İşte bu yüzden Davut Sulari, sadece güçlü sesiyle değil, yaşadığı hayatla da halk ozanlığı geleneğinin son büyük temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.
Çayırlı'da Başlayan Bir Hikâye
1925 yılında Erzincan'ın Çayırlı ilçesinde dünyaya gelen Davut Sulari'nin asıl adı Davut Ağbaba idi.
Müzik onun için sonradan edinilmiş bir uğraş değildi.
Dedesi Kaltuk Mehmet Ağa bir tasavvuf şairiydi. İlk bağlama ve şiir eğitimini dedesinden aldı. Genç yaşta âşıklık geleneğinin içine girdi ve zamanla "Sulari" mahlasıyla tanındı.
Mikrofon Değil, İnsan Biriktirdi
Bugün bir sanatçı sosyal medyada milyonlara ulaşabiliyor.
Sulari'nin döneminde bunun tek yolu vardı.
Yola çıkmak.
Türkiye'nin dört bir yanını dolaştı.
Kimi zaman haftalarca at sırtında yol aldı.
Gittiği köylerde sazını çaldı.
Atışmalara katıldı.
Yeni türküler öğrendi.
Yeni türküler bıraktı.
Bu yolculuklar, onun eserlerine Anadolu'nun farklı renklerini taşıdı.
Konya Âşıklar Bayramı'nın Mimarı İsimlerden Biriydi
Bugün her yıl düzenlenen Konya Âşıklar Bayramı, âşıklık geleneğinin en önemli buluşmalarından biri kabul ediliyor.
Çok az kişi bilir ki Davut Sulari, bu organizasyonun oluşmasına katkı veren öncü isimler arasında yer aldı.
Ayrıca Ankara ve İstanbul Radyoları'nda yıllarca usta sanatçı olarak görev yaptı ve halk müziğinin geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağladı.
Usta Yetiştiren Usta
Davut Sulari'nin en önemli miraslarından biri sadece söylediği türküler değildir.
Yetiştirdiği isimlerdir.
Araştırmalar, Âşık Daimi, Beyhani ve Kelkitli Serdari gibi pek çok halk ozanının onun sanatından etkilendiğini ve ondan beslendiğini gösteriyor. Bu yönüyle Sulari yalnızca bir sanatçı değil, bir ekol kurucusu olarak da değerlendiriliyor.
Avrupa'da da Türkü Söyledi
1960'lı ve 1970'li yıllarda Avrupa'ya giden işçilerin memleket hasretini gideren isimlerden biri de Davut Sulari oldu.
Almanya başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde konserler verdi.
İran, Irak ve Suriye gibi komşu ülkelerde de sazını çaldı.
Erzincan'da başlayan yolculuğu, sınırların ötesine ulaştı.
Az Bilinen Bir Ayrıntı
Davut Sulari sadece türkü söylemezdi.
Doğaçlama atışmalardaki ustalığıyla da tanınırdı.
Anlatılanlara göre, karşısındaki âşığın söylediği dörtlüğe birkaç saniye içinde yeni dizelerle cevap verebilir, bunu yaparken hem kafiyeyi hem de anlam bütünlüğünü korurdu.
Bu yeteneği onu döneminin en güçlü atışma ustalarından biri hâline getirdi.





