KİMLER ZEKAT VERİR? ZEKAT VERME MİKTARI KAÇTIR?

Şahin, “Zekat, İslam dininin 5 temel esasından biridir. Kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak ve hacca gitmek. Bu 5 temel esasından birisi zekattır. Dinen yükümlülük şartlarını taşıyan herkesin zekat vermesi farzdır. Dinimizde zekat mükellefi olabilmek için 80.18 gram değerinde, 24 ayar üzerinde, 80.18 gram değerinde altın ve onun değerinde bir zenginliğe sahip olunması gerekiyor. Bu zenginliğe sahip olan kişinin mal varlığının üzerinden kamerayı bir yıl geçmesiyle zekat mükellefi olur. Zekatların illa Ramazan ayında verilmesi şart değildir. Ama bizim halkımız hesaplanması daha kolay, mükafatı daha fazla olmasına sebeple daha çok Ramazan'da bunu fikslemişler ve Ramazan'da zekatlarını veriyorlar. Dolayısıyla dinen zengin sayılan her Müslüman’ın sahip olduğu mal miktarı üzerinden zekatını vermesi her Müslüman için farz bir görevdir.

ZEKAT NASIL HESAPLANIR?

Şahin, “ Zekat hesaplanırken şöyle yapıyoruz. Elinizde bulunan bütün ticari mallar zekata tabidir. Ev, arsa, araba, ticari olanlar, özel kullanılanlar hariç. Bunun dışında altın, para, döviz ne varsa bütün bunlar hesaplanırken parasal değeri hesaplanır ortaya konur. Bulunan para yani ulaşılan toplam para 80.18 gram 24 ayar değerinden fazla ise ona ulaşıp ondan daha fazla ise sahip olduğu malın kırkta birini yani yüzde iki buçuk oranını zekat olarak vermesi gerekir.

PEKİ ZEKAT KİMLERE VERİLİR HOCAM?

Zekat kimlere verilir? Tevbe suresinin 60. ayetinde Cenab-ı Hak zekatın kimlere verileceğini maddeler haline saymıştır. Burada fakirler, miskinler, efendim yoksullar, yolda kalmışlar, kalbi Allah'a, İslam'a ısındırılacak olanlar bu şekilde zekat sınıfları sayılmış ve bizim ülkemizde de yoksullara ve muhtaçlara zekatlar veriliyor ve bir de biz Türkiye Diyanet Vakfı olarak ve diğer vakıF STK’lar da zekatlara aracılık yaparak bu zekatları alıp fakirlere, yoksullara ulaştırıyorlar. Biz Erzincan Müftülüğü olarak Türkiye Diyanet Vakfı şubemiz aracılığıyla halkımızın zekatlarına aracılık yapıyoruz ve bunları yoksullara, muhtaçlara, Kur'an kurslarında okuyan öğrencilerimize, üniversite okuyan fakir öğrencilerimize bunları ulaştırıyoruz. Bu şekilde halkımız da zekatlarını verirken önce etrafındaki yakınlarında fakirler, yoksullar varsa onlardan başlamak kaydı şartıyla. Çünkü yakından başlamak daha evladır bu işlerde. Herkes kendi yakındakilerini çok iyi tanır. Dolayısıyla zekatları yakınlarında yoksullar, muhtaçlardan başlayarak bu şekilde çemberi genişleterek yurt dışına kadar işte Filistin'de, Gazze'de, Doğu Türkistan'da, Arakan'da veya diğer İslam ülkelerinde muhtaç olan ülkelere bu zekatlar bizim Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla ve diğer STK'ların aracılığıyla bunlar ulaştırılıyor.

Hocam bir yıl üzerinden geçmesi lazım dediğiniz . Şöyle bir durum var, 50 gram bir yıl üzerinden geçti ama o geri kalanlar bir yıl tamamlamadı, ama yıl sonunda 80 gramı geçti. Ona zekat düşer mi?

Şahin, “Şöyle, bir insanın zekat mükellefi olabilmesi için nisap miktarına sahip olduktan sonra, yani 80.18 gram altın ve değerinde paraya sahip olup ondan sonra üzerinden bir yıl geçmesiyle zekat mükellefi olabilir o kişi. Yoksa 50 gram 60 gram altını sahip olan bir kişi henüz nisap miktarına ulaşmadığı için sene sonunda 80 grama ulaşması zekat mükellefi olmaz.

Nisap miktar dediğimiz 80.18 gramı ulaştıktan sonra üzerinden bir yıl, kamerayı dediğimiz yıl geçtikten sonra zekat mükellefi olmuş olur kişi.

HOCAM BORCU OLANLAR DA ZEKAT VEREBİLİR Mİ?

Şahin, “Şöyle, bütün mal varlığımız hesaplandıktan sonra toplam borcumuz da, taksitli olsun fark etmez, toplam borcumuz da o mal varlığımızdan düşürdükten sonra hala nisap miktarındaysa malımız yine zekatını vermek gerekir. Ama borç düşürdükten sonra elimizdeki paramız nisap miktarının altına düştüyse artık ona zekat tahakkuk etmez.

HOCAM SON OLARAK ZEKATIN FAZİLETİ NEDİR? ZEKAT VERMESEK NE OLUR?

Şahin, “Zekat, İslam dinimizin beş temel esasından biri olması hasebiyle toplumsal adaleti sağlaması, toplumsal kardeşliğimizi, mümin kardeşliğimizi güçlendirmesi, zenginle fakirin arasındaki o irtibatı, sevgi, muhabbeti sağlaması açısından yüce dinimiz İslam'ın koyduğu önemli ibadetlerden birisidir. Kur'an-ı Kerim'de 80'den fazla ayeti kerimede Cenab-ı Hakk'ın zengin müminlere zekat vermelerini emretmiştir. Zekatla namazın arasını müminler ayırmaması gerekir. Çünkü Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de zekatla namazın arasını hiçbir şekilde ayırmamış ve bunları ikiz kardeş gibi hep bir arada َ

zikretmiş . Kur'an-ı Kerim'de sıkça tekrar edilmiştir. Ve Hz. Ebu Bekir döneminde de şunu görüyoruz. Ne kadar zekata önem verdiğinin bir emaresidir bu. Hz. Ebu Bekir namazla zekatın arasını ayıranlara savaş açalım diyecek kadar bu işi ciddiye almıştır. Dolayısıyla Cenab-ı Hak bir kısım insanlara zenginlik verirken bir kısmını fakirlikte bu dünya hayatında yaşatmaktadır ve bu aradaki irtibatı sağlamayı da o köprüyü kurmayı da, fakirle zengin arasındaki köprüyü de zekat ibadetiyle sağlanmayı emretmiştir. Onun için zekat dinimizin çok önemsediği ibadetlerden birisidir. Bizim ülkemizde 55 milyar dolar bir zekat potansiyeli mevcut. Bunun ekonomiye ve fakirliğe ulaştığını düşündüğümüzde bu zekat ibadetin nasıl büyük bir ibadet olduğunu çok daha iyi anlamış oluyoruz.” Dedi.

Muhabir: Haber Merkezi - A