Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Tanoğlu, 24 Ekim’de gerçekleştirilecek oda seçimleri öncesinde YouTube ve Erzincan’daki yerel radyoların ortak yayınında soruları yanıtladı. Çocukluk yıllarından ticarete atıldığı döneme, ailesine karşı üstlendiği sorumluluklardan oda başkanlığı sürecine kadar hayatının farklı dönemlerini anlatan Tanoğlu, görev süresinde gerçekleştirilen yatırımları ve gelecek döneme ilişkin hedeflerini kamuoyuyla paylaştı.

Odanın mali imkânlarını güçlendirmeyi ve Erzincan’a kalıcı eserler kazandırmayı öncelik olarak gördüğünü belirten Tanoğlu; yeni hizmet binası, kira gelirleri, öğrenci bursları, süt fabrikası, Düve Üretim Merkezi, Organize Sanayi Bölgesi’ndeki çalışmalar ve sosyal destekler hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

12 yaşında çıraklıkla başlayan çalışma hayatı

7 Şubat 1959’da Erzincan’da dünyaya geldiğini, ilkokul, ortaokul ve lise öğrenimini de Erzincan’da tamamladığını anlatan Tanoğlu, çalışma hayatına 12 yaşında başladığını söyledi.

Çocukluk döneminde ailesinin ekonomik imkânlarının sınırlı olduğunu belirten Tanoğlu, fabrikada çalışan babasının tek maaşla beş çocuğunu yetiştirdiğini ifade etti. Yaz tatillerinde önce kalaycılıkta çırak olarak çalıştığını, ardından bakır işlemeciliğine yöneldiğini aktaran Tanoğlu, küçük yaşlarda tanıştığı çalışma hayatını aralıksız sürdürdüğünü dile getirdi.

Babasını 1976 yılında bir trafik kazasında kaybettiğini anlatan Tanoğlu, bu kaybın ardından amcasının kendilerine rehberlik ettiğini ve bir mağaza açarak ticarete başlamalarına destek verdiğini söyledi. O dönem bakırcılıkla uğraştıklarını belirten Tanoğlu, zaman içinde değişen şartlara göre farklı iş kollarına geçtiklerini kaydetti.

Ticari hayatında 50 yılı geride bıraktığını ifade eden Tanoğlu, çalışmanın hayatının merkezinde bulunduğunu vurguladı.

“Babam öldükten sonra başka bir Ahmet Tanoğlu geldi”

Babasını kaybettiğinde 17 yaşında olduğunu belirten Tanoğlu, genç yaşta üstlendiği aile sorumluluğunun kendisini önemli ölçüde değiştirdiğini anlattı.

Babanın aile için sığınılacak bir liman olduğunu ifade eden Tanoğlu, babasının yokluğunda kendi kendilerine yetmeye çalıştıklarını, bu süreçte çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını söyledi. Ailenin en büyük çocuğu olmamasına rağmen aileyi bir arada tutma ve işlerin yürütülmesini sağlama sorumluluğunun kendisine verildiğini aktardı.

Babasının 1974-1975 yıllarında yaklaşık 1.200 lira maaşla beş çocuklu bir aileyi geçindirdiğini anlatan Tanoğlu, kendisinin ise yoğun çalışarak 4 bin lira kazandığı dönemler bulunduğunu söyledi. O yıllarda kazancını daha çok kişisel isteklerine harcadığını ifade eden Tanoğlu, babasını kaybettikten sonra hayatı farklı bir gözle değerlendirmeye başladığını dile getirdi.

Tanoğlu, yaşadığı değişimi şu sözlerle anlattı:

“Babam öldükten sonra o Ahmet Tanoğlu gitti. Başka bir Ahmet Tanoğlu geldi. Evin sorumluluğu geldi. Ailenin sorumluluğu geldi. O gün bugün de çalışıyorum.”

Gençlik yıllarında bisiklet ve motosiklete ilgi duyduğunu, kendisine motosiklet aldığını belirten Tanoğlu, o dönemde babasının bir ihtiyacı olup olmadığını yeterince düşünmediğini, bunun önemini babasını kaybettikten sonra anladığını söyledi. Sonraki yıllarda bu duyguyla daha çok çalıştığını ifade etti.

Ailesiyle hayatı boyunca iki kez tatil yaptığını anlatan Tanoğlu, her iki tatilde de yedi günlük ödeme yapmasına rağmen beşinci gün sıkılarak işinin başına döndüğünü belirtti.

İstanbul, ticari hayatında dönüm noktası oldu

Ticaretteki gelişim sürecini de anlatan Tanoğlu, 1976 yılında başladığı ticari faaliyetlerine askerlik döneminin ardından devam ettiğini söyledi. 1979 yılında askere gittiğini belirten Tanoğlu, 1990 yılına gelindiğinde işlerini büyüterek beyaz eşya sektörüne girdiklerini aktardı.

Bir arkadaşının beyaz eşya işini toptan olarak da yapabileceklerini söylemesi üzerine İstanbul’a gittiklerini anlatan Tanoğlu, bu adımın ticari hayatının önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade etti.

1992 yılında İstanbul’da Almanya’dan ithalat yapmak üzere şirket kurduğunu belirten Tanoğlu, yaklaşık beş-altı yıl ithalatçılıkla uğraştığını söyledi. Ticari hayatında zorlandığı dönemler arasında bu süreci gösteren Tanoğlu, farklı sektörlerde edindiği deneyimlerin kendisine önemli katkılar sağladığını anlattı.

