Bir terzi olarak başladığı hayatı, zamanla bölgenin en tanınan mutasavvıflarından biri olmasına uzandı. Bugün adı yalnızca türbesinde değil, Erzincan’ın en büyük mezarlığında, camisinde ve külliyesinde de yaşamaya devam ediyor.
Erzincan'ın tarihini yalnızca savaşlar, depremler ve siyasi olaylarla anlatmak mümkün değil. Şehrin yüzyıllar boyunca oluşan manevi ve kültürel hafızasında önemli şahsiyetlerin de büyük yeri bulunuyor.
Bu isimlerin en önemlilerinden biri ise halk arasında Terzi Baba adıyla tanınan Muhammed Vehbi'dir.
Asıl adı neydi?
Terzi Baba'nın asıl adı konusunda kaynaklarda küçük farklılıklar bulunuyor.
Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nde adı Mehmed Vehbi, babasının adı ise Fazlızâde Abdurrahman olarak veriliyor. Erzincan Valiliği ise onu Muhammed Vehbi adıyla tanıtıyor. Doğum tarihi konusunda da kaynaklarda farklı bilgiler bulunurken, TDV İslâm Ansiklopedisi 59 yaşında öldüğü rivayetinden hareketle 1789 civarında doğmuş olabileceğini belirtiyor.
Mesleği terzilik olduğu için halk arasında Terzi Ağa, Terzi Baba, Hayyât Vehbi ve uzun boyu nedeniyle Uzun Terzi gibi isimlerle anıldı.

Bir terzi dükkânından manevi önderliğe
Terzi Baba'nın hayatındaki en dikkat çekici noktalardan biri, klasik anlamda uzun bir medrese eğitimi almamasına rağmen döneminin önemli tasavvuf şahsiyetlerinden biri haline gelmesiydi.
Kaynaklara göre gençlik döneminden itibaren tekkelerle ilişkisi bulunan Terzi Baba, ilk olarak Kadirî geleneğine intisap etti.
Daha sonra yaklaşık 40 yaşlarındayken, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin halifelerinden Abdullah Mekkî ile tanıştı.
Rivayete göre Abdullah Mekkî, Erzincan'a geldiğinde Terzi Baba'yı Kurşunlu Camii Medresesi'nde ziyaret etti. Bir süre sonra kendisini çağırarak Hâlid-i Bağdâdî'den gelen emaneti taşıyabilecek kişiyi bulmak amacıyla yola çıktığını ve Terzi Baba'yı buna layık gördüğünü söyledi.
Böylece Terzi Baba, Nakşibendî-Hâlidî halifesi olarak görevlendirildi.
Bu gelişmenin ardından Terzi Baba'nın şöhreti yalnızca Erzincan'da kalmadı.
Erzurum, Gümüşhane, Bayburt ve Sivas çevresine kadar yayıldı.
Erzincan'ın manevi hayatında yeni bir dönem

Terzi Baba'nın en önemli etkilerinden biri, Hâlidiyye geleneğinin Erzincan ve çevresinde yayılmasına öncülük etmesi oldu.
Kendisinin yetiştirdiği veya etkilediği isimler arasında Mustafa Fehmi Efendi, Mehmed Rüşdü, Süleyman Efendi (Leblebici Baba), Abdülbâki Baba, Abdüssamed Efendi ve İrşâdî Baba gibi isimler bulunuyor.
Bu nedenle Terzi Baba'nın etkisi yalnızca kendi yaşamıyla sınırlı kalmadı.
Yetiştirdiği insanlar aracılığıyla sonraki kuşaklara aktarılan bir manevi gelenek oluşturdu.
Terzilik yaptığı dükkânın da izleri bulunuyor
Terzi Baba'nın hayatındaki ilginç ayrıntılardan biri de mesleği.
Akademik bir çalışmada, Terzi Baba'nın terzilik yaptığı dükkânın dönemin Erzincan'ında Taşhan mevkiinde bulunduğu aktarılıyor.
