Erzincan denildiğinde akla gelen yöresel lezzetlerin başında hiç kuşkusuz Erzincan Tulum Peyniri geliyor.
Ancak bu peynirin hikâyesi yalnızca sütten, mayadan ve tuzdan ibaret değil. Lezzetin başlangıcı, Erzincan'ın yüksek rakımlı yaylalarına kadar uzanıyor.
Ürünün Türkiye'deki coğrafi işaret tescili “menşe adı” niteliğinde. Türk Patent ve Marka Kurumu'nun kayıtlarına göre Erzincan Tulum Peyniri 29 Ağustos 2001 tarihinde tescil edildi ve coğrafi sınır Erzincan'ın 1.500 metre ve üzeri rakımlı yaylaları olarak belirlendi.
Lezzetin İlk Sırrı Yaylalarda Başlıyor
Erzincan Tulum Peyniri'nin karakteristik özelliklerinin temelinde hayvanların beslenme biçimi bulunuyor.
AB ürün şartnamesinde peynirin, esas olarak Akkaraman koyununun çiğ sütünden üretilmesi öngörülüyor. Akkaraman sütüne Morkaraman koyunu veya keçi sütü katılması halinde ise bu oranın yüzde 5'i geçmemesi gerekiyor. Üretim dönemi de yılın dördüncü ve dokuzuncu ayları arasındaki dönem olarak tanımlanıyor.
Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de ürünün lezzetinde Erzincan yaylalarındaki bitki örtüsünün ve Akkaraman koyununun önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.
Yani peynirin hikâyesi fabrikada değil, yaylada başlıyor.
Aynı Tarifi Başka Yerde Yapmak Yetmiyor

Erzincan Tulum Peyniri'ni farklı kılan en önemli ayrıntılardan biri de “menşe adı” koruması.
Menşe adı, ürünün belirli bir coğrafyayla güçlü bağının bulunması anlamına geliyor. Erzincan Tulum Peyniri için bu bağ yalnızca isimden ibaret değil; kullanılan süt, üretim dönemi, üretim yöntemi ve olgunlaştırma süreci ürün şartnamesinde tanımlanmış durumda.
Bu nedenle başka bir şehirde aynı yöntemle üretilen bir peynirin “Erzincan Tulum Peyniri” adıyla piyasaya sunulması, coğrafi işaret korumasının kapsamına giren bir konu.
En Az 4 Ay Bekliyor
Peynirin sofraya gelmesi de kısa sürede gerçekleşmiyor.
AB şartnamesine göre Erzincan Tulum Peyniri en az dört ay olgunlaştırılıyor. Olgunlaştırma, koyun veya keçi derisinden yapılan tulumlarda ya da plastik bidonlarda gerçekleştirilebiliyor.
Bu süreç peynirin yalnızca kıvamını değil, kendine özgü aromasını ve tadını da oluşturuyor.
Ürün; beyaz-krem renkte, yarı sert, homojen yapıda ve kolay ufalanabilen bir özellik taşıyor. Kendine özgü aroması ve belirgin asidik, “dili ısıran” tadı ise Erzincan Tulum Peyniri'nin ayırt edici özellikleri arasında gösteriliyor.
4-5 Litre Sütten 1 Kilo Peynir
Üretimde kullanılan sütün peynir haline dönüşümünde de ciddi bir emek bulunuyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın geleneksel peynir envanterinde Erzincan Tulum Peyniri için yaklaşık 4-5 litre sütten 1 kilogram peynir elde edildiği belirtiliyor.
Bu da sofraya gelen küçük bir peynir parçasının arkasında aslında oldukça yoğun bir üretim sürecinin bulunduğunu gösteriyor.
2025'te Avrupa'dan Tarihî Tescil

Erzincan Tulum Peyniri'nin hikâyesindeki en önemli dönüm noktalarından biri ise 2025 yılı oldu.
Avrupa Komisyonu, 26 Mayıs 2025'te Erzincan Tulum Peyniri'nin Avrupa Birliği'nin coğrafi işaret siciline kaydedilmesine ilişkin düzenlemeyi kabul etti. Düzenleme 27 Mayıs 2025 tarihli Avrupa Birliği Resmî Gazetesi'nde yayımlandı.
Böylece Erzincan Tulum Peyniri, Avrupa Birliği'nde PDO (Protected Designation of Origin / Menşe Adı) koruması elde etti.
Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yayınında da Erzincan Tulum Peyniri'nin Ezine Peyniri'nin ardından AB tescili alan ikinci Türk peyniri olduğu belirtiliyor.
Erzincan'ın “Beyaz Altını”
Tulum peyniri yalnızca bir yöresel yiyecek değil, Erzincan ekonomisi açısından da önemli bir üretim alanı.
Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün verilerine göre kentte yıllık tulum peyniri üretimi yaklaşık 8 bin ton seviyesinde ve sektör yaklaşık 6-7 bin kişilik istihdam sağlıyor.
2026 yılında ise Erzincan'da coğrafi işaretli tulum peyniri üretiminin artırılması için kurumlar ve sektör temsilcileri bir araya gelerek üretimin yaygınlaştırılması konusunda çalışma başlattı.
Dolayısıyla bugün sofralarda birkaç parça olarak gördüğümüz Erzincan Tulum Peyniri, arkasında yaylacılığı, koyun yetiştiriciliğini, süt üretimini, peynir ustalığını ve uzun bir olgunlaşma sürecini barındıran büyük bir ekonomik ve kültürel miras.
Yayladan başlayan bu hikâye artık Erzincan sınırlarını aşmış durumda. Avrupa Birliği tesciliyle birlikte Erzincan'ın yıllardır sofralarda yaşattığı bu gelenek, Avrupa'da da koruma altına alınmış oldu.