“Kapım hiçbir zaman kimseye kapalı olmadı”

İş hayatı dışındaki kişiliğine ilişkin soruları da yanıtlayan Tanoğlu, dışarıdan zaman zaman sert veya mesafeli göründüğünü, ancak kendisini duygusal bir insan olarak tanımladığını söyledi.

Erzincan’da özel sektörde en fazla sigortalı işçi çalıştıran iş insanları arasında ilk sırada yer aldığı dönemler olduğunu belirten Tanoğlu, yaklaşık 450 personelle çalıştığı zamanlar bulunduğunu ifade etti.

Kendisini yakından tanımayanların farklı değerlendirmeler yapabildiğini dile getiren Tanoğlu, “Benim kapım şimdiye kadar kimseye kapalı olmadı. Hep açık oldu” dedi.

İşinin gereği olarak bazı ortamlarda daha resmî ve ciddi durması gerektiğini söyleyen Tanoğlu, bu tutumunun kişisel bir mesafe veya ego olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Ailesinin kendisini “işkolik” olarak tanımladığını anlatan Tanoğlu, pazar günleri bile sabah saat 06.00’da evden çıktığını söyledi. Eşinin bu alışkanlığına zaman zaman tepki gösterdiğini belirten Tanoğlu, çocuklarına ise kendi yaşadığı yoklukları yaşatmamak için çaba harcadığını ifade etti.

Bir babanın ve aile reisinin yerine getirmesi gereken sorumlulukları yerine getirmeye çalıştığını belirten Tanoğlu, çocuklarına daha iyi imkânlar sunma isteği nedeniyle zaman zaman onları fazla korumuş olabileceğini de dile getirdi.

Oda başkanlığına aday olma gerekçesini anlattı

Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına aday olmaya nasıl karar verdiği sorulan Tanoğlu, kendisinden önceki dört yıllık dönemde beş başkan değiştiğini belirterek bu durumun Erzincan’ın kurumsal itibarı açısından olumsuz bir görüntü oluşturduğunu düşündüğünü söyledi.

Bu nedenle ilk seçimde aday olacağını açıkladığını ve ardından adaylığını ortaya koyduğunu anlatan Tanoğlu, ilk hedefinin birlik ve beraberliği güçlendirmek olduğunu kaydetti.

Göreve geldiği dönemde odanın ağırlıklı olarak aidat gelirleriyle ayakta durduğunu belirten Tanoğlu, hizmet verilen yerin fiziki şartlarının da Erzincan’a yakışmadığını düşündüğünü söyledi. Giriş kapısının yeterince belirgin olmadığını, odaya gelmek isteyenlerin yanlışlıkla berber dükkânına gidebildiğini anlatan Tanoğlu, öncelikli hedeflerinden birinin yeni bir hizmet binası yapmak olduğunu ifade etti.

Üyelere ve şehre daha fazla katkı sunabilmek için odanın gelirlerini artırmak gerektiğini düşündüğünü belirten Tanoğlu, mali gücün hizmet üretme kapasitesini doğrudan etkilediğini vurguladı.

“Gayrimenkul değeri 500 milyon liranın üzerinde”

Odanın mali yapısına ilişkin rakamlar paylaşan Tanoğlu, göreve geldiklerinde kasada 2 milyon lira bulunduğunu söyledi.

Gelinen aşamada odanın gayrimenkullerinin değerinin 500 milyon liranın üzerinde olduğunu ifade eden Tanoğlu, kasada da 40 milyon lirayı aşan nakit bulunduğunu belirtti. Tanoğlu, odanın aylık 1 milyon 250 bin lira öğrenci bursu verebilecek bir mali yapıya ulaştığını dile getirdi.

Bu tabloyu önemli bir başarı olarak değerlendiren Tanoğlu, benzer ölçekteki odalar açısından örnek bir yapı oluşturduklarını düşündüğünü söyledi.

Çocukluk döneminde yaşadığı ekonomik şartların hizmet anlayışını etkilediğini de anlatan Tanoğlu, babasının ortaokula giderken kendisine üç yıl giyebilmesi için büyük bir ceket aldığını, ceketin kollarının ellerini kapattığını hatırlattı. Bu hatıraların, imkânlarını daha iyi işler yapmak için kullanma isteğini güçlendirdiğini ifade etti.

Nefes Kredisi için kasadaki paranın yüzde 95’ini kullandıklarını söyledi

Üyelerin en fazla hangi taleplerle odaya başvurduğuna ilişkin soruyu yanıtlayan Tanoğlu, finansmana erişim ve Nefes Kredisi konularının öne çıktığını söyledi.

Önceki Nefes Kredisi uygulamalarından birinde, odaların kasalarındaki paranın yüzde 25’ini bankalara yatırması ve bu tutarın 15 katına kadar üyelerin kredi kullanabilmesi yönünde bir çerçeve bulunduğunu anlatan Tanoğlu, Erzincan’da daha yüksek bir kaynak ayırdıklarını belirtti.

O dönemde kasadaki paranın yüzde 95’ini bankaya yatırdıklarını ifade eden Tanoğlu, bu yolla Erzincan piyasasına 30 milyon liralık kredi imkânı sağladıklarını söyledi. Bu desteğin işletmeleri rahatlattığını dile getiren Tanoğlu, odanın dijital altyapı bakımından da hizmet vermeye hazır durumda olduğunu kaydetti.