Yani Erzincan'ın manevi tarihinde önemli bir yere sahip olan bu şahsiyet, hayatını yalnızca tasavvuf çalışmalarına adamış bir isim değildi.
Gündelik hayatında terzilik yapan, geçimini kendi mesleğiyle sağlayan bir esnaftı.
Bu yönüyle Terzi Baba'nın hikâyesi, şehir tarihindeki esnaf kültürü ile tasavvuf geleneğinin kesiştiği ilginç örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Ardında önemli bir eser bıraktı
Terzi Baba'nın günümüze ulaşan en önemli eseri Kenzü'l-Fütûh olarak biliniyor.
Tasavvufî konuların ele alındığı eser daha sonraki dönemde halifelerinden Mehmed Rüşdü Efendi tarafından manzum hale getirildi ve Miftâh-ı Kenz adıyla tanındı.
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre eserin manzumlaştırılmış hali 1.242 beyitten oluşuyor. Eserin sonunda Mehmed Rüşdü Efendi'ye ait münâcât ve “Medhiyye-i Hayyât” başlıklı manzume de bulunuyor.
Terzi Baba'ya ayrıca Sıfât-ı Sübûtiyye Risâlesi adlı bir eser de nispet ediliyor.
1848'de Erzincan'da hayatını kaybetti
Terzi Baba, 1848 yılında Erzincan'da yaşanan kolera salgını sırasında hayatını kaybetti.
Vefatının ardından Erzincan defterdarı Mecid Efendi ve halifelerinden Fehmi Efendi tarafından ahşap bir türbe yaptırıldı.
Ancak bu ilk türbe daha sonraki yıllarda çıkan bir yangında zarar gördü.
Bugünkü türbe ise 1980'li yıllarda Erzincan Belediyesi tarafından kesme taştan yeniden yaptırıldı.
Mezarlığın adı neden Terzibaba?
Belki de Terzi Baba'nın Erzincan'daki en büyük izlerinden biri burada ortaya çıkıyor.
Kabrinin bulunduğu şehir mezarlığı zaman içerisinde Terzibaba Mezarlığı olarak anılmaya başladı.
Bugün Erzincan'ın en bilinen mezarlıklarından biri olan Terzibaba Mezarlığı, yalnızca bir defin alanı değil, aynı zamanda şehrin geçmişine ilişkin önemli izleri taşıyan bir hafıza mekânı niteliğinde. Terzi Baba'nın ailesinden bazı kişilerin mezarları da türbenin çevresinde bulunuyor.
Erzincan Valiliği de Terzi Baba Türbesi'nin bugün halk tarafından ziyaret edilen önemli manevi mekânlardan biri olduğunu belirtiyor.
Adı bugün de Erzincan'ın her yerinde
Terzi Baba'nın adı bugün Erzincan'da yalnızca türbe ve mezarlıkla sınırlı değil.
Şehirde onun adını taşıyan Terzi Baba Camii ve külliyesi bulunuyor. Terzi Baba'nın adı, Erzincan'ın manevi ve kültürel kimliğinin önemli sembollerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor.
Bu nedenle Terzi Baba'nın hikâyesi, bir kişinin hayatından çok daha fazlasını anlatıyor.
Bir esnafın, bir mutasavvıfın, bir mürşidin ve arkasında bıraktığı manevi mirasın Erzincan'ın şehir hafızasına nasıl dönüştüğünü gösteriyor.
Bugün Erzincan'da Terzi Baba'nın türbesine gidenler, aslında yaklaşık iki asırlık bir manevi mirasın izini sürüyor.
Ve belki de hikâyenin en dikkat çekici tarafı şu:
Erzincan'ın manevi tarihinde bu kadar derin iz bırakan isim, hayatını bir terzi olarak kazandı. Halk da onu makamından değil, mesleğinden hareketle “Terzi Baba” diye tanıdı.





