Erzincan’ın 1939 depremi öncesindeki tarihî ve kültürel kimliğini ele alan yeni bir eser yayımlandı. Prof. Dr. Abdulkadir Gül tarafından hazırlanan “Kültürel Varlıkları ve Şehir Kimliği ile 1939 Öncesi Erzincan” adlı kitap, 1939 Erzincan Depremi’nde hayatını kaybedenlerin aziz hatırasına adandı.
Prof. Dr. Abdulkadir Gül, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda kitabın Erzincan Depremi şehitlerinin anısına ithaf edildiğini duyurdu. Paylaşımında Erzincan’ın tarih boyunca farklı dönemlerde büyük yıkımlara maruz kaldığını belirten Gül, bunlardan birinin de 1939 yılında yaşanan büyük deprem olduğunu ifade etti.
1939 DEPREMİ ŞEHRİN GEÇMİŞLE BAĞINI DEĞİŞTİRDİ
1939 Erzincan Depremi, şehrin yalnızca fiziksel görünümünü değil, tarihî ve kültürel birikimini de derinden etkileyen büyük felaketlerden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Depremle birlikte eski Erzincan’ın önemli bir bölümü yıkılırken, şehrin geçmişten gelen mimari dokusu ve tarihî çevresi de büyük ölçüde değişime uğradı.
Kitabın temel yaklaşımını da bu tarihî kırılmanın öncesindeki Erzincan’ı kayıt altına almak ve şehrin geçmişle kurduğu bağı görünür kılmak oluşturuyor. Eser, 1939 öncesinde Erzincan’ın sahip olduğu kültürel varlıkları ve şehir kimliğini konu edinerek kentin hafızasına katkı sunmayı hedefliyor.

ERZİNCAN’IN ŞEHİR HAFIZASINA KATKI
“Kültürel Varlıkları ve Şehir Kimliği ile 1939 Öncesi Erzincan” başlıklı çalışma, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı Kültür Yayınları kapsamında okuyucuyla buluştu. Eserin kapak tasarımında eski Erzincan’a ait tarihî bir sokak ve yapı fotoğrafına yer verilmesi de kitabın geçmişe yönelik anlatımını yansıtıyor.
Prof. Dr. Abdulkadir Gül’ün çalışması, 1939 öncesindeki Erzincan’ı merak edenler, şehrin tarihî ve kültürel geçmişiyle ilgilenenler ve kentin değişen şehir kimliğini anlamak isteyenler açısından önemli bir kaynak niteliği taşıyor.
Erzincan’ın geçmişini yalnızca hatıralarda değil, yazılı kaynaklarda da yaşatmayı amaçlayan eser, 1939 depreminde hayatını kaybedenleri anarken şehrin tarihî mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini bir kez daha gündeme getiriyor.