Yeni hizmet binası için üç okul yapıldı

Erzincan Ticaret ve Sanayi Odasının yeni hizmet binasının yapım sürecini anlatan Tanoğlu, göreve başladığı dönemde Erzincan’a yakışan bir bina kazandırma hedefi koyduğunu söyledi.

Yatırım yapılırken geri dönüşün ve gelir üretme kapasitesinin hesaplanması gerektiğini belirten Tanoğlu, inşaat yatırımlarında bu hesabın daha somut biçimde yapılabildiğini ifade etti.

Bu kapsamda, daha önce Bilim Sanat Okulu olarak kullanılan ve işlevini yitirdiğini belirttiği yer için valiliğe başvurduklarını anlatan Tanoğlu, alanın konumunu uygun bulduklarını söyledi.

Tanoğlu’nun aktardığına göre, satış yapılması halinde bedelin Hazineye gideceği belirtilerek bunun yerine üç okul yapılması önerildi. Bu öneriyi kabul ettiklerini ifade eden Tanoğlu, üç okulu tamamlayıp teslim ettikten sonra odanın yeni hizmet binasını inşa ettiklerini kaydetti.

Binadan elde edilen kira gelirlerinin odanın mali yapısını güçlendirdiğini belirten Tanoğlu, kasadaki birikimin oluşmasında bu gelirlerin önemli payı bulunduğunu söyledi.

“Makam aracını sattım, inşaata demir aldım”

Yeni hizmet binasının finansmanını nasıl sağladığı sorulan Tanoğlu, ticari geçmişinden kaynaklanan güveni ve kişisel itibarını ortaya koyduğunu söyledi.

Üç okulun inşaatına başladıkları sırada odanın kasasında para bulunmadığını belirten Tanoğlu, göreve geldiklerinde mevcut olan 2 milyon liranın ardından Düve Üretim Merkezi için 2 milyon 750 bin liralık bir yatırım yaptıklarını, bu süreçte borçlandıklarını anlattı.

Mali imkânlar sınırlı olmasına rağmen projeyi gerçekleştirmeleri gerektiğine inandığını dile getiren Tanoğlu, oda bünyesindeki makam aracını da sattığını söyledi.

Tanoğlu, “Makam aracını da sattım. O zaman para yoktu diye demir aldım inşaata” ifadelerini kullandı.

Makamın kendisi için öncelikli olmadığını vurgulayan Tanoğlu, hesabını veremeyeceği bir sorumluluğun altına girmeyeceğini belirtti. Oda görevini kendi işlerinin gerisinde tutmadığını ifade eden Tanoğlu, üyelerden yalnızca yeterince ziyaret edemedikleri için helallik istediğini söyledi.

Bir öğrencinin sözleri burs desteğini büyüttü

Öğrencilere verilen bursların kendisi açısından özel bir anlam taşıdığını anlatan Tanoğlu, burs alan bir öğrencinin yemek ihtiyacına ilişkin sözlerinden çok etkilendiğini belirtti.

Öğrencinin, “Ben doyana kadar yemek yemedim, yiyeceğim” dediğini aktaran Tanoğlu, bu sözler karşısında gözyaşlarını tutamadığını söyledi.

Geçen yıl 300 öğrenciye burs verildiğini, bu yıl ise sayının 500’e çıkarıldığını ifade eden Tanoğlu, aylık toplam burs tutarının 1 milyon 250 bin lira olduğunu açıkladı.

Burs desteğinin devam edeceğini ve imkânlar doğrultusunda artırılacağını belirten Tanoğlu, öğrencilerin dualarını önemsediklerini söyledi. Tanoğlu, burs verilen öğrencilerin küçük bir bölümünün duasının kabul olmasının bile kendisi için yeterli olduğunu dile getirdi.

Süt fabrikasında günlük 70 bin litre işleme kapasitesi

Programda atıl durumdaki süt fabrikasına ilişkin çalışmaları da değerlendiren Tanoğlu, tesisi hazırlayarak anahtar teslimi şekilde Tarım Kredi Kooperatifine verdiklerini söyledi.

Tesisi belirli bir şartla devrettiklerini belirten Tanoğlu, Erzincan’daki sütün tamamının alınmasını istediklerini ifade etti.

Bildiği kadarıyla fabrikanın günlük 70 bin litre süt işleme kapasitesine sahip olduğunu söyleyen Tanoğlu, mevcut durumda tesise günlük yaklaşık 45 bin litre süt geldiğini aktardı.

Tanoğlu, fabrikanın günlük 70 bin litreye kadar sütü işleyerek hazır hale getirebilecek kapasitede olduğunu belirtti.

Düve Üretim Merkezi için “Önemli bir değer” değerlendirmesi

Düve Üretim Merkezi hakkında da açıklamalarda bulunan Tanoğlu, bu alandaki projeyi başarıyla hayata geçiren sekiz ilden birinin Erzincan olduğunu söyledi.

Projenin başlangıcında bazı ortakların maddi imkânlarının bulunmadığını belirterek ayrıldıklarını anlatan Tanoğlu, oda olarak geri çekilmediklerini ve yatırımı tamamladıklarını ifade etti.

Merkezin Erzincan açısından önemli bir değer taşıdığını vurgulayan Tanoğlu, aynı tesisin mevcut şartlarda 100 milyon liraya dahi yapılamayacağı görüşünü dile getirdi.

