Erzincan’ın Refahiye ilçesi çevresi, yalnızca tarihî yerleşimleri ve kaleleriyle değil, kayalara işlenmiş sıra dışı figürleriyle de Anadolu’nun eski dönemlerine ışık tutuyor. Bu alanlardan biri olan Ağdaş Kalesi, özellikle kaya yüzeylerinde bulunan mitolojik figürleri ve sunak niteliğindeki kaya düzenlemeleriyle dikkat çekiyor.
Ağdaş Kalesi, tarihî araştırmalarda Endres ve Ezbider olarak anılan yerleşimlerin bulunduğu coğrafyada, Polat Deresi’nin aşağı kesimlerine yakın bir alanda, Kızıltaş köyünün Bileyli mezrası çevresinde gösteriliyor. Araştırmada kalenin yalnızca savunma amacıyla kullanılan bir yapı olmadığı, kaya üzerindeki sunaklar, oyuntular ve diğer unsurlar nedeniyle ritüel veya tapınım işlevlerinin de bulunmuş olabileceği değerlendiriliyor.
Kayaların üzerinde gizemli figürler
Ağdaş Kalesi’ni diğer tarihî yapılardan ayıran en önemli özelliklerden biri, ana kaya ve sonradan koparak yamaçlara dağılan kaya blokları üzerindeki işçilikler.
Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan kapsamında yayımlanan araştırmada, bölgede çeşitli mitolojik yaratık figürleri, balık tasviri, kaya oyuntuları, ark biçimli işçilikler ve sunak olarak değerlendirilen düzenlemeler bulunduğu aktarılıyor.
Araştırmaya göre ana kayanın güney bölümünün doğal nedenlerle kopması sonucunda çeşitli kaya parçaları yamaçlara dağılmış durumda. Bu parçaların üzerinde bulunan figürlerin, kaya kütlesi henüz bütünlüğünü korurken nasıl bir kompozisyon oluşturduğu ise bugün kesin olarak anlaşılamıyor. Araştırmacı, figürlerin ana kayanın belirli bir bölümünde toplu olarak mı bulunduğunun, yoksa farklı yüzeylere mi işlendiğinin kesin biçimde belirlenemediğini ifade ediyor.
En dikkat çekici figür: Kanatlı ejder
Ağdaş Kalesi'ndeki kaya işçilikleri arasında en fazla dikkat çeken unsur ise uçuş halindeki kanatlı ejder figürü.
Araştırmada bu kabartmanın uzunluğu 2,70 metre olarak veriliyor. Bu nokta özellikle önemli; bazı ikincil aktarımlarda ölçü farklı biçimde verilebilse de doğrudan ulaşılan Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan metninde ölçü 2,70 metre olarak belirtiliyor.
Araştırmacı Tahir Erdoğan Şahin, söz konusu kanatlı ejder figürünün Anadolu'daki ilk örneklerden biri, hatta bilinen ilk ejder tasviri olabileceği kanaatini dile getiriyor. Bu ifade, mevcut arkeolojik veriler üzerinden ortaya konulan bir araştırmacı değerlendirmesi olarak görülmeli; “Anadolu'daki kesin olarak en eski ejder tasviri” şeklinde kesin bir bilimsel hükme dönüştürülmemeli.
Figürün uçuş hâlindeki tasarımı da araştırmanın dikkat çektiği unsurlar arasında yer alıyor.
Ejder yalnız değil
Ağdaş Kalesi'ndeki kaya sanatının tek örneği ejder figürü değil.
Araştırmada başka bir kaya parçası üzerinde mitolojik bir hayvan figürü bulunduğu, bu figürün jeolojik dönemlerde yaşamış dişli kuşları hatırlatan özellikler taşıdığı belirtiliyor. Aynı kaya üzerinde ayrıca balık figürünün de bulunduğu aktarılıyor.
Bunun yanında farklı kaya bloklarında çeşitli oyuntular, arklar ve taş düzenlemeleri bulunuyor. Bunlardan birinin dikdörtgen biçimli olduğu ve üç tarafının ark şeklinde oyulduğu belirtiliyor.
Bu düzenlemelerin ne amaçla yapıldığı konusunda ise araştırmada kesin bir sonuca ulaşılmıyor. Bunların ritüel amaçlı bir taş düzenlemesi mi olduğu, yoksa tamamlanmamış bir yapı unsurunu mu temsil ettiği sorusu açık bırakılıyor.
Ağdaş Kalesi’nin yüksekliği yaklaşık 10 metre
Araştırmada Ağdaş Kalesi'nin özgün yüksekliğinin yaklaşık 10 metre olduğu belirtiliyor.
Ana kayanın parçalanmasıyla birlikte ortaya çıkan kaya bloklarının üzerindeki figürler ve sunak bölümleri, kalenin güney ve doğu kesimlerinde yoğunlaşmış olabilecek bir ritüel alanın varlığına işaret ediyor.
