Erzincan’ın tarihini bugünkü şehir kimliği üzerinden okumak, aslında binlerce yıllık geçmişin yalnızca küçük bir bölümünü görmemize neden oluyor. Akademik araştırmalar, Erzincan ve çevresinin Eskiçağ'da önemli siyasi ve kültürel hareketliliklerin yaşandığı bir coğrafya olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Hitit çivi yazılı belgelerinde geçen Azzi-Hayaşa adı, bölgenin MÖ 2. binyıldaki siyasi tarihinin araştırılmasında önemli bir kaynak oluşturuyor.
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi tarafından yayımlanan bir araştırmada, Hitit belgelerine göre günümüz Erzincan bölgesi ve çevresinin Azzi-Hayaşa memleketleriyle ilişkilendirildiği; güneyde Išuwa, batıda Hatti-Yukarı Ülke ve kuzeybatıda Kaška yerleşimleriyle çevrili bir coğrafyanın söz konusu olduğu belirtiliyor. Araştırmacılar, Hititler ile Azzi-Hayaşa arasındaki ilişkilerin savaşlar ve antlaşmalar üzerinden izlenebildiğini aktarıyor.
Hitit tabletlerinde Erzincan coğrafyasının izleri
Erzincan’ın Eskiçağ tarihinin önemli özelliklerinden biri, bölge hakkında doğrudan günümüze ulaşmış çok sayıda yerel yazılı belge bulunmamasına rağmen, Hitit devlet arşivlerinde bölgeye ilişkin kayıtların yer almasıdır.
Erzincan Üniversitesi tarafından yayımlanan bir araştırmada, Hititlere ait belgelerde Azzi-Hayaşa bölgesiyle ilgili savaş ve barış ilişkilerinin anlatıldığı, özellikle I. Šuppiluliuma dönemine ait belgelerin bölgenin siyasi tarihini anlamada önem taşıdığı belirtiliyor. Araştırmaya göre Hititler, bölgeyi zaman zaman “düşman” olarak değerlendirmiş ve askeri seferlerle kontrol altında tutmaya çalışmıştı.
Bu durum Erzincan’ın tarihindeki dikkat çekici bir gerçeği ortaya çıkarıyor: Bölge, Hitit dünyasının tamamen dışında kalan sakin bir sınır coğrafyası değildi. Aksine, Anadolu'nun merkezindeki Hitit siyasi gücü ile Doğu Anadolu'daki yerel siyasi oluşumların karşı karşıya geldiği alanlardan biriydi.
Dört hükümdarın adı binlerce yıl sonra yeniden okunuyor
Azzi-Hayaşa tarihine ilişkin akademik çalışmalarda en dikkat çekici unsurlardan biri, bazı hükümdarların isimlerinin Hitit belgeleri sayesinde günümüze kadar ulaşmış olmasıdır.
Araştırmacı Aram Kosyan, Hayasa ve Azzi'ye ilişkin anlaşma metinlerini incelediği çalışmasında Karanni, Mariya, Hukkana ve Anniya olmak üzere dört kralın adının belgelerde geçtiğini belirtiyor. Aynı çalışma, bu hükümdarların dönemlerini Hititlerle ilişkiler bağlamında değerlendiriyor.
Karanni dönemine ilişkin kayıtlar özellikle dikkat çekici. Akademik değerlendirmelere göre Karanni, Kummaha çevresindeki çatışmayla bağlantılı olarak Hititlerle karşı karşıya gelen Hayasa hükümdarı olarak anılıyor. Daha sonraki süreçte Mariya'nın Hayasa'nın yöneticisi olduğu ve Hititlerle bir antlaşma yaptığı, ancak anlaşmanın bozulmasının ardından Hattuşa'da idam edildiği aktarılıyor.
Hukkana döneminde ise Hitit-Hayasa ilişkilerinin farklı bir boyuta geçtiği görülüyor. II. Murşili dönemine gelindiğinde Anniya'nın adı öne çıkıyor. Akademik çalışmalarda Anniya'nın Hititlerle yeniden çatışmaya girdiği ve Murşili'nin Hayasa üzerine seferler düzenlediği belirtiliyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bu isimleri doğrudan bugünkü Erzincan şehir merkezinin yöneticileri olarak nitelendirmek akademik açıdan doğru olmaz. Azzi-Hayaşa'nın sınırları ve bazı merkezlerinin nerede bulunduğu hâlâ tartışılan bir konudur. Bununla birlikte akademik literatürde Erzincan ve çevresi, Azzi-Hayaşa coğrafyasının değerlendirilmesinde merkezi öneme sahip alanlardan biri olarak ele alınıyor.
Mariya’nın Hattuşa’da öldürülmesi
Azzi-Hayaşa hükümdarları arasında Mariya'nın hikâyesi özellikle dikkat çekiyor.
Akademik araştırmalara göre Mariya, Hititlerle yapılan bir vassallık anlaşmasının ardından Hayasa'nın yöneticisi olmuştu. Ancak anlaşmanın yükümlülüklerini ihlal etmesi üzerine Hitit kralı tarafından Hattuşa'da idam edildiği aktarılıyor. Bu bilgi, Erzincan çevresiyle ilişkilendirilen bir siyasi yapının yöneticisinin, Anadolu'nun merkezindeki Hitit başkentine kadar uzanan diplomatik ve askerî ilişkilerin içinde bulunduğunu gösteriyor.