Şeker fabrikası ihalesindeki süreci anlattı

Erzincan Şeker Fabrikasını satın alma girişimleri de sorulan Tanoğlu, göreve geldikleri ilk dönemde fabrikanın ihalesinin gündemde olduğunu söyledi.

Odanın o dönemde yeterli mali imkânı bulunmadığını belirten Tanoğlu, kendi imzasıyla teminat mektubu alarak oda adına ihaleye katıldığını anlattı. Teminat tutarını yaklaşık 570 bin lira olarak hatırladığını ifade etti.

İlk ihalenin rekabet oluşmadığı gerekçesiyle 15 gün sonraya ertelendiğini belirten Tanoğlu, bu süreçte Ankara’dan Tevhit Tavşanoğlu’nu arayarak fabrikanın Erzincan’a kazandırılması için birlikte hareket etmeyi önerdiğini söyledi. Tavşanoğlu’nun da ikinci dosyayı hazırlayarak teminatını oluşturduğunu aktardı.

İhaleye 48 saat kala Erzurum ile birlikte alım yapılmasının gündeme geldiğini anlatan Tanoğlu, o dönemde bu büyüklükte bir adım atmaya cesaret edemediklerini ifade etti.

Mevcut tecrübesine o tarihte sahip olsaydı farklı hareket edebileceğini belirten Tanoğlu, fabrikanın alınamamasını Erzincan açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdi.

Tanoğlu, fabrikanın 600 dönümlük arazi içerisinde 70 milyon liraya satıldığını, yaklaşık yüzde 14 oranında kredi imkânının da bulunduğunu hatırladığını söyledi.

Doğusan konusunda Sarıgül’ün eleştirilerine yanıt verdi

Doğusan’a ilişkin soruyu da yanıtlayan Tanoğlu, Mustafa Sarıgül’ün kendilerine yönelik eleştirilerini yerinde bulmadığını ifade etti.

Tesiste geçmişte boru üretimi yapıldığını, ancak teknolojik yenilenme konusunda gerekli dönüşümün gerçekleşmediğini savunan Tanoğlu, yaklaşık 120-130 dönümlük bir alanın söz konusu olduğunu söyledi.

Burada yeniden üretim yapılabilmesi için teknoloji yatırımı veya farklı bir fabrika yapılanması gerektiğini belirten Tanoğlu, eski üretim sistemiyle devam edilmesini mümkün görmediğini ifade etti.

Doğusan’ın borsadaki hareketleriyle ilgili de değerlendirmede bulunan Tanoğlu, kendi gözlemine göre 19 bin liralık bir kâğıdın 120 bin liraya kadar çıkarıldığını ve daha sonra yeniden düştüğünü ileri sürdü. Bunun bir spekülasyon olabileceğini savunan Tanoğlu, söz konusu sürece ilişkin ayrıntılı bilgi sahibi olmadığını da belirtti.

Besi OSB ve sanayicinin nakliye maliyeti

Besi Organize Sanayi Bölgesi hakkında görüşlerini paylaşan Tanoğlu, daha önce yer seçiminin şehir merkezine daha yakın bir noktada yapılmasını önerdiğini söyledi.

Erzincan’ın tarım ve hayvancılık potansiyeline dikkat çeken Tanoğlu, sanayi yatırımlarını şehre çekme konusunda ise nakliye maliyetlerinin önemli bir engel oluşturduğunu belirtti.

İstanbul’dan ham madde getirip Erzincan’da üretim yaptıktan sonra ürününü yeniden İstanbul’a veya ihracat noktalarına göndermek zorunda kalan yatırımcıların maliyet hesabı yaptığını anlatan Tanoğlu, bu nedenle üretim merkezlerine daha yakın alternatiflerin tercih edilebildiğini söyledi.

Bazı yatırımcıların Düzce’deki teşvik imkânlarını örnek gösterdiğini aktaran Tanoğlu, Erzincan’da taşıma maliyeti daha düşük olan iş kollarının öne çıktığını dile getirdi.

Tekstil sektörünün bu açıdan önemli olduğunu belirten Tanoğlu, göreve geldikleri dönemde yaklaşık 700 kişinin çalıştığı sektörde istihdamın 3 binin üzerine çıktığını söyledi. Bununla birlikte tekstil işletmelerinin ekonomik şartlar nedeniyle son dönemde sıkıntı yaşadığını ifade eden Tanoğlu, bu sorunların aşılmasını ve daha fazla yatırımcının şehre gelmesini istediklerini kaydetti.

OSB’de elektrik altyapısı ve araç yatırımları

Erzincan Organize Sanayi Bölgesi’nde öncelik verdikleri yatırımları anlatan Tanoğlu, göreve geldikleri dönemde elektrik altyapısında sorunlar yaşandığını söyledi.

Küçük bir dış etken nedeniyle bile elektrik kesintisi meydana gelebildiğini belirten Tanoğlu, arızanın hangi noktadan veya trafodan kaynaklandığının tespitinde de güçlükler bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle altyapının güçlendirilmesine önem verdiklerini aktardı.

OSB’ye yeni bir itfaiye aracı alındığını belirten Tanoğlu, yakın zamanda çıkan küçük bir yangına bu araçla hemen müdahale edildiğini, şehir merkezinden ikinci ekip gelene kadar gerekli ilk müdahalenin yapıldığını söyledi.

