Türkiye, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde kayıplarını anarken, Erzincan’da meydana gelen sarsıntı bölgedeki "büyük deprem" korkusunu yeniden tetikledi. Son 125 yıl içinde Erzincan merkezli yaşanan üç büyük felaket (1939, 1983, 1992), toplamda 34 bin 776 insanın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanmıştı. Özellikle 7.9 büyüklüğündeki 1939 depremi, Cumhuriyet tarihinin kaydedilen en büyük sarsıntısı olarak hafızalardaki yerini koruyor. Peki, bugün yaşadığımız bu sarsıntılar neyin habercisi?
Kemah: Üç Kırmızı Hattın Kesişim Noktası
Doç. Dr. Bülent Özmen, son depremin merkez üssü olan Kemah ilçesinin jeolojik konumuna dikkat çekiyor. Kemah; Kuzey Anadolu Fayı (KAF), Divriği Fayı ve Ovacık Fayı’nın tam ortasında, stratejik bir noktada yer alıyor. Özmen’e göre, bu bölgenin altında haritalandırılmış bir diri fay görünmese de, Kemah bu üç dev fay hattından gelen her türlü sarsıntıyı şiddetle hissedebilecek bir konumda. 2011 yılında yaşanan 5.6’lık Cengerli-Refahiye depremini hatırlatan Özmen, bölgenin sismik olarak oldukça aktif olduğunu vurguluyor.
"Asıl Korkutan Bölge: 70 Kilometrelik Yedisu Segmenti"
Erzincan’ın batısına (Tokat/Niksar yönü) doğru yakın zamanda büyük bir deprem beklenmediğini belirten Doç. Dr. Özmen, asıl tehlikeli yönü doğu olarak işaret ediyor:
"Bölgeyi asıl korkutan fay, Erzincan’ın doğusundan Bingöl’ün Yedisu ilçesine kadar uzanan 70 kilometrelik Yedisu Segmentidir. Burada en son 1784 yılında büyük bir deprem yaşandı. 242 yıldır enerji biriktiren bu segment, tam bir 'sismik boşluk' niteliğindedir. Büyük bir deprem üretme olasılığı her geçen gün, her geçen saat artmaktadır."
Zemin Faktörü: Alüvyon Ova Riski Katlıyor
Erzincan’ın deprem tehlikesini sadece fay hatları değil, şehrin üzerine kurulduğu zemin de artırıyor. Erzincan merkezinin "alüvyon" bir ova üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Özmen, bu durumun sarsıntının şiddetini yüzeye çok daha yıkıcı bir şekilde ilettiğini belirtiyor. 6 Şubat 2026'daki 4.9'luk sarsıntının ardından bölgede büyüklüğü 4’e kadar ulaşabilecek artçıların normal olduğunu ifade eden uzman, Erzincan gibi bir şehir için bu büyüklükteki depremlerin bir "erken uyarı" olarak okunması gerektiğini söylüyor.
Erzincan'ın Tarihsel Deprem Karnesi:
-
10 Aralık 1930: Kemah-Erzincan (5.6)
-
26 Aralık 1939: Büyük Erzincan Depremi (7.9) – Türkiye tarihinin en büyüğü.
-
13 Mart 1992: Erzincan (6.8) – Şehir merkezinde ağır yıkım.
-
6 Şubat 2026: Kemah-Erzincan (4.9) – Güncel uyarıcı sarsıntı.
Ayda Bir Kez Yaşanabilir, Hazır Olmalıyız
Doç. Dr. Bülent Özmen, Türkiye genelinde 4 ile 5 büyüklüğündeki depremlerin ortalama ayda bir kez meydana geldiğini belirterek sözlerini şöyle noktalıyor: "
“Erzincan, Türkiye’nin deprem tehlikesi en yüksek illerin başında gelir. Erzincan, Kuzey Anadolu Fayı’nın üzerine kuruludur. Yerleşim alanı alüvyol bir ova olup, bu durum tehlikenin yüksekliğinin yanı sıra riski de artıran bir unsurdur. Geçmişte yayınlanmış bütün resmi deprem bölgeleri haritalarında da deprem tehlikesi hep çok yüksek olarak gösterilen Erzincan için orta büyüklükte dediğimiz bu depremler zaman zaman meydana gelebilir. 6 Şubat 2026 tarihinde meydana gelen deprem sonrası aynı bölgede yakın bir zamanda daha büyük bir depremin olma olasılığı yok denecek kadar azdır. Bu deprem sonrası büyüklüğü 4’e kadar çıkabilecek artçı şoklar meydana gelebilir. Tarihsel ve aletsel dönemde yaşanan depremlere bakınca Erzincan, 20 kadar yıkıcı deprem yaşamış ve her depremde önemli kayıplar vermiştir. Türkiye’de orta büyüklükte diyeceğimiz buna benzer depremler ortalama olarak ayda 1 meydana gelebiliyor. Bütün bu türdeki depremleri, deprem risklerinin azaltılması çalışmalarına odaklanmamız gerektiğini hatırlatan uyarıcı depremler olarak düşünmek gerekir."