Bu nedenle Azzi-Hayaşa tarihi yalnızca bir “eski krallık” hikâyesi değil; dönemin büyük siyasi güçleriyle diplomasi, savaş ve antlaşmalar üzerinden ilişki kuran bir bölgesel siyasi yapı olarak değerlendiriliyor.
Ardından sahneye Urartular çıkıyor
MÖ 1. binyıla gelindiğinde Erzincan ve çevresinin siyasi görünümünde yeni bir dönem başlıyor. Urartu Krallığı, Doğu Anadolu merkezli güçlü bir devlet olarak kuzeye ve batıya doğru genişleme politikası izledi.
Akademik araştırmalar, Erzincan ve çevresinin Urartu açısından stratejik önem taşıdığını gösteriyor. Altıntepe, Çadırkaya/Pekeriç ve Tuzla gibi merkezler, Urartu'nun bölgedeki askerî, idari ve ekonomik varlığını anlamak açısından öne çıkıyor. Bir araştırmaya göre Erzincan merkeze yaklaşık 16 kilometre mesafedeki Altıntepe, Urartu'nun kuzey ve kuzeybatı bölgelerindeki önemli savunma ve yönetim merkezlerinden biriydi.
Urartu döneminde bölgeye yalnızca kaleler yapılmadı. Araştırmalar, sulama sistemleri ve çeşitli su yapılarının da oluşturulduğunu ortaya koyuyor. Erzincan ve çevresindeki Urartu kalelerini inceleyen güncel bir akademik çalışmada Çadırkaya/Pekeriç, Karakaya, Kemah, Üçpınar, Bakacak ve Toybelen kaleleriyle birlikte kaya basamaklı su tünelleri ele alınıyor. Bu tünellerin kuşatma sırasında kalelerin özellikle su ihtiyacını karşılamak ve gerektiğinde gizli giriş-çıkış sağlamak amacıyla kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor.
Erzincan’ın Eskiçağ hikâyesi kalelerde saklı
Urartu dönemine ilişkin bir başka araştırma, Erzincan Sırataşlar Kalesi üzerinden bölgenin stratejik önemine dikkat çekiyor. Araştırmaya göre Erzincan, Urartu'nun kuzey ve kuzeybatıya yönelik politikaları açısından ele geçirilmesi gereken önemli bölgelerden biriydi. Bölgedeki kaleler, sulama kanalları ve yerleşimler Urartu'nun burada yalnızca geçici askerî faaliyet yürütmediğini, kalıcı bir hâkimiyet kurmaya çalıştığını gösteren unsurlar arasında değerlendiriliyor.
Daha da önemlisi, 2026 yılında yayımlanan bir akademik araştırma Erzurum-Erzincan hattındaki eski kutsal alanları yeniden değerlendiriyor. Çalışmada Altıntepe, Çengerli, Tuzla ve Sırataşlar gibi merkezler de dâhil olmak üzere çok sayıda kale ve yerleşimdeki kutsal alanların Urartu dini ve siyasi genişlemesiyle ilişkisi inceleniyor.
Bütün bu veriler birlikte değerlendirildiğinde Erzincan'ın tarihinin birkaç yüzyıllık değil, binlerce yıllık bir siyasi, askerî ve kültürel geçmişe sahip olduğu görülüyor. Hitit tabletlerinde adı geçen Azzi-Hayaşa yöneticilerinden Urartu kalelerine ve su sistemlerine kadar uzanan bu tarih, Erzincan coğrafyasının Eskiçağ'da da önemli bir bölgesel merkez olduğunu gösteren farklı kanıtları bir araya getiriyor.
Bugün Erzincan'ın dağlarında, vadilerinde ve kalelerinde görülen bazı taş yapılar, su tünelleri ve arkeolojik alanlar bu uzun geçmişin somut izlerini taşırken; Karanni, Mariya, Hukkana ve Anniya gibi isimler ise binlerce yıl önce bu coğrafyada yaşanan siyasi mücadeleleri yazılı kaynaklar üzerinden bugüne taşıyor.
Bu nedenle Erzincan'ın tarihini yalnızca son birkaç yüzyıl üzerinden değil, Hitit tabletlerinden Urartu kalelerine kadar uzanan çok daha geniş bir zaman çizelgesi içerisinde okumak gerekiyor.
Akademik kaynaklar
- İÖ 2. Binyılda Hitit Çiviyazılı Belgelere Göre Erzincan ve Çevresi – EBYÜ
- Erzincan ve Çevresi Araştırmaları-1 – AKRA Dergisi
- Erzurum ve Erzincan Çevresindeki Urartu Dönemi Kaya Basamaklı Su Tünelleri II
- Urartu Devleti’nin Kuzey Bölgesinde Önemli Bir Kale: Tuzla Kalesi
- Erzincan Sırataşlar Kalesi
- Ancient Sacred Sites in Erzurum and Erzincan Region – 2026