Elektrik direklerindeki çalışmalarda kullanılacak araç ve kepçe gibi ihtiyaçların da karşılandığını ifade eden Tanoğlu, imkânlar ölçüsünde altyapı yatırımlarını sürdürdüklerini kaydetti.

Elektrik hatlarının tamamen yer altına alınmasının yaklaşık 1 milyar liralık yatırım gerektirdiğini belirten Tanoğlu, mevcut durumda bu büyüklükte bir harcamayı karşılayacak güçlerinin bulunmadığını söyledi.

Mesleki eğitim okulu ve teknik kolej hedefi

Sanayide yalnızca fiziki altyapının yeterli olmadığını vurgulayan Tanoğlu, nitelikli çalışan ihtiyacına da dikkat çekti.

Tornacı, tesviyeci ve benzeri alanlarda eleman bulmakta güçlük yaşandığını belirten Tanoğlu, projeleri arasında mesleki eğitim okulu ve teknik kolej bulunduğunu söyledi.

OSB’de çalışanların çocukları için anaokulu ve kreş kazandırdıklarını ifade eden Tanoğlu, bu yatırımların Anagold sponsorluğuyla gerçekleştirildiğini aktardı. Tanoğlu, söz konusu çalışmalar için OSB kasasından para çıkmadığını belirtti.

“Bir dikişle değişen bir hayat”

Kadınlara yönelik tekstil atölyesi çalışmasını da anlatan Tanoğlu, projenin kızının önerisiyle gündeme geldiğini söyledi.

Kızının bir tekstil atölyesi kurulmasını teklif ettiğini belirten Tanoğlu, başlangıçta yaklaşık 10 makine aldıklarını, bildiği kadarıyla makine sayısının daha sonra 35’e ulaştığını ifade etti.

Ceza sürecindeki kadınların üretime katılmasını sağlayan çalışmanın Türkiye genelinde 81 ile örnek olarak iletildiğini anlatan Tanoğlu, atölyede kaliteli ürünlerin daha uygun maliyetlerle üretildiğini söyledi.

Çalışan kadınların sigortalı olarak maaş aldığını, aynı zamanda meslek öğrendiğini belirten Tanoğlu, cezaları sona erdiğinde kendi işlerini kurabilecek bilgi ve deneyime sahip olabileceklerini ifade etti.

Programda “Bir dikişle değişen bir hayat” sözleriyle anılan projeyi önemli bulduğunu belirten Tanoğlu, kadınların üretim yoluyla hayata hazırlanmasının değerine dikkat çekti.

Tulum peynirinde tescil ve üretim şartları

Erzincan Tulum Peynirinin Avrupa Birliği tesciline uzanan süreci değerlendiren Tanoğlu, tescilin önemli bir kazanım olduğunu, ancak üretim alanında hedefledikleri noktaya henüz tam olarak ulaşılamadığını söyledi.

Üretimde bazı aksaklıklar bulunduğunu belirten Tanoğlu, özellikle şırdan kullanımına ilişkin sıkıntılara değindi. Bu sorunların giderilmesiyle daha iyi bir noktaya ulaşılacağına inandığını ifade etti.

Tescilin Erzincan Tulum Peynirinin adının kullanımına ilişkin şartlar getirdiğini belirten Tanoğlu, bu korumanın üreticiyi de desteklediğini söyledi. Avrupa Birliği tescilini önemli bir başarı olarak değerlendiren Tanoğlu, Erzincan Tulum Peynirinin bu alanda Türkiye’den tescil alan ilk 30 ürün arasında bulunduğunu ifade etti.

Tescilin ürün değerine katkı sunduğunu savunan Tanoğlu, örnek olarak 5 bin 500 lira değerindeki bir tulum peynirinin tescille birlikte 8 bin-8 bin 500 liraya kadar değerlendirilebildiğini söyledi. Bunun üreticinin kârlılığına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.

Erzincanspor başkanlığı dönemlerini anlattı

Erzincanspor’daki görev dönemlerine de değinen Tanoğlu, 1999-2000 yıllarında İstanbul’da ikamet etmesine rağmen bir yıl kulüp başkanlığı yaptığını söyledi.

O dönemde kulüplerin gelirlerinin sınırlı olduğunu belirten Tanoğlu, dışarıdan gelen hakem ve yöneticilerin giderlerinin de kulüpler tarafından karşılandığını ifade etti.

Görevi bırakırken kulübün kasasında 100 bin dolar bıraktığını ve ayrıca bir otobüs hediye ettiğini anlatan Tanoğlu, 2013-2014 yıllarında yeniden görev almasının istendiğini söyledi.

O dönemde Refahiyespor adıyla faaliyet gösteren kulübü 62 hacizle devraldığını belirten Tanoğlu, bu hacizlerin tamamını kaldırdıklarını ifade etti.

Futbolcuların alacaklarıyla ilgili bir hatırasını da paylaşan Tanoğlu, sezonun son Kartal maçı öncesinde 22 futbolcunun içeride yaklaşık 10’ar maçlık alacağı bulunduğunu anlattı. Futbolculara maçtan sonra gelip paralarını alabileceklerini, dönmek istememeleri halinde ise ödemeleri hesaplarına göndereceğini söylediğini aktardı.

