Fetihten sonra tutulan tahrir defterleri, Evliya Çelebi'nin gözlemleri ve Osmanlı salnameleri birlikte incelendiğinde, Erzincan'ın nasıl büyüdüğü ve nasıl değiştiği adım adım izlenebiliyor.
Bu kayıtlar yalnızca nüfusu göstermiyor; mahalle sayısından üretime, ticaretten dini yapılara kadar şehrin günlük yaşamına ilişkin önemli ipuçları da sunuyor.
Yavuz Sultan Selim Döneminde Osmanlı Topraklarına Katıldı
1514 yılında Çaldıran Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti, Erzincan'ı kesin olarak hâkimiyeti altına aldı. Fetihten kısa süre sonra bölgenin ekonomik ve idari yapısını belirlemek amacıyla ayrıntılı tahrirler gerçekleştirildi.
Osmanlı için bu sayımlar yalnızca nüfusu öğrenmek amacı taşımıyordu. Devlet;
- vergi gelirlerini,
- üretim kapasitesini,
- askerî yükümlülükleri,
- vakıf gelirlerini
tespit etmek amacıyla şehirleri ayrıntılı biçimde kayıt altına alıyordu.
İlk Osmanlı Sayımında 20 Mahalle Bulunuyordu
1516–1518 yıllarında gerçekleştirilen ilk tahrirlere göre Erzincan şehir merkezinde 20 mahalle bulunuyordu.
Bu mahallelerin;
- 7'sinde Müslümanlar,
- 13'ünde Hristiyanlar
yaşıyordu.
Bu tablo, 16. yüzyılın başlarında Erzincan'ın çok kültürlü bir şehir yapısına sahip olduğunu gösteriyor. Daha sonraki 1530 ve 1591 tahrirlerinde mahalle sayısı büyük ölçüde korunurken nüfusun arttığı görülüyor.
Erzincan Tarımla Ayakta Duruyordu
Tahrir defterleri, Erzincan ekonomisinin temelini de açıkça ortaya koyuyor.
Kayıtlara göre şehir ve çevresinde başlıca şu ürünler yetiştiriliyordu:
- buğday,
- arpa,
- darı,
- mercimek,
- nohut,
- bakla,
- pamuk,
- kendir,
- kenevir.
Hayvancılık da önemli bir geçim kaynağıydı. Karasu Havzası'nın verimli toprakları sayesinde Erzincan, Osmanlı'nın doğudaki önemli üretim merkezlerinden biri hâline gelmişti.
Evliya Çelebi'nin Gördüğü Erzincan Çok Daha Büyüktü
Aradan yaklaşık 130 yıl geçtikten sonra, 1647 yılında Erzincan'a gelen Evliya Çelebi, şehrin önemli ölçüde geliştiğini yazıyor.
Seyahatnâme'de yer alan bilgilere göre şehirde;
- 48 mahalle,
- kale içinde yaklaşık 200 ev,
- kale dışında yaklaşık 1.800 ev,
- 7 cami,
- 7 tekke,
- 11 hamam
bulunuyordu.
Evliya Çelebi'nin verdiği bilgiler, Erzincan nüfusunun o yıllarda yaklaşık 10 bin kişi civarında olduğunu düşündürüyor. Bu rakamlar, Osmanlı'nın ilk tahrirlerinden sonraki dönemde şehrin büyüdüğünü ortaya koyuyor.
Depremler Şehrin Kaderini Defalarca Değiştirdi
Ancak Erzincan'ın büyüme hikâyesi kesintisiz devam etmedi.
31 Temmuz 1784'te meydana gelen büyük deprem, şehri ağır şekilde etkiledi. Dönemin kaynaklarına göre binlerce yapı zarar gördü ve ayakta kalan ev sayısı birkaç yüzle sınırlı kaldı.
Buna rağmen Erzincan kısa sürede yeniden toparlandı. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde şehir merkezinin nüfusunun yaklaşık 23 bin olduğu, bunun yaklaşık 15 binini Müslümanların, geri kalan önemli bölümünü ise Ermenilerin oluşturduğu belirtiliyor.
1872 Salnamesi Erzincan'ın Büyüklüğünü Gösteriyor
Osmanlı Devleti'nin yayımladığı 1872 tarihli Erzurum Vilayet Salnamesi de Erzincan Sancağı'nın büyüklüğünü ortaya koyuyor.
Salnameye göre Erzincan Sancağı'na bağlı merkez ve kazalarda toplam 723 köy bulunuyordu.
Bunların;
- Erzincan merkez kazasında 97,
- Gercanis Nahiyesi'nde 144,
- Kemah'ta 56,
- Kuruçay'da 41,
- Kuzican'da 113,
- Ovacık'ta 177,
- Mazgirt'te ise 195 köy yer alıyordu.
Bu rakamlar, Erzincan'ın yalnızca şehir merkezinden ibaret olmadığını; geniş bir idari yapıya sahip önemli bir sancak merkezi olduğunu gösteriyor.
Mahalleler Bir Kimlikti
Osmanlı şehirlerinde mahalle yalnızca insanların yaşadığı yer değildi.
Her mahallenin;
- kendi imamı,
- vakfı,
- çeşmesi,
- sosyal dayanışma ağı
bulunurdu.
Mahalleler, aynı zamanda vergi ve idari düzenin temel birimleriydi. Bu nedenle tahrir defterlerinde mahalle sayıları büyük titizlikle kaydediliyordu.
Bugün İçin Neden Önemli?
Osmanlı arşivleri sayesinde bugün Erzincan'ın yalnızca siyasi tarihini değil, günlük yaşamını da öğrenebiliyoruz.
Yaklaşık beş yüz yıl önce;
- kaç mahallede yaşandığını,
- hangi ürünlerin yetiştirildiğini,
- nüfusun nasıl değiştiğini,
- depremlerin şehri nasıl etkilediğini
bu kayıtlar sayesinde takip etmek mümkün oluyor.
Her yeni belge, Erzincan'ın geçmişine dair eksik kalan parçaları tamamlıyor ve şehrin tarihini daha iyi anlamamıza katkı sağlıyor.





