten uzman, yaşa uygun sınırların belirlenmesinin önemini vurguladı.
"Toplumsal Dayanışma İyileştirir"
Haberimizin sonunda toplumsal iyileşmenin reçetesini sunan Başgöze, acının paylaşılarak hafifleyeceğini ifade etti. Ailelerin, eğitim kurumlarının ve ruh sağlığı uzmanlarının koordineli hareket etmesinin süreci daha sağlıklı kılacağını belirten Seda Başgöze, "Toplumun her kesimi bu dönemde daha anlayışlı ve kucaklayıcı olmalı. Okullardaki farkındalık çalışmaları çocukların yeniden güven duymasını sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki acıyı paylaşmak ve profesyonel destek almak, karanlığı dağıtmanın en etkili yoludur" dedi.