Tanoğlu, futbolcuların kendisine güvenerek henüz paralarını almadan bütün alacaklarını aldıklarına ilişkin belgeleri imzaladıklarını belirtti. Çarşamba günü için söz vermesine rağmen ödemeleri salı günü gönderdiğini ifade eden Tanoğlu, bu güven ilişkisinin kendisi açısından önemli olduğunu söyledi.

Görev döneminde Erzincanspor’un SSK borcu dahi bulunmayan bir takım haline geldiğini belirten Tanoğlu, bunun TRT ve çeşitli ulusal kanallarda haber olduğunu aktardı.

Yöneticilerden toplanan paranın üzerine katkı sağlayarak bir otobüs daha kazandırdıklarını söyleyen Tanoğlu, borçları ödedikleri dönemde ana sponsorlarının bulunmadığını, Anagold ile sponsorluk anlaşmasını daha sonra yaptıklarını ifade etti.

Annesi ve babası adına yaptırdığı eserleri paylaştı

Kişisel imkânlarıyla verdiği desteklerin arkasındaki duyguyu anlatan Tanoğlu, insanın hayatında kalıcı bir iz bırakmasının önemli olduğunu söyledi.

Annesi adına Kavakyolu’nda Kur’an kursu ve taziye evi yaptırdığını, babası adına ise Esentepe’de cami inşa ettirdiğini belirten Tanoğlu, bu çalışmaları çok fazla anlatmayı tercih etmediğini ifade etti.

Yokluğu bilen bir aileden geldiğini vurgulayan Tanoğlu, tek maaşla beş çocuğunu yetiştiren bir babanın evladı olduğunu hatırlattı. Sahip olduğu imkânları paylaşmayı önemsediğini belirten Tanoğlu, elinden geldiğince destek vermeyi sürdüreceğini ifade etti.

Seracılık için paketleme ve soğuk hava tesisi

Tarım ürünlerinin değerlendirilmesine yönelik projelerini de açıklayan Tanoğlu, Erzincan’da daha önce 600 dönümlük sera alanı bulunduğunu, ikinci projeyle buna 600 dönüm daha eklendiğini söyledi.

Toplam 1.200 dönümlük sera alanında üretilen ürünlerin geleneksel yöntemlerle paketlenmesinin ihracat açısından sorun oluşturabileceğini belirten Tanoğlu, modern paketleme ve soğuk hava tesislerinin gerekli olduğunu ifade etti.

Ürünlerin bozulmadan korunması, uygun şartlarda paketlenmesi ve doğrudan ihracata hazırlanması için bu yatırımın önem taşıdığını dile getiren Tanoğlu, paketleme ve soğuk hava tesisini projeleri arasında gördüklerini söyledi.

Yöresel ürünler alanında fuar ve konferans bölümleri

Yöresel ürünlerin üreticiyle müşteriyi buluşturacağı alanlar oluşturmak istediklerini belirten Tanoğlu, bazı şehirlerin giriş ve çıkışlarında bu tür satış noktalarının bulunduğunu anlattı.

Erzincan için de proje hazırladıklarını söyleyen Tanoğlu, yöresel ürünler alanının içerisinde konferans ve fuar bölümlerinin de yer almasını istediğini ifade etti.

Tanoğlu, bu alanları birlikte hayata geçirmeyi planladıklarını belirtti.

İhracat için teknik destek, yeniden AR-GE yapılanması

Erzincanlı işletmelerin yeni pazarlara ulaşmasına yönelik çalışmalar hakkında da bilgi veren Tanoğlu, Chicago’daki ofis üzerinden ihracata ilişkin teknik destek alma hedeflerinden söz etti.

Erzincan’da ihracat yapmak isteyen işletmeler için bu bağlantıdan yararlanmayı planladıklarını belirten Tanoğlu, odanın artık bu tür çalışmaları yürütebilecek imkânlara sahip olduğunu söyledi.

Daha önce araştırma ve geliştirme birimi kurduklarını, ancak mali şartlar nedeniyle yaklaşık altı ay sonra çalışmayı durdurduklarını anlatan Tanoğlu, o dönem ayda 5 bin lira biriktirebilen bir odanın 60-70 bin liralık personel maliyetini karşılamakta zorlandığını ifade etti.

Mevcut mali yapıyla AR-GE çalışmalarını yeniden sürdüreceklerini belirten Tanoğlu, bu alandaki hedeflerinden vazgeçmediklerini söyledi.

Savunma sanayisi yatırımı için destek taahhüdü

Erzincan’ın savunma sanayisine nasıl hazırlanabileceğine ilişkin soruyu yanıtlayan Tanoğlu, üniversitede ASELSAN ve TUSAŞ gibi kuruluşlarla bağlantılı bir yatırım konusunun gündeme geldiğini anlattı.

Bu konuda kendisine görüş sorulduğunda kişisel olarak 2 milyon dolar katkı sunabileceğini söylediğini aktaran Tanoğlu, oda adına da 5 milyon dolarlık ortaklık yönünde irade ortaya koyduğunu ifade etti.

Görüşmelerde 60 milyon dolarlık bir yatırım büyüklüğünün gündeme geldiğini belirten Tanoğlu, Erzincan’a böyle bir yatırım kazandırılması için İstanbul’da kapı kapı dolaşarak 30 milyon dolarlık kaynak oluşturmak üzere çalışabileceğini söylediğini aktardı.

Tanoğlu, bu ifadelerin yatırımın Erzincan’a gelmesi için ortaya koyduğu destek taahhüdü olduğunu belirtti.