Araştırmacı, bu unsurlar nedeniyle Ağdaş'ı sıradan bir savunma yapısından daha farklı bir konumda değerlendiriyor ve yerleşimin İlk Çağ'da kutsal işlevler taşıyan merkezlerden biri olabileceğini ileri sürüyor.
Urartu öncesine uzanan izler
Ağdaş Kalesi'nin tarihî önemini artıran bir diğer unsur ise kaya işçiliğinin Urartu öncesi dönemlerle ilişkilendirilmesi.
Araştırmada kayalar üzerinde bulunan ark ve sunakların Urartu döneminden önceye ait olduğu ileri sürülüyor. Ağdaş ve yakınındaki Ezbider Kalesi'nin, Urartu egemenlik sahasının kuzeybatı uçlarında veya bu egemenliğin dışında kalan alanlarda bulunmuş olabileceği değerlendiriliyor.
Aynı çalışmada Ağdaş yerleşiminde MÖ 2. bine ait olduğu değerlendirilen buluntuların yanı sıra Roma dönemine işaret eden seramiklerden söz ediliyor. Bu da alanın farklı dönemlerde kullanılmış olabileceğine ilişkin bir tablo ortaya koyuyor.
Hayaşa kültürüyle bağlantısı
Araştırmanın en dikkat çekici yorumlarından biri de Ağdaş'ın Azzi/Hayaşa kültür çevresi içerisindeki konumuna ilişkin.
Çalışmada Ağdaş yerleşimi ve kalesinin, Hayaşa'nın Dukhamma bölgesi içinde bulunmuş olabileceği ileri sürülüyor. Hayaşa kültürünün Anadolu'nun kuzeydoğusundaki erken dönem kültürel gelişmeler içerisindeki yeri de bu değerlendirmeyle birlikte ele alınıyor.
Ancak burada da bilimsel ihtiyat önemli. Azzi/Hayaşa'nın sınırları ve bazı yerleşimlerle özdeşleştirilmesi, antik yazılı kaynakların sınırlılığı nedeniyle akademik literatürde tartışılan konular arasında bulunuyor. Bu nedenle Ağdaş'ın belirli bir antik siyasi yapı içindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerin, araştırmacıların önerileri olarak aktarılması gerekiyor.
Erzincan’ın bilinmeyen tarih katmanlarından biri
Ağdaş Kalesi, Erzincan'ın tarihinin yalnızca daha iyi bilinen Orta Çağ ve yakın dönem eserlerinden ibaret olmadığını gösteren dikkat çekici alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Kayalara işlenmiş kanatlı ejder, mitolojik hayvan ve balık figürleri, sunak olarak değerlendirilen düzenlemeler ve kaya oyuntuları; Refahiye çevresinin binlerce yıl önceki inanç dünyasına ilişkin önemli sorular ortaya çıkarıyor.
Özellikle yaklaşık 2,70 metrelik kanatlı ejder kabartması, araştırmacının “Anadolu'daki ilk örneklerden biri, hatta bilinen ilk ejder” şeklindeki değerlendirmesi nedeniyle dikkat çekiyor. Fakat bu iddianın kesinleşmesi için figürün tarihlendirilmesi, benzer örneklerle karşılaştırılması ve alanın kapsamlı arkeolojik çalışmalarla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
Bugün Ağdaş Kalesi'nin kayaları üzerinde duran bu figürler, Refahiye ve Erzincan çevresinin geçmişine ilişkin hâlâ cevaplanmayı bekleyen sorular bulunduğunu gösteriyor. Bir kaya üzerine işlenmiş kanatlı ejder ise bu coğrafyanın en sıra dışı ve araştırılmaya değer arkeolojik unsurlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.
Not: Haberde kullanılan görsel temsilidir.
Kaynaklar
- Tahir Erdoğan Şahin, Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan, Cilt 6 – Ağdaş, Hayaşa ve Urartu öncesi kaya işçiliğine ilişkin bölüm.
- Tahir Erdoğan Şahin, Cumhuriyetin 100. Yılında Erzincan, Cilt 11 – “Ağdaş Kalesi mitolojik yaratık (ejder) ve balık motifleri” bölümü.
- Tahir Erdoğan Şahin, Azzi/Hayaşa Bölgesi Efsaneleri, Erzincan, 2020 – “Ejderleri Koruyan Kayalar ya da Kayalaşan Ejderlerin Soluğu” bölümü.
- Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü, Erzincan-Erzurum-Kars-Iğdır yüzey araştırmaları ve bölgenin İlk Tunç/Demir Çağı arkeolojik verileri.
- Uluslararası Erzincan Sempozyumu Bildiri Kitabı, Azzi/Hayaşa ve Erzincan'ın MÖ 2. binyıl tarihî coğrafyasına ilişkin çalışmalar.





