Erzincan’dan yarıyıl (sömestr) umresi kapsamında 16–17 Ocak 2026 tarihlerinde kutsal topraklara doğru yola çıkan vatandaşlar, ibadetlerini tamamlayarak yurda döndü. Ancak bu dönüş, sıradan bir seyahatin bitişi değil; iç dünyada açılan kapıların, sessiz duaların ve kelimelere sığmayan hâllerin ardında bırakıldığı bir yolculuğun son durağı oldu.

Kutsal topraklarda geçirilen günler boyunca kalabalıklar arasında kaybolan yüzler, aslında kendi iç yolculuklarını yaşıyordu. Kimi gözyaşını Kâbe’nin gölgesinde sakladı, kimi ilk kez bu kadar derin bir sessizliği dinledi. Her adımda başka bir hikâye, her duada başka bir umut vardı. Orada zaman, alışıldık akışını yitirirken; niyetler, sabır ve teslimiyetle yeniden şekillendi.

Umre ziyaretini tamamlayan Erzincanlı vatandaşlar, yurda dönerken yanlarında sadece hatıra değil, anlatılması zor bir manevî yük taşıdı. Kimi için bu yolculuk bir arayışın cevabı, kimi için yeni bir başlangıcın eşiği oldu. Söylenenlerden çok söylenemeyenlerin ağır bastığı bu ziyaret, kalplerde iz bırakan bir tecrübe olarak hafızalara kazındı.

Yetkililer ve organizasyon görevlileri, ziyaret sürecinin düzenli ve huzurlu bir şekilde tamamlandığını belirtirken, umrecilerin ortak ifadesi dikkat çekti: “Orada insan, kendini daha az konuşurken; daha çok hissederken buluyor.” Bu cümle, belki de yolculuğun tamamını özetleyen en sade ifade oldu.

Erzincan’a dönen umreciler, günlük hayatın içine yeniden karışırken; kutsal topraklarda yaşanan o derin atmosferin etkisinin kolay kolay silinmeyeceği gözlendi. Her biri, kalabalıklar arasında sessizce yapılan duaların, görünmeyen ama hissedilen bir bağ kurduğunu dile getirdi.

Rabbimizden, bu yolculuğun her adımının mebrûr ve makbûl olmasını; edilen duaların kabulünü niyâz ederiz. Kutsal topraklarda başlayan bu manevî hâlin, gündelik hayatın içinde de sürmesini temenni ederiz.

Muhabir: Adem Toprakoğlu