“Ciddi görünmem işimin gereği”

Programda zaman zaman sert görünen imajına ilişkin sorular da yöneltilen Tanoğlu, kendisini oldukça duygusal bir insan olarak tanımladı.

Televizyonda bir dizi izlerken bile gözyaşlarını tutamadığı zamanlar olduğunu anlatan Tanoğlu, bir sözden kolayca etkilenebildiğini söyledi.

Geçmişte 450 personelle çalıştığını, mevcut durumda da yaklaşık 150-200 kişilik bir çalışma düzeni bulunduğunu ifade eden Tanoğlu, bu sorumlulukların iş ortamında ciddi olmayı gerektirdiğini belirtti.

Arkadaş ortamında ise neşeli ve güler yüzlü olduğunu söyleyen Tanoğlu, kendisi bulunmadığında arkadaşlarının ortamın neşesinin eksildiğini dile getirdiklerini anlattı.

Gençlerin fikirleri için seminer ve danışmanlık

Gençlerin iş fikirlerini hayata geçirmeye yönelik planlarını da paylaşan Tanoğlu, kurulacak AR-GE yapılanmasının bu konuda rol üstlenmesini hedeflediklerini söyledi.

İhtiyaç duyulan alanlarda akademisyenleri ve iş insanlarını Erzincan’a getirerek seminerler düzenlemek istediklerini belirten Tanoğlu, gençlerin fikirlerini dinleyip değerlendireceklerini ifade etti.

Her fikrin ayrı bir değer taşıdığını vurgulayan Tanoğlu, 100 kişiden birinin fikrinin hayata geçirilmesinin bile kendileri açısından başarı olacağını söyledi.

Ankara’da en az 30 odalı misafirhane

Ankara’da yapılması planlanan misafirhane hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunan Tanoğlu, bu çalışmanın yalnızca seçim dönemine ait bir proje olmadığını belirtti. Daha önce planlarında bulunan projeyi öne aldıklarını söyledi.

Erzincan’dan Ankara’ya iş, sağlık ve farklı ihtiyaçlarla giden çok sayıda vatandaş bulunduğunu ifade eden Tanoğlu, özellikle uzun süreli tedavi için gidenlerin konaklama konusunda zorluk yaşadığını anlattı.

Yaklaşık üç yıldızlı otel konseptinde, en az 30 odalı bir misafirhane yapmayı hedeflediklerini belirten Tanoğlu, iş insanlarının yanı sıra 30-40 gün kalması gereken hastaların da tesisten yararlanabileceğini söyledi.

Bu yatırımdan kazanç elde etmeyi amaçlamadıklarını vurgulayan Tanoğlu, yalnızca giderlerini karşılayacak bir işletme modeli düşündüklerini ifade etti. Normal otel maliyetinin yaklaşık beşte biri düzeyinde konaklama sağlanmasını hedeflediklerini belirtti.

Projenin yer ve hazırlık aşamasında olduğunu anlatan Tanoğlu, gerekli mali imkâna sahip olduklarını söyledi. Kiralama seçeneğini uygun bulmadığını belirten Tanoğlu, mülk satın alarak kalıcı bir tesis oluşturmak istediklerini ifade etti.

Ankara’nın ardından İstanbul’un iki yakasında da benzer tesisler kurmayı düşündüklerini belirten Tanoğlu, amaçlarının Erzincanlıların büyükşehirlerde daha rahat konaklayabilmesi olduğunu dile getirdi.

OSB’de sosyal tesis ve hizmet alanları

Erzincan Organize Sanayi Bölgesi’nde misafirhane ve sosyal tesis düşünülüp düşünülmediğine ilişkin soruyu da yanıtlayan Tanoğlu, sosyal tesis kapsamında çeşitli hizmetler planladıklarını söyledi.

Restoran ve kafenin yanı sıra elektrikli araç şarj istasyonu kurulmasının da projeleri arasında bulunduğunu belirten Tanoğlu, ihtiyaç halinde akaryakıt istasyonu gibi hizmetlerin de değerlendirilebileceğini ifade etti.

Kendi yatırımı için plywood fabrikası planlıyor

OSB’ye kişisel olarak yatırım yapıp yapmayacağı sorulan Tanoğlu, bu konuda da bir projesi olduğunu açıkladı.

Yaklaşık 20 bin metrekarelik alanla ilgili hazırlık yaptığını belirten Tanoğlu, burada büyük ihtimalle bir plywood fabrikası kurmayı planladığını söyledi.

Tanoğlu, yatırımın yeni dönemde başlamasını hedeflediğini ifade etti.

“Siyaseti hiç düşünmedim”

Gelecek için birlik ve beraberlik içerisinde, herkesin mutlu olduğu bir Erzincan istediğini belirten Tanoğlu, “Makam hevesi değil, memleket meselesi” yaklaşımını da anlattı.

Oda başkanlığının zaman, maddi katkı ve zaman zaman stres gerektiren bir görev olduğunu söyleyen Tanoğlu, buna rağmen şehre hizmet etme isteğinin kendisini çalışmaya yönelttiğini ifade etti.

Ticaret ve sanayi odası başkanlığını önemli bir makam olarak gördüğünü belirten Tanoğlu, ancak bu görevi belediye başkanlığı veya milletvekilliğine geçiş amacıyla yürütmediğini vurguladı.

Hayatı boyunca siyaseti düşünmediğini söyleyen Tanoğlu, kendi karakterini bu alana uygun bulmadığını ifade etti.

Tanoğlu, “Ben düz bir adamım. Bende gri yok. Siyah var, beyaz var” dedi.

Yeniden seçilmesi halinde bu dönemin ardından görevi gençlere teslim etmek istediğini de belirten Tanoğlu, başkanlığı süresiz devam ettirme düşüncesinde olmadığını söyledi.

“Layık görürlerse devam ederim”

Üyelere mesajını da paylaşan Tanoğlu, ziyaretlerde yaptıkları çalışmaları anlattığını ve kimseyi hedef almadığını söyledi.

Üyelerden destek isterken kendisini layık görmeleri halinde oy vermelerini talep ettiğini belirten Tanoğlu, aynı yaklaşımı sürdürdüğünü ifade etti.

Tanoğlu, “Layık görürlerse versinler, devam edeyim. Vermezlerse de canları sağ olsun” sözleriyle seçim sonucuna ilişkin tutumunu ortaya koydu.

Her duasında hayırlısını istediğini belirten Tanoğlu, kendisi için hayırlı olmayacak bir görevin nasip olmamasını dilediğini söyledi.

Seçimi kaybetmesi halinde bir süre üzüleceğini, ardından işine devam edeceğini ifade eden Tanoğlu, asıl önem verdiği konunun bugüne kadar yapılan çalışmaların ve kazanılan güvenin korunması olduğunu vurguladı. Yanlış bir hareketle geçmiş emeklerin zarar görmesini istemediğini belirtti.

Seçim harcamalarını kişisel olarak karşıladığını söyledi

Seçim harcamalarının odadan mı yoksa şahsi bütçesinden mi karşılandığı sorulan Tanoğlu, bu giderleri kendi imkânlarıyla ödediğini söyledi.

Sekiz yıllık görev süresinde verdiği yemekler, karşılamalar ve benzeri giderleri kişisel olarak karşıladığını belirten Tanoğlu, seçim döneminde oda adına gönderdiği şeylerin masraflarını da kendisinin ödediğini ifade etti.

Tanoğlu, söz konusu giderler için odaya fatura ödettirmediğini vurguladı.

Kamu kurumlarına ve Erzincanspor’a yapılan bazı desteklerde de kişisel bütçelerini kullandıklarını anlatan Tanoğlu, Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Mehmet Ali Aksu’nun katkılarına ayrıca değindi.

Emniyete araç, jandarmaya ve Erzincanspor’a destek

Emniyet teşkilatına araç desteği verilmesi talebini anlatan Tanoğlu, oda imkânlarının o dönemde uygun olmadığını, bu nedenle bir aracı kendisinin satın aldığını söyledi.

Aracın oda adına alındığını ancak faturasını şahsen ödediğini belirten Tanoğlu, bir aracı da Meclis Başkanı Mehmet Ali Aksu’nun aldığını ifade etti.

Jandarmanın araç ihtiyacı kapsamında kendisinin 500 bin lira, Mehmet Ali Aksu’nun da 500 bin lira katkıda bulunduğunu söyleyen Tanoğlu, Erzincanspor’a da ayrı ayrı 1’er milyon lira destek verdiklerini açıkladı.

Aksu’nun katkılarının da bilinmesi gerektiğini belirten Tanoğlu, yapılan desteklerin kişisel bütçelerinden karşılandığını vurguladı.

Çukurkuyu’da yapılan spor okuluna da değinen Tanoğlu, yaklaşık 1 milyon lira veya üzerinde bir harcamayı kendisinin karşıladığını söyledi. Oda adına yürütülen bu tür desteklerde şahsi kaynaklarını kullandığını ifade etti.

“Projeleri oy birliğiyle yaptık”

Oda adına gerçekleştirilen projelerin yönetim içerisindeki birliktelikle hayata geçtiğini belirten Tanoğlu, bütün projelerde oy birliği sağlandığını söyledi.

Çalışma arkadaşlarının doğru olduğuna inandıkları projelerde kendisine destek verdiğini ifade eden Tanoğlu, yönetimde ve mecliste birlikte görev yaptığı isimlere teşekkür etti.

Sekiz yıllık süreçte ekip uyumunun önemli olduğunu vurgulayan Tanoğlu, bundan sonraki seçim sonucunun da herkes için hayırlı olmasını diledi. Rakibinin de kendilerinin de kazanabileceğini belirten Tanoğlu, bu konuda herhangi bir olumsuz yaklaşım içerisinde olmadığını söyledi.

Denetimler ve beş yıldız vurgusu

Odanın düzenli olarak denetlendiğini belirten Tanoğlu, değerlendirmelerde beş yıldız aldıklarını ifade etti.

Görev süresinde dört yıldız almadıklarını söyleyen Tanoğlu, bu sonucu kurumsal çalışmalarının bir göstergesi olarak değerlendirdi.

24 Ekim’de yapılacak seçimlere ilişkin son mesajında ise rakibine karşı kötü bir söz kullanmadığını belirten Tanoğlu, seçim sürecinin erken başladığını ve yorucu geçtiğini söyledi.

Yarışın dostluk içerisinde tamamlanmasını istediğini ifade eden Tanoğlu, kim kazanırsa kazansın sonucun her iki taraf için de hayırlı olmasını ve seçilen yönetimin başarılı olmasını diledi.

Muhabir: H. Sümeyra Turan